Eskilerle avunmak: fotoğraf

Yazı: Kıvanç Erginel

“Fotoğraf, insana farkında olmadan, birçok şey öğretir” der dedem Osman Yaşar Tanaçan. Pek çok kez söylediklerinin, gerçek hayatta var olup olmadığını ararken bulurum kendimi ve sayısız örnekle müspet sonuçlara ulaşırım.

Ben çok severim dedemi. Kendisi Eskişehir’in en eski fotoğrafçısıdır yaşayan. Anlatacağı hikayeleri sabırsızlıkla beklerdim hep çocukken. Bir insan ömründe, bu kadar farklı hikaye birikmesinin nasıl mümkün olabildiğini sorgular dururdum. Bugün de pek farklı değil esasen. Her karşısına geçtiğimde, bir yolunu bulur hiç duymadığım bir hikayesini anlatıverir. Ne kadarını tam olarak anlayabildim bilmem. Misal, cezaevinde tutuklu insanlara fotoğraf dersi verdiği günleri anlatırdı da ben anlamazdım olayın vehametini. Bugün düşününce; hayatı boyunca belki bir daha gökyüzünü göremeyecek bir insana, nasıl fotoğraf çekeceğinin anlatılması üzerine film senaryosu dahi yazılabilir oysa.

Fotoğraf; şu an hayatımızın, farkında olmadığımız kadar zaman çalan bir gerçeği. Güzel çıkmadığımızı hemen tespit edebildiğimiz için tekrar tekrar çektiğimiz kareler, sırf birileri istiyor diye mecburen girdiğimiz özçekimler, güzel bir “instagram post”u yakalamak için ekrana bakarken gözümüzle göremediğimiz konser enstanteneleri… Sadece birkaç fazla kişi beğenir belki diye girdiğimiz şekilden şekilleri saymayalım, acıklı oluyor ziyadesiyle.

Sevgi ile ilgili o efsane replik var ya, onu fotoğrafa uyarlamalı belki de. Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti. Fotoğraf da öyleydi. Ayrıca fotoğraf öğretirdi de.

Misal hatırlayın, bütün bir tatil boyunca çekilen fotoğraflar için önce emek sonra sabır gerekirdi. E filmin banyo edilip karta basılması, öyle her fotoğrafçıda yaptırılacak iş de değildi. Sonuçta ailemizle gittiğimiz, her halimizin olabileceği tatil fotoğraflarımız ya da çok özel başka anların fotoğraflarıydı. Memlekete dönülene kadar beklenirdi. Kasap, manav gibi, herkesin bir de fotoğrafçısı olurdu. “Ailemizin fotoğrafçısı” hepimizin aşina olduğu bir tabirdi. Alın size düpedüz gönül bağı.

Kıvancerginel-dubai
Fotoğraf: Kıvanç Erginel / Dubai

Üniversiteye kadar, zamanımın büyük bir kısmını dedemin fotoğraf stüdyolarında, aileme yardım ederek geçirdim. Her okul çıkışında oraya gitmek için can atardım. O meşhur Sultan Fotoğraf günleri… En çok sevdiğim anlar ise, meraklı gözlerle fotoğraflarını teslim almaya gelen insanların duygularına ortak olmak olurdu. Fotoğrafları gösterip, gittiği yerleri ve yaşadıkları hikayeleri anlattığı, çayların ikişer üçer içildiği günler. Bir keresinde, üç ülke gezip yurda döndüğünü anlatırken makinesini uzatan amcanın, film takmadan boş boş çektiğini fark edince “maalesef makinenin içinde film yok” dediğimdeki şaşkınlığını, üzüntüsünü ve ağlamaklı gülümsemesini asla unutamam.

Hepimizin, sadece analog makinelerle fotoğraf çekebildiğimiz yıllara dönmek için birçok şeyden vazgeçebilirim sanıyorum. Zira bu benim için, yeniden çocuk olmakla eş anlamlı. Bu sıralar telefon ile fotoğraf çekerken, hızlı tüketim kargaşasında uzaklaştığımız organik beslenmenin önemini anlayıp geri dönüşümüz gibi, analog makinelere dönebilir miyiz acaba diye hayaller kuruyorum. O akşamın en büyük derdi, tatilde çektiğimiz filmin ışık alması ve en güzel manzaraların kırmızı çıkması olsa diyorum. Sonra adı lazım olmayan bir uygulamada “ışık almış filtresi” uygulayıp gerçek dünyaya dönüyorum yeniden.

Eskilerle avunmak zaman zaman acıklı olsa da, iç rahatlatıcı. Tutmak zamanı namümkün ve manasız herkes alabildiğine yükseğe uçurmaya çalışırken. Kendimizi unutmaktan korkuyorum ve başıma da geliyor. Ne acı şey, insanın başkası hakkında çok fikri varken kendini bilmemesi.

“Fotoğraf insana insan olduğunu hatırlatır” da der dede. Ve ben bir akşam şöyle bir şiir yazmaya çalışmıştım bunu düşünüp;

Yanına aldıkların seninle birlikte gelse de

Ardından bakanlar vardır illa

Hiçe sayılmaması şarttır masumane

Şart oluşu ne bekleyişinin matemindendir artakalanın, ne de söz verişinden gidenin

Bir hatıra mutlak vardır tetiği çeken, bir de kurşunun sıyırıp geçtikleri

Onlar zaten bilirler ölmediklerini

Ölenlerse mahkumdur fotoğrafta yaşamaya

Not: Bu kadar fotoğraftan bahsetmişken, Eskişehir’e yolu düşenleri, Odunpazarı Evleri bölgesinde bulunan ve dedemin koleksiyonunun sergilendiği Osman Yaşar Tanaçan Fotoğraf Müzesi‘ni gezmeye davet etmeyi borç bilirim.

En derin saygılarımla,

Kıvanç Erginel

Editörün notu: 

  • Yılların ustalığını ve sanatını görmek için Osman Yaşar Tanaçan Fotoğraf Müzesi’ni gezmek isteyenler için adres: Paşa Mah. Kemal Zeytinoğlu Cad. No: 6 Odunpazarı / Eskişehir
  • Yazarımız Kıvanç’ın canlı performanslarını dinlemek isteyenler için Youtube kanalı ise burada.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s