Beta Erkeklerin Yükselişi ve Endeavour Morse’a nasıl aşık oldum

endeavour

İnternette dolaşırken hakkında yazılmış yazıları okumaktan, çekilmiş videoları izlemekten sapıkçasına hoşlandığım ve hiçbir işime yaramayacak birkaç konu var. Örneğin seyahatten pek de keyif almayan biri olmama rağmen uçakta carry-on bagajımızda neler olmalı, bavul nasıl hazırlanmalı, cruise’larda daha az para harcamak için ne gibi sinsice yöntemler kullanmalıyız asla kaçırmayacağım türden listeler. Bütün bunlar yanında erkekler için hazırlanmış güzel kadınları elde etme yöntemleri, nasıl bütün herkesi kendimize aşık eden bir alfa erkek olacağımız hakkındaki rehberlere de bayılıyorum.

Gerçekten tesadüf eseri Youtube’da bir adamcağıza rastaladım, link isterseniz hayalkırıklığına uğrayacaksınız takipçi ya da izlenme sayısının artmasını istemiyorum. Kapalı alanda güneş gözlüğüyle gezen bu arkadaş alfa erkek nasıl olunur bunu öğretmek için yaşıyor. Yöntemleri garsonlara kaba saba davranmak, politik doğrucu olmamak (ki bu da günümüzde ağız tadıyla ırkçı, homofobik, transfobik, cinsiyetçi olmakla eşdeğer hale geldi) ve tek başına dışarı çıkabilmek gibi oldukça ilgi çekici şeyler. Hamburger sipariş verirken lütfen dememenin kendisine değer kazandıracağını düşünen bu adam Hollywood’a sık sık nefret kusuyor çünkü artık alfalardansa beta erkekleri değerli gösterdiğini düşünüyor. Bu noktada bozuk saatle ilgili atasözünü haklı çıkarmış oluyor çünkü hakikaten de artık beta erkekler dizi ve filmlerde çok daha fazla görünür ve izleyici tarafından sevilir oldu.

Aramızda belki alfa erkek nedir, beta erkek nedir diyenler vardır. İnanın ben de tam olarak bilmeden ahkam kesiyorum. Biyolojide elbet kesin bir karşılığı var, toplu halde yaşayan hayvanlarda baskın karakterli olan lidere deniyor. Haliyle kendi küçük topluluklarını kontrol eden, yönlendiren, koruyan ve topluluktaki dişilerin çiftleşmek istedikleri birey oluyor. Beta ise anladınız işte, alfa olmayanlar. Fakat mesele modern zamanlarda yaşayan insanlar oldu mu alfa erkek olmakla kastedilen bambaşka bir şey oluyor. Hayvan olmadığımız ve eşitlik gibi garip kavramlar çıkardığımız için elbette hiçbir erkeğin keyfince baskınlık kurması ve liderlik yapmaya çalışması hoşgörülmüyor. Kadın denen garip yaratıkların ise birbirinden farklı istekleri var ve çok ilginçtir ki ortada Brad Pitt bile olsa çiftleşmek istedikleri konusunda hemfikir olamıyorlar.

Hayvanlardaki alfa erkekleri kendi ekipleri tehlikeye girdiği zaman hiç düşünmeden saldırıya geçip canlarını tehlikeye atıyorlar. Evinde köpek besleyenler eminim ki ne dediğimi anlamışlardır, köpeğinizin üzerinde baskınlığınızı hissettiremezseniz kendisinin alfa olduğunu düşünecek ve tehlike hissettiği an agresifleşecektir. İnsanlardaki sözde alfalar, tabii ki de kendilerini fiziksel tehlikeye atacak değiller saçmalamayın. Alfalıklarını yüksek sesle konuşarak, başkalarını küçük görerek, kullandıkları arabanın anahtarını masanın üstüne görülebilecek şekilde koyarak sergileyeceklerdir. Çünkü biz hayvan değiliz, iş yumruklara gelmeyecek, zekamız var ve onu kullanarak baskınlığımızı kuracağız. Çok zeki olduğumuz için duygularımızı göstermekten çekineceğiz, hatta onlara sahip olmayacağız bile çünkü hassaslık ve zeka birbirleriyle zıt şeyler. Bahsettiğim tipleri biliyorsunuz, bir yılı aşkın süre önce burada yazmıştım. Ve bakın bir yıl sonra buradayım ve yeni bir neslin gelişini kutluyoruz.

Beta erkek, -ya da sözde beta erkek diyelim çünkü ergenliği geride bıraktığı halde Dawkins alıntılayan insanların bilimi temsil ettiğine inanmıyorum- alfa erkeğin tam tersi olarak medyada ve genç kadınların kalplerinde yer edinmeye başlıyor. Aslında çok çok önceden Moonlighting’teki David ile hayatımıza girmişti. Esprili, neşeli, agresif olmayan, kendi halinde takılan ve sevilesi bir erkek olarak mutlaka da kıyafetimize karışan ve her an dövüşe hazır olan erkeğin çekici olmak zorunda olmadığını göstermişti. Castle ve Bones gibi pek de sevmesem de aynı tipte yumuşak huylu ve hoşlandığı kadının zekasının ve yeteneğinin altında kalmaktan rahatsız olmayan erkeklerin yer aldığı diziler de 2000li yılların boşluğunu doldurdular.

Neyse. Endeavour’a gelelim. Fikirlerine pek değer verdiğim, zevkine çok güvendiğim bir arkadaşım tarafından tavsiye edileli bilmiyorum birkaç ay olmuştur herhalde. İngilizler’in kutsalları olarak gördükleri Inspector Morse’un gençliğini anlattığını öğrenince biraz bozuldum doğrusu, dönem dizilerinden pek de hoşlanmam, yaşanan yılı gözümüze sokmak için karikatürleştiklerini düşünürüm. İlk bölümünü ilgimin yarısını telefonuma vererek izledim ve tek yorumum “Morse’un gençliği çok da yakışıklıymış.” oldu. Gelgelelim bir süre sonra kendimi tekrar izlerken buldum ve çevremdekilere delirtecek düzeyde bir hayranlığı yavaş yavaş ellerimde büyüttüm.

Evet dizinin senaryosu oyuncaklı, klişelerle dolu ve seyirciyi aptal yerine koymuyor, evet polisiye olarak yeterince ilgi çekici ve dönemi seyircinin gözüne sokmaya çalışmıyor. Ama diziyi asıl sevme nedenim elbette ki Endeavour Morse’un ta kendisi. “Odanın IQ ortalamasını düşürüyorsun” tarzı hakaretlerden daha zekice bir şey söylediğini duyamadığımız Sherlock, çocuk gibi davranıp etrafındakileri çıldırtan Patrick Jane ya da düşünebildiğimiz diğer onlarca Bay Zeki Olduğu için Duygularını Gösteremeyen’e inat Morse her bölüm yaralanıyor, ağlıyor, ağlamazsa en azından gözleri doluyor, kadınlara karşı kibarlığı unutmuyor, duygularına yenilip agresifleşirse kibar bir İngiliz olduğu için özür dilemeyi biliyor. Bütün bunların yanında Oxford geçmişi sayesinde klasikler konusunda yeterli olandan fazla bilgili, gramer konularında hassas, Ozymandias ve Alice Harikalar Diyarında’dan alıntılar yapıyor ve en hoşuma giden kısmı da gerçek bir opera hayranı olması (pek barok dinlemese de kendisini affediyorum). Bu noktada isim vermeden aramızdaki Mahmut’lardan birinin “Ne olmuş yani, Binbir Gece’deki Onur Bey de Korsakof dinliyordu” dediğini sızdırmak isterim.

Tekrar bir düşününce Twilight’taki Bella gibi bir drama kraliçesi gibi davranan Morse’un iki boyutlu ve hayran etmek amaçlı yazılmış karakterlerden sonra naneli limonata ferahlığı getireceğine emin olmamın yanında medyanın üzerinde çok fazla etkisi olduğunu düşündüğüm genç heteroseksüel kadınların erkek beğenilerini daha insancıl olan tarafa doğru çevirmede de yardımcı olacağını da tahmin ediyorum. Hele ki yazın yükselişe geçen yerli romantik dizilerde kirli sakallı, kravat takmayan zengin ve huysuz patron erkeklerin yaratacağı etkiyi hayal etmeye çalıştıkça Jabbaerwocky alıntılayarak genç kızları kurtaran, kendi değişiyle genç kadınları sağsalim eve bırakan Morse’a sevgim artıyor.

2 thoughts

  1. Gerçekten çok kötü tespitler içeren bir yazı olmuş.
    “Alfa = araba anahtarını masa üstüne koyan kırolar” gibi bi çıkarıma varılıyor ki alakası yok aslında.
    Ayrıca “alfa değilse betadır” önermesi de çok yanlış zira gamma ve delta tipleri de vardır.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s