Aralık’ta ne okusak

image2

Size bu ayki “Ne izlesek” yazısında nelerden bahsedeceğimi ince ince planlamıştım, ne de güzel. Heyhat, dağıtımcılar bütün vizyon programını hallaç pamuğu gibi karıştırınca Cuma akşamı sinema planlarım suya düştü. Sinema konusunda hevessiz ve biraz keyifsizim. İyisi mi gelin ben bu ay size son kitap alışverişimden bahsedeyim.

Öncelikle kitabın her türlüsünü ayrı ayrı seviyorum. Kitapçıdan yeni alınmış çıtır çıtır sayfaların da, sahafta içine toz kokusu sinmiş saman kağıt şaheserlerin de ve hatta çeşitli kanallardan elime ulaşan elektronik kitapların da başımın üstünde yeri var. Kendimi kötü hissettiğimde ya da bir ödülü hak ettiğimi düşündüğümde tüketim alışkanlıklarımı dize getiremediğim, tsundokumu yenemediğim bir gerçek. Bu da bizim kusurumuz olsun diyor, en yeni kitap alışverişim içi sizi kanalıma bekliyorum.

Eveeeet, kanalıma hoş geldiniz! Dediğim gibi, kitap alırken kendime engel olmakta çok zorlanıyorum. Bu sefer bir irade gösterisi olarak miktarı düşük tutmayı şiar edindim, kendime önümüzdeki ay da yeni bir kitap paketi sözü verdim. Canım kendim.

Modern Türk yazarlar ile başlayalım; yazdığı dilde okuduğumuz için kendimi şanslı hissettiğim yazarlardan Hasan Ali Toptaş’ın yeni kitabı “Gecenin Gecesi”, Ümit Ünal imzalı nefis çizimleriyle çıktığı günden beri radarımdaydı. Toptaş’ın bu mütevazı işi minik 5 hikayeden oluşuyor. Toptaş’ın sevenleri zaten kaçırmayacaktırlar, tavsiyem tanışmak isteyenlere…

Polisiye merağımdan dolayı aşina olduğum Algan Sezgintüredi’nin son marifeti “Süperben”, polisiye severlerden çok bilimkurgu meraklılarını cezbedecek gibi. Her sayfası sürprizli, pek eğlenceli bir işe imza atmış Sezgintüredi. Gönülsüz kahramanı Cengiz beyi ben pek sevdim, hatta acaba maceralarının davamı gelir mi diye meraklandım. Kaderin bir cilvesiyle kendini süper kahraman olarak bulan memur emeklisi Cengiz Bey’in macerası belki de tam da ihtiyacımız olan maceradır, kim bilir ki.

Ne zamandır bir yerlerinden tanışmak istediğim İran edebiyatının başyapıtlarından Sadık Hidayet imzalı Kör Baykuş’un resimli baskısı kendime geçtiğim bir iltimas. Hemad Javadzade’nin kitabın 75. yılı kopyasına özel çizimleriyle Behçet Necatigil’in 1977’de Varlık Yayınları için yaptığı çevirisini birleştiren bu yeni, büyük boy baskısı kütüphanenize (ya da kahve sehpanıza) pek yakışacak. Estetize edilmiş kitap fotoğrafından rahatsız olanlara inat, bir dekorasyon objesi olarak da kitaplarımızı seviyoruz, özenli baskılarla kalbimizi çelen yayınevlerini baş tacı ediyoruz. Teşekkürler YKY!

İran edebiyatına giriş yapmaya çalışırken karşıma çıkan Karakarga Yayınları imzalı küçüçük İran Masalları kitabı hoş bir sürpriz oldu benim için. Masallar bir ülkeyi anlamak için çok naif, çok nefis bir yol olabiliyor. Çok düşünmeden bu anonim kitabı da ekledim sepetime. Bir ülkeyi anlamak demişken, Sarkis Seropyan’ın incelikle çalışmasının eseri “Aşiq û Maşûk, Ermenice kaynaklardan Kürt – Ermeni aşk masalları” bu ülkeyi anlamak için minicik bir çaba. Masallara inanmaktan vazgeçmemiş olanlara.

image3

Polisiye romana muhabbetimden bahsetmiştim, tabii ki Agatha Christie’nin ve sınıf çatışmasıyla şekillenen külliyatının yeri ayrı bende. Okumayı sevme sebebim olabilir kendisi. Hafta sonu yaptığım bir sahaf ziyaretimi şenlendirdi bulduğum eski baskı Christie’ler. Zorlukla dörde indirdiğim seçki nasılsa hiç okumadığım işlerinden oluşuyor. Üstelik üç tanesi gençlik aşkım Monsieur Poirot’yu başrole yerleştiriyor. Orijinal isimlere ulaşamadığım için Altın Kitapların yeni yayınladığı seride var mı kendileri bilemiyorum, ama meraklısı için; Tavuskuşu Cinayeti, Ölümle Randevu, Üç Perdelik Trajedi ve Lanetli Aile, benimle eve geldiler. Sıhhat ve afiyetteler.

Hadi âdet yerini bulsun, film işlerinden de bahsetmeden kapatmayalım ayı. Jake Gyllenhaal’un baş rolünde olduğu Boston maratonu bombalamasının ertesini çok mikro bir hayata tutunma öyküsü çerçevesinde anlatan Stronger, FilmEkimi’nin en beğenilen işlerinden, Cannes’dan Büyük Jüri, FIPRESCI ve Queer Palm ödüllü 120 BPM; Adana’dan güzel eleştiriler ile dönen Venedik fatihi yerli film Körfez, Vincent Van Gogh’un resimlerinin özel bir teknikle hareketlendirilmesi ile yaratılan animasyon Van Gogh biyografisi Loving Vincent, hayranı kalmış mıdır bilinmez ama Woody Allen’ın son filmi Wonder Wheel ve vanilyaya ve şekere bulanmış gerçek hayat hikayesi, bir şov dünyası güzellemesi Hugh Jackman’lı The Greatest Showman beyazperdede ayın öne çıkanları. Evde ne izlesek diyenler için Netflix çıtayı bu ay da yükseltiyor; Margeret Atwood uyarlaması Alias Grace’ten, the Crown’ın ikinci sezonundan ve Alman işi gerilim dizisi Dark’tan ayrıca bahsedelim. İyi seyirler dilerim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s