Ne izlesek?

Yaz, sıcaklar, sosyal medya ve dinmeyen gümbür gümbür ülke gündemi sağ olsun, bazen kendi düşündüğünü duyamıyor insan. Hayattan 3-5 saat mola almak için kurguya sığınan BİR BEN değilimdir herhalde. Son zamanlarda izleyip de sevdiklerimden derledim, naçizane.

dunkirk_ver8_xlg

Sinemada – Dunkirk: Nolan’ın forma dönüş filmi Dunkirk, insanlığın en büyük çaresizlik hikayelerinden birinden epik bir film çıkarıyor. Kusurları yok değil elbet, ancak sizi sinemada izlediğinize pişman etmeyecek bir film, sinemada ses kullanımı konusunda ders diye okutulabilir. Dışarıda çokçe eleştirilen, hiç bir karakterin bir ard-hikayesinin olmaması filmin o aciliyet hissinin, o “şimdi ve burada” atmosferinin güçlenmesine hizmet ediyor ve filmi bir hayatta kalma destanına çeviriyor. Nolan’la barışma filmi oldu benim için, darısı bundan sonraki işlerinin başına.

Hızınızı alamazsanız, daha önce şurada da bahsettiğimiz, dönemin detaylarını inci gibi işlemiş sanat yönetimi ve kameramanın belini kıran uzun Dunkirk planıyla 2007’de sinemaseverleri mest etmiş olan Atonement ile evde de film keyfine devam edebilirsiniz.

glow_ver6_xlg

Başından kalkmadan seyretmelik – G.L.O.W: Netflix’in komedi çıkartması G.L.O.W. biraz sipariş kokuyor, neredeyse Temel fıkrasına öykünüyor, bir sarışın bomba, bir lolita, bir anti-kahraman, bir uzakdoğulu, bir…, bir… bir… Öte yandan her yaştan, her yaşam yolundan, her ırktan, her vücut tipinde kadına yer vermek için biraz fazla çabalamış olmalarına rağmen hikayenin bel kemiğinin sıska iki beyaz kızın rekabetine dayanması feminizm adına ne diyor, biraz şaibeli. Onu görmezden gelebilirseniz, ki bu çok kolay, tarifsiz sevimlilikte oyuncu kadrosuyla hoşça geçireceğiniz bir kaç saat sizi bekliyor. Sanat yönetimi için ayrıca bir parantez açmak lazım belki de, seksenler ile ilgili müzikten kıyafetlere ve pek tabii ki çılgınca yıldızlara uzanan saçlara kadar fetişize edilebilecek her şey layıkıyla dizide yerini buluyor. Bir de bazı tabuları nazikçe hikayeye dahil etmesiyle yıldızlı pekiyiyi hakediyor. Go, girl! 💪 💪 💪

dog_day_afternoon_ver2_xlg

Eskilerden – Dog Day Afternoon: Gencecik, çok deli ve pek yakışıklı bir Al Pacino’nun yeteneğinin zirvesinde boy gösterdiği Dog Day Afternoon, çağının çok ötesinde bir film. Leş gibi sıcak bir Ağustos gününde, Brooklyn’deki bir banka soygunu girişimini anlatan Sidney Lumet marifeti, LGBTIQ sinemasının esamesi okunmazken türün başyapıtlarından biri olarak sinema tarihindeki yerini bulmuştu. Temponun hiç kesilmediği kurgusu ve cin fikirli senaryosu ile keyfi garantili bir seyirlik Dog Day Afternoon. Artık Al Pacino gibi aktörler yetişmiyor, ve, evet, maalesef artık kimse böyle filmler çekmiyor.

 

Meraklısına: AFK ve Oscarboy ile her yıl Akademi ödülleri ekseninde gıybete doyduğumuz podcast‘imizde de Dunkirk ve başka vizyon filmlerinden uzun uzun bahsettik. Bekleriz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s