Baş eti diyeti #2

Yazı: Ferhat Can

Yazı dizisinin ilk kısmını okumak için tıklayın.

Fark nedir diye başlamışken önce farklı olmanın bir önemi olduğunu vurgulayalım.

Farklı olmak dikkat çeker. Dikkat çekici olan diğer adayların önüne geçer ve DNA’sını diğer nesillere daha kolay aktarır. Kimsede yok iken almanın, hiç kimse bilmiyor iken bilmenin havası buradan gelir. Ama bunun diyetle alakasına birazdan dönelim.

Farklı olmak aynı zamanda hayatta kalmayı sağlar. Bugün bizlerin “oksijen ile solunum” yapmasının nedeni milyonlarca yıl önce dünyayı ele geçiren bitkilerin atmosfere çok fazla miktarda oksijen salması ve oksijen kullanmayan diğer canlıları zehirlemiş olmasıdır. Bizler farklı olduğu için hayatta kalabilmiş küçük bir grubun devamıyız.

Son olarak farklı olan akılda kalır. Beynimiz “hayatta kalmak” için birbirini tekrar eden uyarıları önemsememek üzere evrimleşmiştir:

İlkel insan derenin sürekli tekrar eden şırıltısını duymaz ki aradan gelen kurt hırıltısını “fark edebilsin.”

Bilgisayarınızın fan sesini gün boyu “dinlersiniz” ama nadiren duyarsınız.

Kalçanıza, gün boyu koltuktan sandalyeye birçok şey temas eder fakat sadece bazı nahoş temasları senelerce unutmazsınız.

Neden? Çünkü farklı.

İşte evrimsel olarak unutmamak, hayatta kalmak ve genlerimizi diğer nesillere aktarmak için genlerimize kodlanmış bu mekanizma başka niyetleri olan kimseler tarafından da kullanıma açıktır.

Deterjan satmak için çekilen reklam da bu mekanizmayı kullanır, arabasının sesini sonuna kadar açan yurdum genci de, dünyadaki en yüksek antioksidan içeriğine sahip ve sadece Tibet’te yetişen Orthorexia tohumlarını satanlar da…

Bir dakika ne tohumu ya? Orthorexia mı? Chia gibi bir şey mi bu? Ya da kinoa?

Hayır aslında yeni superfood diyorlar bu tohumlar için. Ben de kullanmaya başladım. Gerçekten çok iyi geldi. İçindeki yüksek Nervosa miktarı ile hem sinir köklerinin rejenerasyonunu sağlıyor hem de komple antioksidan, omega vs. hepsini içeriyor. İşyerinde arkadaşlarımdan da başlayanlar oldu çok memnunlar.

Bu linke tıklayıp satın alabilirsiniz.

*BİR HAFTADA 8 KİLO DİREKT YAĞDAN VERDİREN MUCİZE BİTKİ SATIN AL HEMEN AL*

Biz kalanlarla devam edelim: Orthorexia diye bir tohum yok. Olmayan tohumların içinde Nervosa diye bir madde de yok. Ama Orthorexia Nervosa gerçekten var.

O linke tıklama isteğini yaratan “dürtü” ve bu dürtünün önüne geçemeyerek…

-sürekli “daha sağlıklısını” aramaya,

-bu arayış yüzünden diğer işleri ve kişileri ihmal etmeye,

sağlıksız olduğunu düşündüğünüz şeyleri tükettiğinizde…

-aşırı kaygı,

-kirlilik hissi,

-aşırı suçluluk hissi,

-aşırı pişmanlık ve kendine olan saygıda azalmaya neden olduğu öne sürülen bir hastalık, Orthorexia Nervosa.*

Hastalık olup olmadığını bir kenara bırakıp; bir hafta sadece sebze suyu içip, üstüne -detoks adı altında- bize bu eziyeti yapanlara para vermemizi sağlayan dürtüye dönelim biz.

Biz bu yalanlara neden inanıyoruz? İlk sebebi çok basit: Fark ediyoruz.

Bu öneriler, sigara sağlığa zararlıdır, bol bol yürüyüş yapın, stresten uzaklaşın gibi doğru ama aşırı tekrardan artık anlamsızlaşmış öneriler arasından bir anda sıyrılıyorlar.

Mesela size iki diyet önersem birisinin adı “sağlıklı diyet” (dere şırıltısı) diğerinin adı “kuantum hücre yenileme diyeti” (kurt hırıltısı) olsa hangisini kabul edersiniz? hem kuantum… hem de hücre yenileme? YOLLA.

yolla

İşte ilk yumruğu burada yiyoruz. Bu ara enerjiler, mitokondriler, DNA’lar, kuantumlar havalarda uçuşuyor. Sizlerin dikkatini çekmek için ışıl ışıl paketlenen abur cuburlar gibi, sizleri üstlerine tıklatmak için bu isimler ile paketlenmiş saçmalıklar bunlar.

Emin olun hiçbir gerçek bilim insanı, geliştirdiği beslenme önerisi ya da terapiye böyle isimler vermez.

Gerçek bilim insanları fark edilmek için isimleri değil “atıfları” kullanırlar. Siz de öyle yapın. Okuduğunuz her yeni diyet ya da mucize besin için önce kaynak gösterilmesini talep edin. Çok yüksek ihtimalle üç tıklama içinde bir saçmalıkla karşı karşıya olduğunuzu fark edeceksiniz. Olmayan üniversiteler, yaşamayan profesörler, Kongo’dan gelen referanslar… Bu gözler neler gördü neler?

Televizyonlara da şüphe ile yaklaşın. Kendisinin bile bulmadığı “doğrularla” ünlü olmuş, ilgi çekmiş, daha sonra papağan gibi tekrarladığı bu doğrular artık televizyonlara çıkmasını sağlamayınca, suratına zeytinyağı sürecek kadar “ilgiye muhtaç” kalmış tipleri dinlemeyin. Bunları önce fark edin. Sonra eleyin. Siz profesör de olsa, diyetisyen de olsa, Instagram fenomeni de olsa “ilgiye muhtaç” insanı tanıyorsunuz.

Doğum günü yemeğinizi masadaki sevgilileriyle kavga ederek gerim gerim geren, Whatsapp’da başarılarınızdan bahsettiğinizde kendi başarılarını anlatan, “düğünlerinize beyaz giyen” bu tiplerin verdikleri önerileri dikkate almayın.

Televizyondan, Instagram’dan veya Twitter’dan diyet tavsiyesi alacaksanız önce bir durun, düşünün: Evlensem düğünüme beyaz giyer mi? Cevap evetse o insanı dinlemeyin.

Hatta gerçek bilim insanlarına da çok hızlı inanmayın. Bilimin sunduğu yenilikleri hayatınıza dahil etmek için en azından bir beş sene bekleyin. Bırakın birilerinin ispatladığını, diğer bilim insanları da gözlemlesin. Yumurtaları hatırlayın. Çok iyilerdi, sonra çok kötü, sonra yarısı iyi, yarısı kötü şimdi tekrardan çok iyi… (Konula ilgili hisse dolu bu videoyu daha sonra izlemeniz için buraya sizler için bırakıyorum.)

Bu süre içinde en kazançlı olanlar yumurta meselesine “çok takılmayanlar” oldu. Siz de öyle yapın çok “takılmayın.”

Çünkü hiç kimse her yediğinin içinde ne olduğunu tek tek sorgulayan birisi ile aynı masaya oturmak istemiyor. Salatanın içindeki havucun organik olmadığını öğrendiğinizde salatayı geri yollayan insan olmayın. Siz zaten eve organik alıyorsunuz. Bu seferlik de bildiğimiz havuç tüketin. Korkmayın, endişelenmeyin, takılmayın.

Çünkü kontrol hissi aslında bir illüzyon. Yedikleriniz üstünde hiçbir zaman %100 kontrol sağlayamayacaksınız.

%5 ürün saklama koşullarına uygun saklanmıyor.

%5 üretici temiz görünüyor ama aslında sahtekar.

%5 tarlaya çiftçileri kullanmasa da tarım ilacı bulaşıyor.

Oranları bilerek aynı veriyorum çünkü bir önemleri yok. %100 kontrol edemeyeceğinizi kabul ettikten sonra geriye kalan kontrol sadece “belirli bir orandadır.”

Yani her şeye dikkat etseniz bile sağlıklı beslemek “belirli bir oranda” mümkündür.

Yediklerimizin sağlığımız üzerindeki etkisi  de yine “tamamen” değil “belirli bir oranda” gerçekleşir. Sağlığımızı etkileyen çok daha önemli sebepler var:

Mesela genetik faktörler sağlığınızı etkileyen en önemli şeylerden birisi… (Babanız, dedeniz ve kuzeniniz kalp krizi geçirdiyse organik beslenmeye değil senelik kontrollere ve ev tipi defibrilatöre ihtiyacınız var.)

Çevresel faktörler de çok önemli. (İstanbul’da bu kadar sanayi ve petrol gazını solurken bu gazların temas ettiği her şey bir oranda “sağlıksız” kabul edilebilir)

Ruh sağlığınız ve stres düzeyiniz de sağlığınızı etkiliyor. (Ya dün Alaçatı’da şahane bir rakı balık yaptım ama havuç organik değilmiş sivilcem çıktı diyebilmiş bir Allahın kulu yok iken, sınav haftalarında suratlarımız ne haldeydi hepimiz hatırlıyoruz.)

Demek ki “belli bir oranda” kontrol edebildiğimiz yediklerimiz de sağlığımızı yine “belli bir oranda” etkiliyormuş.

E tamam madem öyle diyerek sabah, öğle, akşam sanayi tipi yağlarda kızarmış donmuş gıdaları tüketmeyin tabi ki. Ama içgüdülerinize ve genel bilgilere uygun şekilde dikkat ediyorsanız büyük ihtimalle yapılması gerekenleri zaten yapıyorsunuz.

Her şeyi kontrol etmeye çalışarak yaşayacağımız stresin zararı, arada ucu kaçan diyetten çok daha fazla, emin olun.

Peki ufak kaçamaklardan değil haftada bir, tek oturuşta bir kavanoz Nutella’nın dibini sıyırmaktan bahsediyorsak ne yapacağız?

Ödül mekanizmaları ve diyet bir sonraki yazımızda…

(*) Orthorexia Nevrosa’nın henüz tam manasıyla bir hastalık olduğu üzerinde uzlaşma sağlanamadı ve Psikiyatri’nin ana kitabı olan DSM’e girmedi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s