Ocak’ta ne izlesek

Öncelikle yeni yılınız kutlu olsun, 2018 harika geçsin.

Coco-teaser-poster-PixarKendi minik projemden bahsederek başlamak istiyorum. #Hollywoodsomale meselesini ve kadın oyuncu dışında kadın yeteneğin Hollywood’da kendine yer bulamıyor olmasının filmlere ve hatta belki de bizim kendimize bakışımıza zararını fark etmemin bunca yıl alması çok gurur duyulacak bir durum değil, farkındayım. Ancak, zararın neresinden dönersek kardır. Bunca yıl nice erkek yönetmenin filmografisini hatmetmek için harcadığım emeği esirgediğim hemcinslerimden özür dilemek, sinema sevgisi ile geçmiş 20 yılı biraz pozitif ayrımcılıkla taçlandırmak, bu arada da kendi vizyonumu kız kardeşlikle genişletmek adına 52 haftalık sinema yılında en az 52 tane kadın yönetmen filmi sığdırmaya karar verdim. Başlangıç için minik bir listem var, ama izledikçe buraya yazayım istiyorum, sürprizi bozmayayım. Sizin önerileriniz varsa yorumlara beklerim.

Hadi gelin biraz da ayın öne çıkan filmlerine bakalım.

Bir taşın altına saklanmazsanız kaçamayacağınız Arif v 216, Cem Yılmaz ve kolektif komiklik kültürümüzün nadide bir parçası olan sinema evreninin seveni çok, vizyona gireceği 403 salonu doldurup boşaltacağını tahmin etmek zor değil. Kendi adıma sinemadan kazandığı parayı sinemaya harcamasını çok takdir etsem de, kendine kurduğu kumpanya ile geliştirdiği muhabbetin perdeye yansımasını uzaktan takip etmeyi tercih ediyorum, çünkü absürt komikliklerinden çok kalbi doğru yerde olan Hokkabaz gibi işlerini seviyorum. Tercih demişken, siz de bu gürültülü komedilerden yana kullanmak istemiyorsanız yerli film tercihinizi Hakan Günday’ın aynı isimli romanından uyarlanmış Daha’dan yana kullanabilirsiniz. Yerli festivallerden takdir toplayarak gelmiş Daha’nın başrolünde Ahmet Mümtaz Taylan ve mülteci krizi var.

7 Ocakta, Türkiye saatiyle 8 Ocak Pazartesinin ilk saatlerinde Amerika’da sahiplerini bulacak Altın Küre ödüllerinin iddialı işlerinden Spielberg imzalı The Post doksanlı yıllardan beri tutarlı bir şekilde çalışkanlıklarıyla kalpleri çalan Meryl Streep ve Tom Hanks’i bir araya getiriyor. Bizde de Şubat ayının ikinci haftası seyircisiyle buluşacak filmin Amerikan Başkanını karşısına alma pahasına haber yapmaktan imtina etmeyen gazetecilerinin cesur hikayesi ne yazık ki halen ilk çekildiği günkü kadar geçerli. Bazı kulislerde konuşulduğu gibi Streep’e dördüncü Oscar’ını getirip bir rekora şahit olmamızı sağlar mı, zaman gösterecek. Kevin Spacey’nin ve cümle tacizinin arkasını kollamasından sonra seveni kalmış mıdır bilinmez ama Morrisey’in ilk gençlik yıllarına odaklanan England is Mine is bu ayın bir başka biyografik dönem filmi.

Oscar’ın tahmin etmesi en zor kategorilerinden biri olan Yabancı Dilde En İyi Film ödülünün iki adayı bu ay sinema salonlarımızda arzı endam edecekler. Biri Rus Sineması’nın medar-ı iftiharı Zvyagintsev’in Cannes’dan Jüri ödüllü yeni filmi Sevgisiz – Loveless, diğeri is Batı Beyrut’tan tanıdığımız Ziad Doueiri’nin Lübnan toplumuna ayna tutmaya çalıştığı işi, FilmEkimi’nde de pek beğenilen Hakaret – L’Insulte.  Hem yerli yapımlardan hem de Amerika’dan ithal edilmiş işlerden sıkıldıysanız ilaç niyetine tavsiye.

Gelelim Pixar’ın bu seneki numarası Coco‘ya. Meksika folklorünün öğeleri, özellikle Ölüler Günü ritüellerini ve müzik sevgisini merkezine koyan hikayesi ile kalbimizi paramparça etmeye hazırlanan Pixar’ın yeni marifetini izlemek için Ocak sonunu beklememiz gerekiyor, malum sömestr tatili dışında çocuklar sinemaya gitmiyor. Seslendirme kadrosunda Mozart in the Jungle ile hayranlarına hayran ekleyen Gael Garcia Bernal de var. Ayın sonuna kadar bekleyecek sabrınız yoksa iyi bir animasyon izlemek için, Vincent Van Gogh’un resimlerinde kullandığı tekniğin beyazperdeye taşındığı biyografik animasyon Loving Vincent‘a bir şans verilebilir. Filmle alakası olmasa da Van Gogh’un hikayesini mırıl mırıl anlatan şu minicik şarkı da burada dursun, meraklısına…

Aman 2017’den arta kalan 120 BPM yılbaşı heyecanında unutulmasın. 120 BPM Fransa’nın Oscar aday adayıydı lakin uzun listeye kalamadı. Ne gam. Cannes’da Juri Büyük Ödülünün yanında FIPRESCI ve Quir Palm’ı da almış mütevazı bir başyapıt kendisi, Oscar’ları bir beden küçük gelir. Başka Sinema ile yalnız ve güzel ülkemin seçili sinema salonlarının seçili seanslarında.

Altın Küre tahminlerini konuştuğumuz pek bol kahkahalı podcast için de Oscar Boy beyin mekanına bekler, iyi seyirler dileriz.

One thought

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s