Motociklet günlükleri

Yazı: @temirtiken

Motosiklet bayiinde satıcı bana “hadi hayırlı olsun” dedi. Sarhoş gibiyim. Biraz önce satın aldığım motora (MT-25) bakıyorum, etrafıma bakıyorum, eğitmenime bakıyorum ve içimden kendime usturuplu küfürler sallıyorum. Bunun oluru yok, kabul et, büyük sıçtın. Ben ki bisiklete binmeyi 2014 yazında öğrenmiş biri, ben ki trafikte hiçbir araç kullanmamış biri… Kısacası ben kim köpek o motoru kullanacakmışım?

Bu düşüncelerin üzerinden bir ay geçti. Bu motosiklet işi hayatımda verdiğim en doğru kararmış. Gençler ben galiba aşık oldum.

1
Canım motorum. Minnoşum. Evladım. (Arkada da parkurun kadrolu elemanlarından dört ayaklı bir dostumuz.)

Ama önce flashback:

Bir içki masasında, arkadaşların gazının, içine düştüğüm erken orta yaş bunalımının ve kanımdaki alkol oranının bana verdiği yetkiye dayanarak Honda Safety Türkiye Güvenli Sürüş 1 eğitimine kaydoldum. Eğitimde neler yaptığımızı paragraflarca anlatıp ruhunuzu emmek istemem. Sadece önce kendimi tuvalete kapatacak kadar gergin ve korkmuş olduğumu söyleyebilirim. Ve yirmi dakika sonra aşırı profesyonel davranışlarımın bir parçası olarak eğitmenlerime “EN ÇOK SİZİ SEVİYORUM!!1! SİZ NE KRAL ADAMLARSINIZ YHAAA!!” diye motor (CBF150) tepesinden bağıracak kadar da mutlu olduğumu da.

Gerçi eğitmenler gün sonunda “Aranızda hala motor almayı düşünmeyen var mı?” diye sorduklarında yine tek el kaldıran bendim. Yani ben gerçekten motor filan almayacaktım ki? Valla? Eğitmen de bana baktı, güldü: “Siz alacaksınız da daha sizin bile haberiniz yok.” “He, he” dedim, geçtim.

2
Bu bir Honda hatırası. Gözünüze çarptı mı bilmem ama galiba daha çok kadın sürücü adaya ihtiyacımız var, FYI.

 

Sırada ehliyet almak var. Bir sürücü kursu buldum: Gelişim. Bana o kursu tavsiye eden adam anlatıyor: Efendim sürücü kursunda bir eğitmen varmış, bire bir çalışıyormuşsun, adam çok iyi öğretiyormuş. Böyle şeyler duyunca hemen bir geri çekilirim (Yehova şahidi in da haus?). Öte yandan cidden eğitime ihtiyacım var. “Ya n’olacak, olmadı kaçarız.” diye gittim, hocayla tanıştık. Tokalaştığımız an 2017’min kahramanıyla tanıştığımı bilemezdim; zira on saniye içinde kendimi motorun üstünde buldum, hemen eğitimim başladı.

Beni çalıştırdığı bir buçuk saatin sonunda, motordan dayak mı yedim, o minnacık motora (YBR) aşık mı oldum, giden motorun üstünde ayağa kalkıp sol bacağımı seleye koyarken yanlışlıkla altıma mı sıçtım, birçok karmaşık duygu bir arada, kafalar bin dünya olmuştu.

3
Şair o sırada altına kaçırıp kaçırmadığını düşünüyordu.

O günden beri pek sayın eğitmenim Enis İzci neredeyse oradayım. Biraz daha peşinden ayrılmazsam nüfusuna geçirecek diye bekliyorum. Etraftakiler de en son telefonumu da Ataşehir’de unutunca “Şu karşıdaki daire boşmuş, sana bakalım mı, bu gidişle sen bizi bırakamayacaksın.” diye takılmaya başladılar. Kiralar ne kadar acaba?

Neyse işte, kısa motosiklet kronolojim üç aşağı beş yukarı şöyle:

-Ehliyeti aldım (Belki sınavda anksiyete atağı geçirdim, belki müfettişler bile “Bu kız neden bu kadar panik?” dedi; ama hocanın dediği oldu: sıfır hatayla geçtim.).

-Eğitime gittim. (Şu hayatta kimse beni sabah 5’te kaldırıp yola çıkaramazdı, ta kiiii…)

4
Sabah ışıklar bi’ manyak oluyormuş, eğitim için hava karanlıkken yola çıkmasam hiç haberim olmayacaktı.

-Motoru aldım.

-Eğitimlere gittim.

-Canım eğitmenimin arabasını pıtı pıtı takip ederek de olsa motorumla E5’ten geldim.

-Eğitime en yakın arkadaşımı da götürdüm.

– Ekipmanımı tamamladım. Trafikte tam olarak şöyle görünüyorum:

6
Adeta bir moda ikonuyum.

-Eğitimime Ataşehir’in sokaklarında devam ettim.

-Sayın eğitmenimle iki motor çıktık, yol eğitimime gerek sahil yolu gerekse TEM’de devam ettim.

Bir kez daha eğitim dememi kaldıramayacak olanlar için (ki eğitim şart), biraz da şimdiye kadarki en gerzo-kilır-kes-kö-se’liklerimden bahsedeyim:

  1. Motorun üstünde dengede durabileceğime inanmamak, belki saatlerce arkadaşlarının başının etini yemek. “Ya tam olarak n’aptırıyo’ olabilirler ki, bi’ daha anlatsana nasıl oldu yani marşa bastın, ya sonra????”
  2. Vites değiştiremeyeceğini sanmak. “Aynı anda gaz kes (sağ el), debriyajı sık (sol el), vitesi değiştir (sol ayak)? Başka? Aynı anda şarkı söyleyip kafamı da 180 derece çevireyim mi?
  3. Benzincide duramayıp pompalara kafa göz gireceğinden çok emin olmak.
  4. Yokuşta dursan ayrı dert, kalksan ayrı dert, yokuşu yavaş yavaş çıkmak zorunda olmak ise apayrı bir dert; öyleyse motoru Hollanda’da filan kullanmayı hayal etmek.
  5. Yokuşta giderken vites değiştirmek için debriyajı sıkınca motor ya geri geri giderse diye korkmak.

Şimdi bunları düşünüp strese girdiğim için gülüyorum kendime. Bir yandan da yeni korkular buluyorum: Mesela köprüyü geçerkenki kuzey rüzgarında nasıl devrilmeyeceğim? Taksim’e dönen keskin virajda refüje nasıl girmeyeceğim? Tabelaları kaçırıp kendimi Ankara’da nasıl bulmayacağım? Siz bana kendini strese sok deyin, gerisini bana bırakın since 1986.

7
Canım motorum demiş miydim?

Fakat motorumu alıp pıtı pıtı yola koyulduğumda aklımda hiçbir şey kalmıyor. Öyle bir fişi çekmek ki, tarif edemem, yapıp görmeniz lazım. Yarın rakı-balık yapacağız ya da işler yetişmiyor; çok aşığım ya da bizimkilerle kavga ettim’leri geç, motora bindiğim andan itibaren canım müzik dinlemek ya da çikolata bile istemiyor. Kendine ait bir oda, tamam, zaten gerek; ama yanına seni o odadan şarkı söyleyerek çıkartacak bir motor da fena olmaz. Olmadı al ehliyeti, kenarda dursun, yazın Yunan adalarına gidersen kullanırsın.

(Honda GS1 hatırası hariç fotoğrafları ve video’yu Enis İzci çekmiş, ben varsa yoksa motora binmişim.)

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s