Köpeklere havlayan adam

Üst katımızda ayılar oturuyor. Üstelik hayatımızdaki en şaşırtıcı şey de bu değil. Üst katımızda ayılar oturuyor ve bu ayılar, ayı olduklarına bakmadan köpek besliyorlar.

Başa dönelim. Bildiğimiz kadarıyla herkesin üst kat komşusu şöyle bir şeydi ve bunların en azından bir kısmına katlanmak boynumuzun borcuydu:

Gelin görün ki, bizim cephede durum biraz daha enteresan. Mütemadiyen çocuklu ailelerle çevrili dairelerde oturan bizler, hayatımızda zulüm görmemişiz meğer. Level atladık. Bölüm sonu canavarına denk geldik.

Üst kat komşularımızın (biz onlara Barkın Havoğlu ve ailesi diyelim) bir miktar anlaşılır sözcüğü bir araya getirip çok kötü, kaba ve uygunsuz şekilde dile getirmek dışında insani bir özellikleri mevcut değil. En azından insanlar gibi iletişim kurmadıkları aşikar. Çünkü neydi, iletişimde yüzde 7 sözcükler, yüzde 38 tonlama, yüzde 55 beden dili önemliydi. Oysa bu yaşam formu laftan anlamıyor (aidatınızı vermezseniz avukata gidersiniz uyarısını yerinden sökünce avukata gitmeyeceğini sanabiliyor), ses tonundan anlamıyor (ancak etinizden et koparılır gibi bağırdığınızda “ay bi saniye susalım galiba” demek aklına geliyor, düzgün söyleyince işlemiyor), beden dilinden anlamıyor (sakince kapılarını çalıp kibar kibar konuşan bir adamı “kapılarına dayanmakla” suçlayabiliyor). Yani genel olarak anlamıyor. Çünkü aptal mı, yoksa önemsemiyor mu? Buraya birazdan döneceğiz.

Barkın Havoğlu ve ailesinin iki tane, birbiriyle asla geçinemeyen köpeği var. Havoğlu ailesi çok hayvansever. Öyle ki, aynı odaya her girdiklerinde birbirlerine giren, havlayıp yerde yuvarlanan köpeklerini evin çeşitli ve sayıca çok da fazla olmayan odalarında tutuyor, kalorifer borusundan gelen zorlama seslerine bakılırsa kimi zaman da bağlıyorlar. Köpeklerine bayılan bu adamlar, bazı günler köpeklerden en az birini evde saatlerce yalnız bırakıyorlar. Köpekler kapıları ve parkeleri tırmalıyor, havlıyor, uluyor, ağlıyor. Gelin görün ki, evde havlayan tek form köpek değil. Köpekle köpek olan Barkın Havoğlu da katılıyor onlara. Oda korosu şeklinde havlıyorlar köpekleriyle karşılıklı. Bazen köpek ile bile havlamıyor Barkın Havoğlu; köpek için, köpeğe doğru havlıyor.

Güzel ülkemiz Türkiye bir hukuk devleti olduğu için, biz köpeklerine havlayan gürültücü komşumuz Havoğlu ve ailesini savcılığa verdik. Savcı da dilekçemizden bir uçak yapıp bize en yakın karakola attı. Artık gelen evrak girişi yapılmış bir sorunumuz var. Polisimizin o sorunla ilgili ne yapacağı meçhul. Hayırlısı. Ama asıl önemli olan, bu gürültü sorunuyla ne yaptığımız değil. Havoğlu ailesinin alt katında yaşadığımız iki yıl, onlar üzerinden bize buranın kimin ülkesi olduğunu gösterdi. Bizi belki öldürmeyen, ama huzursuz etmeyi boynunun borcu haline getirmişlerin…

mediocrity_.jpg
Brecht Vandenbroucke, “Mediocrity”

İçinde olmadığımız, parçası olmadığımız bir yaşam formu sürüyor çok yakında bir yerde, giderek de büyüyor. Kabalığın ve kabadayılığın esas olduğu, başkalarının hak ve özgürlüklerinin önemsenmediği / küçümsendiği / askıya alındığı, vasatlığın alkışlandığı bir yer burası. Para verip oturduğumuz evde ancak bir kıraathaneden gelebilecek seslerin, kokuların, sigara dumanının çok yakınındayız (bildiniz, Barkın Havoğlu apartmanın içinde sigara da içiyor!). Günbegün leşleşmemizi, üst katımızdakilerin seslerinin her gün daha çok çıkmasından takip edebiliyoruz. “Biz burdayız, biz kralız, kudurun!” bir durum bu, ses bilerek değilse de, bu güvenle kendiliğinden yükseliyor. O yüzden polis çağırırız dendiğinde “ay çok korktuk!” diye yanıt verebiliyor. Korkacak bir şeyi yok, ona bir şey olmaz. Koca bir ülke yönetiyor o.

Barkın Havoğlu, belki ülkesi gibi “yeni” fakat gelişmemiş bir sürüm. Evde bağıra çağıra söylediği şey İzmir Marşı olduğu için çomarlıktan kurtulduğunu sanan, vasatların en kötüsü Barkın. Özür dilemeyen, çünkü özür dileme gerekliliğini hiç öğrenmemiş Barkın. Görgülülüğü bir pastane markası zanneden Barkın. Yukarıda bir yerlerde sorduğum soruya yanıt vermek gerekirse, hayır asla önemsemeyen, kolaya kaçan Barkın.

Kuaförde açık televizyondan yükselen kalitesiz pop-arabesk şarkılara maruz kalır gibi maruz kalıyoruz bu ziyanlığa. Bünyemiz reddediyor şimdilik, bakalım nereye kadar gidecek… Gitmediği noktada da ne yapalım, köpeklere havlayan kadınlar olarak yazarsınız bizi de listeye.

 

(Kapak görseli: La Linea)

Yazar: bellatrixbegins

twitter, instagram: @bellatrixbegins kişisel blog: www.bellatrixbegins.blogspot.com Daha ne diyem, Mahmut mu diyem? (DEDİ)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s