Loving Vincent

“O denli ileri gitmek istiyorum ki, yapıtlarımı görenler ‘bu adam çok derinden hissediyor ve sevecenlikle hissediyor’ desinler.”- Vincent Van Gogh

Derin bir sanat bilgisi olmadan da hakkında birkaç şey bilinen, resimlerini görünce ressamını tahmin edebileceğimiz sayılı ressamdan biri Vincent Van Gogh. Degas’ın balerinleri, Dali’nin eriyik nesneleri, Klimt’in öpücüğü, Vermeer’in İnci Küpeli Kız’ı gibi. Van Gogh için siz deyin  The Starry Night, ben diyeyim sarının en güzel tonunu kullanan ressam, kulağını kesip bir hayat kadınına veren adam. Sedart‘ın Ocak’ta ne izlesek yazısına istinaden listede görsel teknik bakımından denenmemişi denemiş olmasıyla öne çıkan Loving Vincent’ı ele aldık. 

(Çok pardon hazır tam başlamamışken araya girip okurken dinlemek isterseniz diye soundtrack albümünü de paylaşalım)

En son bir film sizi neden heyecanlandırmıştı? Sevdiğiniz bir serinin devam filmi olduğu için mi? Oyuncusu, yönetmeni için veya sevdiğiniz bir kitabın uyarlaması olduğu için mi? Dünyanın tamamı yağlı boyadan oluşan ilk filmi desek herkesi heyecanlandırmasa bile teknik ve yapım süreci olarak sinemaya ilgili çoğunluğunun ilgisini çekecektir diye tahmin ediyorum. Sayılarla ifade etmek gerekirse; altı yıldan uzun bir sürede, binden fazla tuval üzerine, yüzden fazla ressamın ortak ürünü olarak yapılmış bir film Loving Vincent.

Yapımcıların bu kadar meşakkatli bir yolu tercih etmesinin nedeni sırf yapılmamışı yapmak değil, Vincent Van Gogh’u layığıyla ancak bu formda yansıtabileceklerine inanmış olmaları. Çok daha pratik ve kolay yollar varken böyle bir işe kalkışmaları, Vincent’ın kendi çağında getirdiği farklılığa ve temsil ettiği öncülüğe adeta saygıyla bilmukabele demek gibi.

Film önce gerçek oyuncularla çekilip sonra bu karelerin ressamlar tarafından detay detay çizilmesinden oluşuyor. Alışık olduğumuz stilden farklı olduğu için izlemesi yorucu veya sıkıcı olabilir diye düşünüyordum ancak görsellerdeki detayları inceleme hevesinden arada konuyu yakalayamayışlarım oldu.

Eline ilk kez 28 yaşında fırça alan ve ölene kadar yaptığı binden fazla resimden yalnızca biri satılan talihsiz Vincent, kıymeti sonradan bilinen, modern resmin ilk temsilcisi olarak literatüre geçen bir empresyonist. Filmdeki anlatıcı karakter sarı ceketli Armand Roulin. Armand’ın postacı babası yıllarca Vincent ve abisi Theo arasındaki mektupların taşıyıcılığını yapıyor. Vincent’ın ölmeden hemen önce abisine yazdığı mektup teslim edilemeyince babası Armand’ı bu mektubu Theo’ya iletmekle görevlendiriyor. Babasının ısrarları sonucu Armand isteksizce yollara düşüyor ancak kısa süre içinde Theo’nun da öldüğünü öğrenmesiyle mektubu içten içe sahiplenerek en doğru kişiye teslim etmek için Vincent’ın hayatındaki önemli kişileri bulmaya çalışıyor. Vincent’ın ölümünden altı hafta önce mektubunda “Sakin ve tamamen normal bir ruh hâli içindeyim” yazmış olması acaba intihar değil de cinayet mi diye sorgulatıyor, olay örgüsü de bu sorgu ekseninde işleniyor. Dolayısıyla Vincent’ın hayatıyla monoton bir biyografi izleyerek değil, merak, heyecan ve ressamın nadide resimlerinden oluşan bir demet aracılığıyla tanışıyoruz. Armand’ın Vincent’ın hayatındaki insanlara ulaşmasıyla kırılgan, melankolik ve dönem dönem nevrotik krizler geçiren biri olduğunu öğreniyoruz. Kendini yararsız, çok sevdiği ve kendisini maddi manevi destekleyen abisine yük olarak görüyor olması melankolisinin esas kaynağı. Çocuklukta yerleşen duyguların, kalabalık içinde rahat etmeyi engelleyen içe dönüklüğün, hassas kişiliğinin, geçim sıkıntısı gibi dünyevi dertlerin karışımının vücut bulmuş hâli. İçindeki resim yapma enerjisini, üzerinden atamadığı melankoliyle geçindirmeye çalışan bir ressam. 

Filmin biri Golden Globe olmak üzere otuz altı adaylığı, sekiz de ödülü var. Clint Manselli’nin elinden çıkan soundtrackler ve laytmotifler ambiyansı fevkalade uyumlu bir şekilde tamamlıyor. Temennimiz hak ettiği gibi ödüllerle şımartılması yönünde. Filmi henüz izlememiş olanlar için öncesinde Van Gogh’un bazı resimlerine göz atmak ayrı bir tat almanıza yardımcı olabilir. Filmin Twitter hesabında da aktif olarak ilgi çekici içerikler paylaşıyor.

Filmden sonra içinizde daha fazla araştırma ve öğrenme isteği uyanabilir. Açlığınızı yatıştırmak için kardeşi Theo’yla mektuplaşmalarını şu kitapta okuyabilirsiniz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s