Aylık Favoriler ve Temizlik Ürünleri

Makyaj bloggerlarına bazen çok özeniyorum. Yaktıkları kokulu mumları ve sarı yılbaşı ışıklarını, nötral tonların en güzellerini içeren Naked serisinden far paletlerini zaten utanmazca taklit ediyorum. Bugün de aylık en sevdiklerim olarak şekillenmiş videolarını yazıyla taklit edeceğim. Listede pek kozmetik yok, hatta bir miktar saçmalık var ama hangi önerinin kimin işine yarayacağı belli olmaz. O yüzden başlıyorum.

Dizi: Keen Eddie

keen eddie

Keen Eddie 2004 yılında çekilmiş, o zamanlar bayıldığım, bu ay tekrar izleyince aşkımın kabardığı nefis bir polisiye-komedi dizisi. Toplamda 13 bölümden oluşuyor, dizilerle uzun süreli ilişkiler kurmaktan çekinenler için artı puan kazanıyor. Başrollerinde Boston Legal’da oynarken Ken bebek lakabını kazanmış Mark Valley ve o zamanlar ünlü ve moda ikonu olmayan pek genç ve tatlı bir Sienna Miller var. New York yerlisi bir polisin Londra’ya gitmesini ve İngiltere’ye uyum sağlamaya çalışmasını anlatıyor. Hiç olmadı ilk bölümü bir deneyin. Bulması zor olabilir, baştan uyarayım. Yakınlarıma da dilerseniz benden DVDlerini temin edebilirsiniz diye göz kırpayım.

Kitap: Barkskins

Annie Proulx’un az biraz göz korkutan ama zevkle okunan bu kitabı bütün ayımı doldurdu. Proulx’u tanımıyorsanız Brokeback Mountain filminin uyarlandığı aynı adlı öykünün yazarı diye kısaca tanıtayım. Kitap koloni zamanlarında Fransa’dan Kanada’ya göç eden iki oduncuyu ve onların 2000li yıllara kadar uzanan ailelerini anlatıyor. Haliyle yerli Amerikalılar’a yapılan haksızlıklar ve ormanların bitirilişi hakkında ağırlıkla. Edebiyat süsü az tarihi arka plan araştırması çok bir roman. Proulx’un dili Brokeback Mountain öyküsünden hatırladığımla aynı; acımasız, dalga geçer gibi bir havası var. 600’den fazla sayfalık bir romana başlamadan önce bir örnek istiyorsanız buradan Brokeback Mountain’ı okuyabilir yazara aşina olabilirsiniz. Romanın kendisini Pandora’dan sipariş verdim. Türkçe çevirisi maalesef henüz yok, ama umuyoruz ki yayınevleri bu konuda bir şeyler yaparlar.

Müzik: Busoni

busoni

Post-romantik bestecilerden Hindemith’e çok hayranım ama Busoni’nin dehasını yeni yeni takdir etmeye başladım. Busoni’nin piyano için bestelediği eserlerden çıkan seriden 7 numaralı olanı bu ay en çok dinlediğim albüm oldu. Wolf Harden tarafından icra edilen besteler Wagner, Bizet ve Mozart gibi bestecilerin eserlerinin varyasyonları ağırlıklı. Özellikle İtalyan ve Alman karışımı bir bestecinin Fransız besteleri üzerine yaptığı çeşitlemeler ortaya bir Avrupa özeti çıkarıyor.

Alışveriş

Bu konuda birkaç favorim var. İlki, dalga geçmeyin, A101. Bir evde ne kadar saklama kabı olursa olsun yeterli olmuyor. Canım ne zaman sıkkın olsa bir alışveriş terapisi gerek diyerek kendimi derhal evin yakınındaki A101 şubesine atıyor o hafta yeni gelmiş, taş çatlasın 3 TL olan saklama kaplarından istediklerimi seçiyorum. Aynı zamanda eğer şansınız varsa yine çok ucuz olan ev bitkilerinden de yakayalabilirsiniz. Bu ay aldığım Peperomia’m yarınlar yokmuş gibi büyüyüp serpiliyor.

İkinci favorim ise Rossman. Watsons boykotumuz zaten kalıcı, Gratis’in de depo çalışanlarına muamelesi konusunda adım atmamasından sonra ucuz kozmetik için adresimiz Rossman oldu. Fakat kozmetik Rossman’ın asıl güçlü yanı değil. Benim gibi temizlik-titizlikle alakası bile olmayan bir insanı bile büyüleyecek harika ev ürünleri var. Klozet temizleme köpüğü, hassas ciltli prenses bünyeler için özel çamaşır deterjanları, boy boy, her amaç için ayrı mikrofiber bezler yatağını bile düzeltmeyen ben için dahi Harry Potter’daki Balyumruk şekercisi havası yaratıyor. Bunun yanında az da olsa tabii ki Alman yapımı organik, vegan, glutensiz gıda ürünleri de satıyor. Çikolatalı granolası biraz şekerli de olsa Coco Pops’a iyi bir alternatif.

Gelelim üçüncüye, domestikliği bırakıp yaratıcı ruhumuzu besleyelim şimdi. Beyoğlu’ndaki Panter kırtasiyenin ürünlerini satan Viapera beni çok mutlu etti. Ürün çeşitleri baş döndürecek kadar fazla değil fakat iyi seçilmiş, az ve öz kaliteli şeyler bulunduruyorlar. Resim yapmayı sevenler için kolay bulunmayan Amerikan yapımı Strathmore defterleri ve çizim kağıtları mevcut. Bunun yanında yeni başlayanlar için ideal olan Royal & Langnickel çizim ve boya setleri de var. En sevdiğim ürünlerse başka bir yerde bulamadığım enfes renklerdeki Diamine çizim mürekkepleri oldu. Sanat sepetle alakanız yoksa özenle seçilmiş dolmakalemler ve mürekkepleri, büyüteç, yerküre gibi havalı ofis eşyaları ve beğenileceği garanti olan hediyelik eşyaları da var. Fakat en çok hoşuma giden üstünde uğraşılmış, ayrıntılı bilgi veren, kolay kullanımlı sitesi, hızlı ve yardımcı müşteri ilişkileri oldu. Ülkedeki alışveriş siteleri biliyorsunuz pek felaket durumda. Hele ki sanat malzemeleri, alakası olmayan insanlar tarafından satılıyor. Yeşil yerine gri suluboya yollayıp “Ne olacak ki?” diyenler örneğin. Bu yüzden Viapera kalbimi kazandı.

Hazır yeri gelmişken çok kızdığım bir şeyi de yazayım, ürünü yanlış yolluyorsanız “Yanlış yolladığımız 6 liralık ürünü sıfırdan paketleyin, hafta içi onca işiniz varken size arabayla 20 dakika uzak kargo şubesine gidip bize geri yollayın. Ondan sonra size zaten bir hafta içinde zor yolladığımız ürünün doğru olanını yine bir haftada göndeririz.” diyemezsiniz. Sizin hatanızı kimse vakti ve parasıyla ödemek zorunda değil. Ya elden almak için kurye yollayın ya da geri gönderim istemeden yenisini yollayın. Ya da ürünleri yollarken biraz daha dikkatli olun.

Film: Elle

elle

Sinemadan anlamadığımı hep söylüyorum zaten. Başından sonuna doyamadan izlediğim filmler de pek fazla olmuyor. Birkaç yıl önce Birdman’i çok sevmiştim. Bu ay da Elle’i sevdim. Isabelle Huppert’in oynadığı her şey güzel o ayrı da bunun senaryosu, oyunculukları, her bir karesi beni memnun etti. Hakkında feminizm doğrultusunda çok tartışma var. Şahsen beni rahatsız eden bir tarafı olmadı. Spoiler sayılmayacak bir uyarım var, tecavüz sahnesi içeriyor ( trigger uyarısı diyorlar sanırım).

Yazıyı tekrar okudum da Birleşik Devletler ile vize sorunları yaşayan bir ülkede birinci dünya keyifleri ve sorunları yaşıyormuşuz gibi geldi. Eh, Mahmut’un da amaçlarından biri bu zaten, kaostan kaçacak bir sığınak oluşturmak. O yüzden görev bu ay da tamamlandı sanırım.

2 thoughts

  1. Kucuk bir itirazim var; Panter Kirtasiye. Ayni zamanda kürk de satan bir müessese (yan kapisi Panter Kürk idi, hatta esas isleri oydu bildigim) oldugundan ben onlari da nefretle boykot ediyorum. A101’e ise gidecegim, tesekkurler ^^

    Liked by 1 kişi

    1. Aaaa, hiç bilmiyordum ve hiç yakıştıramadım. 2017 yılında hala gerçek kürk satmanın saçmalığını ve caniliğini asla kabul edemem. Teşekkürler yorumunuz için.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s