Rum Tum Tugger’la Hayat Dersleri

Bu günlerde ailemin yanındayım. Odamdaki masa çok küçük ve ben yayılmacı bir politika izlediğim için salondaki masada vakit geçiriyorum. Evde iki kedi var, biri aile kedimiz öteki kişisel kedim. Aile kedimiz çok minnoştur ama halı gördüğü an üzerine çiş yapmak gibi bir huyu var. Bu nedenle halılı odaların kapıları her zaman kapalı olmak zorunda.

Kişisel kedimin kişisel olmasının nedeni sadece beni sevmesi. Sürekli benim yanımda olmak istiyor, uyurken bile. Anlattım ya, kapılar kapalı olmak zorunda. Salonda bilgisayar başında çalışıyorum. Kapıda miyavlama. İçeri alıyorum. Beş dakika geçmeden dışarı çıkacağım diye tutturuyor. Tuvaleti gelmiştir, susamıştır acıkmıştır. Açıyorum kapıyı. Yemeğini ve suyunu kokluyor, tuvalete bakmıyor bile. İçeri girsin diye bekliyorum ama niyeti yok. Kapıyı kapatıp içeri giriyorum ve daha sandalyeme oturamadan yine miyavlamaya başlıyor. Küçük kedi beyniyle ne düşünüyor bilmiyorum ama o kadar güzel, sevimli, yumuşacık bir kedi ki (diğer bütün kedilerin de olduğu gibi) kendisine kızamıyorum.

20 santimetre bile boyu olmayan, ceviz büyüklüğünde bile beyni olmayan kedişlerime elbette kızamıyorum. Fakat aynı hareketlerini 30’unu geçmiş, okullarını bitirmiş, zeki olma iddiasında olan insanlar yaptı mı bana zararları olmasa dahi öfkeleniyorum. Çünkü bu hoşnutsuzluk hali kendi içlerinde kalmıyor. 2003 yıllarındaki ekşi sözlük yazarları gibi sataşmayla devam ediyor.

Mutlaka bu kişilik özelliklerini gösteren bir tanıdığınız vardır. Hayatından hoşnut değildir çünkü ne bileyim, elbette hayatından hoşnut olmayacak. Bu zamanda, bu coğrafyada gerçekten zor; kimseyi suçlayacak değilim. Örneğin kurumsal bir şirkette çalışıyordur. Kendim tecrübe etmedim ama bir sürü sevdiğim insanı çileden çıkarıyor bu tarz bir yaşam. Geç saatlere kadar mesailer, kravat ve topuklu ayakkabı, ayak kaydırmak için planlar daha gelişmiş seçeneklerde ise mobbing ve yıllar süren davalar. Bu durumda başka bir yaşama öykünmek son derece doğal. Mesela neye özenebilirler? Memurluk var, şahane. Akşam 5 dedin mi ceylan gibi sekerek eve gidiyorsun, kimse seni “Şu bilmemneleri yapıyor olacak mısın?” diye rahatsız etmiyor. Yeşil pasaport sözü var, Schengen vizesi diye bir dert bitmiş olacak. Maaşın her ay tık diye yatacak. Kovulman için masanın üzerinde striptiz yapman lazım. Gayet güzel. Ama terfi her yıl bekleyeceğin bir şey değil, maaşın eh işte ve büyük artışlar hayal etmek yerine unicorn isteseniz daha mantıklı. Plazadaki ayak kaydıran sinsi çevrenizi aratacak bambaşka, gün boyu şekerli çay içen ve sevgilinizle nikahsız aynı evde yaşamanızı yüksek sesle kınayan yeni bir çevre geliyor.

Neyse memurluk zaten saçmaydı. Başkalarıyla çalışamazsınız, ev en iyisi zaten introvertsiniz (değilsiniz) freelance çalışın işte ne güzel. Özel ders, çeviri, parayla tez yazmak falan bir şekilde geçinirsiniz daha fazlasına ihtiyacınız yok. Bir kadeh şarabınız olsun, kitaplarınız olsun yeter. Bir de mutfak masrafları ve faturalar. Elbette internet ve cep telefonu. Bütün gün evde pinekleyecek değilsiniz, arada dışarıda arkadaşlarınızla buluşacaksınız. Tabii ki kiranızı ödeyeceksiniz ve sigortanız artık olmadığı için Allah korusun ama ufak hastalıklar için doktor masrafları. Tabii müşteriler daimi değil, birden arttığı gibi birden kesilebiliyor da işler. Dahası yaptığınız işin ödemesini almakla memurluktaki, kurumsal işteki maaş çekme arasında dağlar kadar fark var. Ev içinde huzurlu bir çalışma ortamı hayal etmişken insan yüzü görmemekten sıkılmış, ay sonunu nasıl getireceğim diye panik halinde gezen birine dönüyorsunuz.

Acaba kendi işinizi mi kursanız? Büyük paralar kazanılıyor, patron sizsiniz. Aynı zamanda büyük paralar kaybediliyor ve yine patron sizsiniz. Neyse anladınız artık, daha fazla örneğe gerek yok.

Elektronik mühendisliği simyacılık gibi. En sevdiğim kısım olan RF tasarımında anafikir her şeye sahip olamayacağın gerçeği. Güçlü sinyaller mi istiyorsun, hızlı sinyaller mi? İkisini birden istiyorsan yeterli parayı ödemeye hazır mısın? Sinyallerin çok geniş alana yayılabilir, reklamlardaki gibi ücra köylere gidebilir fakat o vakit şehrin ortasındaki binanın içine giremeyebilir. RF dizaynı dersine giren hocamız bundan kendine ders çıkarmış olsa gerek, sınıfta sohbet ederken yukarıda bahsettiğim şeyleri başka bir şekilde anlatmıştı. Hiçbiri kusursuz değil, hiçbiri korkunç değil. Eğer ne istediğini biliyorsan. Ve ne istediğini bilmen neyi feda edeceğini bilmen anlamına geliyor. Şaşırtıcı olmamakla beraber eletronik mühendisiyle evli olan bir arkadaşım eşinin en çok kullandığı kelimenin trade-off olduğunu söylemişti.

Bu şekilde düşündüğüm zaman sorunun her şeyden hoşnutsuz olmak değil de her şeyi istemek olduğunu farkediyorum. Yoksa hangimiz hoşnutsuz değiliz ki? Mutsuzluklarımızı ortaokulda öğrendiğimiz matematiksel eşitsizlikler yardımıyla arkalara itiyoruz. İstanbul’da yaşamaktan hoşnut değilim. Aynı zamanda klasik müzik konserlerine, operalara gidemeyeceğim bir şehirde de yaşamak istemiyorum. Hangisi daha kötü? Operasızlık. Öyleyse İstanbul’da yaşayacağım ve şikayetlerimi belediyelerin telefon hatlarına saklayacağım. Çok pahalı bir şehirde, ailem ve arkadaşlarımdan uzakta, ortadoğulu biri olduğum için ayrımcılığa uğramak mı isterim yoksa ana dilimi konuştuğum yerde hükümetten rahatsız, polisten korkan bir insan olarak din baskısıyla yaşamak mı isterim? Seçim serbest, tek bir seçenek hariç: “E, hiçbiri” diye bir seçenek bu testte yok.

Güzelliklerin hepsini isteyince ortaya benim şişko kedim gibi bir insan çıkıyor. İçeri girmek istemiyor ama dışarıda da kalmak istemiyor. Mama diye miyavlıyor ama önüne konulunca canı yemek istemiyor. Kedilerde çok yaygın bir kişilik özelliği bu, o kadar yaygın ki ünlü antisemitiklerden T.S Eliot çeşitli kedileri tanıttığı Old Possum’s Book of Practical Cats’te Rum Tum Tugger’dan bahsetmiş.

rum tum tugger

The Rum Tum Tugger
The Rum Tum Tugger is a Curious Cat:
If you offer him pheasant he would rather have grouse.
If you put him in a house he would much prefer a flat,
If you put him in a flat then he’d rather have a house.
If you set him on a mouse then he only wants a rat,
If you set him on a rat then he’d rather chase a mouse.
Yes the Rum Tum Tugger is a Curious Cat–
And there isn’t any call for me to shout it:
For he will do
As he do do
And there’s no doing anything about it!The Rum Tum Tugger is a terrible bore:
When you let him in, then he wants to be out;
He’s always on the wrong side of every door,
And as soon as he’s at home, then he’d like to get about.
He likes to lie in the bureau drawer,
But he makes such a fuss if he can’t get out.Yes the Rum Tum Tugger is a Curious Cat–
And there isn’t any use for you to doubt it:
For he will do
As he do do
And there’s no doing anything about it!The Rum Tum Tugger is a curious beast:
His disobliging ways are a matter of habit.
If you offer him fish then he always wants a feast;
When there isn’t any fish then he won’t eat rabbit.
If you offer him cream then he sniffs and sneers,
For he only likes what he finds for himself;

So you’ll catch him in it right up to the ears,
If you put it away on the larder shelf.
The Rum Tum Tugger is artful and knowing,
The Rum Tum Tugger doesn’t care for a cuddle;
But he’ll leap on your lap in the middle of your sewing,
For there’s nothing he enjoys like a horrible muddle.
Yes the Rum Tum Tugger is a Curious Cat–
And there isn’t any need for me to spout it:
For he will do
As he do do
And there’s no doing anything about it!

Rum Tum Tugger kitaptaki en komik kedilerden biri ama dedik ya, yetişkin insana yakışmıyor. Kimse size ideal hayat söz vermiyor, tabii ki can sıkıcı olacak ve tabii ki şikayet edeceksiniz. Ama en azından sadece bir hayat tarzından şikayet edin. Kendi trade-off’unuzu bulun ve salonda mı durmak istiyorsunuz yoksa kapının dışında mı karar verin. Yoksa herkesin yaşam tarzına laf eden, hoşnutsuz Waldorf ve Statler gibi olacaksınız. Neyse, kedim kapıda miyavlıyor kapıyı açmam lazım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s