Kaung Khaunt Zaw ile tanışın

Yazı ve fotoğraflar: @didicikit 

Merhabalar efendim, ben F. Gözde Çilingir, Türkiye’de doğmuş ve büyümüş bir moleküler biyoloğum. Doktora çalışmalarım için dört yıldır Singapur’da yaşıyorum. Çalışma konum Myanmar’a has nesli tehlike altında olan tatlı su kaplumbağalarının genetik yöntemlerle korunması üzerine (kısaca şekil 1:)Şekil 1

Doktora çalışmalarım boyunca çokça Singapur’da yaşadım fakat aralarda arazi çalışmalarım için Myanmar’ın henüz keşfedilmemiş, turistik geziye kapalı yerlerine seyahat ettim. Bu yazıyı o ücra köşelerde geçirdiğim zamanlarda edindiğim çok kıymetli genç bir arkadaşım üzerine kaleme alıyorum.

Malumunuz Myanmar karışık bir memleket, hem etnik çeşitlilik çok fazla hem de çatışma. Dolayısıyla bazı bölgeler turistik geziye kapalı. Yaban hayatı bu tip siyasi durumları takmıyor tabii ki. Üzerine çalıştığım kaplumbağalar Myanmar-Hindistan sınırına çok yakın geçen Chindwin Nehri’nin ufacık bir kolunda yaşıyor olduğundan, ben de özel izinle bu ‘yabancı eli değmemiş’ yerlere araştırma yapmaya gidip geldim. Singapur’dan uçakla Myanmar’ın eski başkenti Yangon’a uçuyor, oradan 6 saatlik otobüs yolculuğuyla, kara yoluyla erişilebilecek en kuzeydeki yerleşim yerine gidiyor, sonra da 45 dakikalık bir uçak yolculuğuyla daha da kuzeydeki kasaba/şehir ortası bir yere varıyordum (uçak değil de pırpır demeliydim belki de). Buraya vardıktan sonra karayolu erişimi olmadığından 2-2.5 saatlik bir nehir yolculuğu sonunda kaplumbağalarıma kavuşuyordum. Tabii uçak seferleri hava koşullarına bağlı olduğundan ve uçaklar dolmuş gibi çalıştığından öyle çok sık sefer bulunmuyordu. Arazi yerime ulaşmak için harcadığım sürenin kısalık rekoru üç gündü, üç koca gün. Uçak fiyatları Myanmar yerlileri için aşırı pahalı olduğu için, bu bahsettiğim yerlerde doğmuş büyümüş insanlar bırakın yurtdışı görmeyi, Myanmar’ın büyük şehirlerine bile gitmemiş oluyorlardı. Hatta öyle ki ben oraya gittiğim zamanlarda şansa bazı etnik silahlı örgütlerle barış antlaşması imzalanmıştı ve bazı köyler resmi Myanmar vatandaşlarının erişimine bile daha yeni açılmıştı. Dolayısıyla oradaki yerlilerin gördüğü ilk ‘beyaz tenli’ insan olmuşluğum bile var. Sene 2017 yahu, efkârlandım yine.

Yukarıda özel izin diye yazdım ya, Myanmar’a gitmeden en az 2 ay evvel bu izine başvuruluyor, izin çıkarsa da yanınıza silahlı bir korucu/muhafız devlet tarafından atanıyor; oralarda nereye gitseniz bu korucu sizinle beraber geliyor ve her hareketinizi kaydediyor. Bu korucular genelde o bölgede orman muhafızlığı yapan memurlardan seçiliyor; alana hâkim oldukları ve halk tarafından tanındıkları için. Ben önce bu uygulamayı ‘ajan mıdır nedir bu da’ paranoyası sanıyordum; meğer sadece bu değilmiş, nehir boyunca seyahat ederken iki hafta boyunca ne hastane ne karakol görmeyince idrak ettim bunu da. Yabancılar oraya gidip de başlarına bir şey gelirse devletin başı ağrıyacaktı, benim güvenliğim de söz konusuydu yani :) Velhasıl 2016 yılındaki arazi çalışmalarımda yanıma genç bir korucu atandı. Adı Kaung Khant Zaw’du.

Şekil 2

Kaung Khant 20’li yaşlarının başında dünyalar safı ve temizi genç bir memur. En büyük hayali İngilizce’yi akıcı öğrenip yurtdışına çıkmak. O kadar ki hazır ben oradayken, İngilizce pratik yapma imkânı yakalamışken yani, sürekli kendi kendine ders çalışıyordu.

Esasen kendisi Monywa Üniversitesi’nde tarih bölümü 2. sınıf öğrencisiydi. Okulu evine nehir yoluyla 5 saat mesafede olduğu için devamsızlıktan sürekli kalıyormuş. “Tarih okuyacağım da ne olacak?” mantığıyla o da devlet memurluğuna başvurmuş ve korucu olmuş. Myanmar’daki eğitim sistemi o kadar kötü ki, çocuğu bu tercihinden vazgeçirmeye çalışamadım bile.

2016 yılındaki arazi çalışmam aralıksız 1 ay sürecekti. Bu arazi yerlerinde ne cep telefonu çekiyor ne normal telefon ne de elektrik hattı var. Oraya bir gittiniz mi, çalışma arkadaşlarınızla aile gibi oluyorsunuz, çünkü orada onlardan başka kimseniz olmuyor. Kaung Khant’la da öyle oldu; “Maung Le” Burmaca’da küçük erkek kardeş demek ve çok kısa sürede ben ona maung le diye, o da bana “sister Gogo” diye seslenir oldu. Gözde Myanmar’dakiler için telaffuzu aşırı zor bir kelime olduğu için Burmaca adım Gogo bu arada :) Bu yakınlığımızdan dolayı sevgili Maung Le uygun olan bölgelerde resmi kıyafetlerini çıkarıyor, bizim işlere yardımcı da oluyordu.

Şekil 5
Kaung Khant’ın şapkası ve gözlüğüyle orman korucusu Gogo

Fotoğraf/video çekmedir, bizim takayı kullanmadır, hatta bazen bulaşık yıkamadır; elinden gelen her işe koştu kuzum.

Şekil 8

Hatta bazen biz işleri yetiştiremediğimizde kaplumbağa korumasıyla ilgili bilgilendirme toplantılarını o yaptı.

 

 

Ülkede resmi dil Burmaca, ama etnik grup çok fazla ve eğitim sistemi yukarıda da bahsettiğim gibi çok kötü. Benim çalıştığım yerlerde Khamti-Shan topluluğu nüfus olarak çoğunlukta. Okula gitmiş olanlar azıcık Burmaca konuşabiliyordu, ama anadilleri olan Shan Dili’nde çok daha özgüvenlilerdi doğal olarak. Kaung Khant da Khamti Shan olduğundan, bazı yerlerde Shan Dili-Burmaca çevirmenliği bile yaptı bana sağ olsun.

 

Gündüzleri benim çalışmalarım için köy köy gezerken, akşamları boş kalan vakitlerde Maung Le ile İngilizce çalışıyor, bol bol sohbet etme imkânı buluyorduk. Bana anlattığına göre hayatının dönüm noktası bizim kaplumbağa koruma ekibiyle birlikte Bangkok ve Singapur’a yaptıkları geziymiş. Ekibimizin başında olan arkadaşım Kalyar Platt geçen sene bizim işlerdeki en prestijli ödüllerden birini aldı. Bu ödülü alan ilk Burmalı, ilk kadın ve en genç biyolog kendisi <3 <3 Aynı zamanda müstesna iyilikte bir insan olduğu için bireysel olmasına rağmen aldığı para ödülüyle tüm ekibi araştırma gezisine çıkardı. Ekipteki çoğu insan -Kaung Khant dahil- daha Yangon’u (Myanmar’ın en büyük şehri) bile görmemişti!

Şekil 12

Singapur’a geldiklerinde ben de çok heyecanlanmıştım. Böyle onları ağırlıyor olduğuma inanamamıştım. Neredeen nereye… Düşünsenize Kaung Khant gibi gencecik dimağlar büyük üniversiteler, araştırma merkezleri gördüler; hocalarla konuştular. O geziden sonra Kaung Khant, İngilizcesi’ni geliştirip yine benzer geziler yapmak istiyor işte. Belki Yaban Hayatı Koruma Derneği (Wildlife Conservation Society) onu Amerika’ya bile yollayabilir! Bu heyecanla çalışıyor da çalışıyor yani.. Ama ben çalışkanlığının yanında biraz da Kaung Khant’ın kişiliğiyle ilgili konuşmak istiyorum, çok daha fazlasını hak ediyor gerçi :)

Şekil 15Bahsettiğim arazi çalışmamız süresinde 2-3 gece Kaung Khantlar’ın kasabasında konaklamak zorunda kaldık; ailesinin evine tanrı misafiri olduk. Hani bazen sürekli sohbet ettiğiniz insanların evini de gördüğünüzde bazı şeyler yerli yerine oturur ya bana da öyle oldu. Kaung Khant’ın babası yaşadıkları kasabanın bizdeki terimlere göre kaymakamı gibi bir şeydi. Kardeşleri başka bir kasabada liseye gidiyorlardı, evde yoktular ama liseler arası yarışmalarda hep birinci olmuşlar; evin her yerinde asılıydı belgeleri. Kaung Khant Myanmar’da daha önce rastlamadığım kadar mutlu bir aileden geliyordu anladığım kadarıyla. Ailesi onunla gurur duyuyordu. Esasında Myanmar’da devlet memurluğu çok kazandırmıyor, emeklilik diye bir şey de yok, ama toplum memurlara çok saygı duyuyor. Her neyse haberleşme araçları olmadığından biz evlerine çat-kapı gittik ve onlar da alelacele oda hazırladılar bize. Bir de mahcup olup demezler mi “Kusura bakma evimiz konforlu değil” diye, zor tuttum kendimi. Benim yatacağım yatağı hazırlarken Kaung Khant en küçük kardeşinin peluş kaplumbağasını alıp yastığımın üstüne koymuş, bana sürpriz yapmış: “Baya çırptım ama yine de tozlu olabilir oyuncak, kusura bakma Sister Gogo, sevinirsin diye koydum” dedikten sonra dayanamadım ağlayıverdim tabii…

 

Böyle temiz kalpli, hevesli bir çocuk işte benim genç arkadaşım! Çalıştığımız kasabalardan birine yeni Edge bağlantısı gelmiş, artık Facebook’tan daha sık yazışıyoruz. Geçenlerde bana yazdığına göre benim için tohum ekmiş Kaung Khant; tam da anlayamadım başta ne tohumu ne ekmesi ama sonra taşlar yerine oturdu: Yine aynı çalışma dönemimizde bir kasabada toplantı düzenleyeceğiz; ben toplantı yerinin dışında hazırlıkların bitmesini bekliyordum. Yanıma bir kadın geldi. Doğrudan bana bir şeyler anlatmaya başladı. Seçebildiğim kelimeler: özlemek, ayrılık filan. Dedim “Ben sizi anlayamadım” kadın güldü gitti. Ara olunca geri geldi, onu dinlediğim için teşekkür hediyesi verdi, hatıra fotoğrafı bile çekildik.

Şekil 16

Şekil 17 Sonra Kaung Khant bana anlattı, meğer kadın kocasından dert yanıyormuş. Ayrılarmış şimdi, rahat ettim demiş :)) Hediyesi de bir torba betel tohumuydu (Myanmar’da çok sık tüketilen kokulu bir tohum); yanıma almak istedim “Bunları şimdi Singapur’a sokamazsın, gümrükte sorun çıkabilir, boş ver” dediler, orada kaldı torba. Altın kalpli Maung Le Kaung Khant o tohumları atmamış meğer; götürmüş bir bahçeye ekmiş fidan çıkartmış! Sürekli bir yerde kalamıyor tabii, ormanlarda geziniyor. Geri gidince fidanı ektiği yerde görememiş bana yazmış sonra. Durumu anlayınca stüdyoda yaşanan duygusal anları becerip de anlatabilsem keşke…

 

Böyle güzel insanlarla çalışma fırsatı bulduğum için kendimi çok ama çok şanslı hissediyorum. Hepsini ayrı ayrı çok seviyorum ama Maung Le ile bağımız başka. Bir gün Myanmar’daki çalışmalarım bitse bile Kaung Khant’ı hiç unutmayacağım ve ondan gelecek her haber benim içimi ısıtacak! Böyle azimle, bu kadar zor şartlarda çalışan, b u kadar iyi kalpli bir gencin bu ufak hikayesi sizin de içinizi bir nebze ısıtıp, yüzünüze ufak da olsa bir tebessüm kondurur umarım!
Şekil 18

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s