Pembe kaşkoluyla Londra’da

IMG_0515
Neal’s Yard girişi, Londra

Aralık’ın 3’ü. Bir Pazar gününe denk geliyor. Derya ve Aydın’la Columbia Road’da yürümüşüz. Kâh akşamdan kalmanın ilacı Bloody Mary‘mi yudumlamışım kaldırımda, kâh çiçekçilerin arasında yürüyüp hayaller kurmuşum. Ertesi gün işe gitmeyecek olmanın huzuru, başka bir ülkede gamsız mı gamsız yürümenin o tatlı hafifliği… Köşeyi döndük, karşıdan bir kız yürüyor. Gökyüzü kadar gri paltosunun üzerine parlak pembe, fuşya bir kaşkol atıvermiş. Kollarında bir kese kağıdına sarılı yılbaşı çiçekleri… O an nasıl kıskanıyorum o kızı. Ben olsam ya o kız!.. Derya’ya söylüyorum bunu. Meğerse bizzat Londralı kızlar için makyaj trendleri bile varmış, daha parlak rujlar, neon farlar; gri gökyüzünün inadına! Aydınlanıyorum.

Eve döndüm, Nevra ile Onur bir gün öncesinin düğün fotoğraflarına bakıyor. Kızlar ve oğlanlar şıpşıkır giyinip de verdiğimiz pozlara, geceden anlara… Onur diyor ki, ışık tepeden geliyor Londra’da. Fotoğraflar o yüzden bu kadar güzel çıkıyor.

İstanbul’a dönüşümün ertesi günü, bir havayla anlatıyorum ofiste Ceren ve Zeynep’e… Diyorum Londra’da kızlar böyle parlak aksesuarlar kullanıyorlar, üff nasıl parlıyor o renkler gri binaların yanında. Buluştuğumuzda Elif’e nasıl cakalanıyorum, “Londra’da böyle makyaj trendleri bile varmış, kızlara parlak şeyler kullanın diyorlarmış!”

Dönüş filminde, Almanya’dan tüylü şapkasıyla dönüp karısına medeniyet öğreten Kadir İnanır gibiyim.

İlk tıkladığım online alışveriş sitesinden veriyorum siparişimi. Parlak fuşya, yün bir kaşkol. KOCAMAN! Birkaç güne kalmaz geliyor siparişim. Pembeyse pembe, kocamansa kocaman! Gel gör ki, Londra pembesi kaşkolumun bana kazık atmaya başladığını 3. günün sonunda anlıyorum. Değdiği her yeri (özellikle siyah paltomu) pembe yapmış canımın içi. Ne yapışkanlı rulolar kâr ediyor, ne koli bandıyla en sevdiğim paltoma yaptığım ağdalar.. Olsun. Kaşkolumu da çok seviyorum, paltomu sevdiğim kadar.

Hiç aklımda yoktu. Gezegenler bir araya geldi, evren en harika cilvelerini yaptı; 2,5 ay sonrasında kendimi yeniden en sevdiğim şehirde, Londra’da buldum. En sevdiğim diyorum, son gidişimden önce oranın en sevdiğim şehir olduğunu bilmiyordum. Ben varım, pembe kaşkolum var, pasaportum yanımda; Londra’dayım.

Bak, dedim Nevra’ya… Demek ki çok içten istemişim o kaşkolla burada olmayı!

Kaşkol da istemiş. Londra da hem beni hem kaşkolumu çok istemiş olacak ki kaldığım süre boyunca hiç esirgemedi güneşini, arkadaşlığını. Oh, kucaklayıverdi. Cânım Londra.

Ben de hiç utanmadan aynı kaşkolla farklı yerlere gittim durdum. Üçüncü günümde Aydın, “Google’da pembe kaşkol diye aratınca senin fotoğrafın çıkıyor.” demeseydi durumun saçmalığının farkında değildim pek; ama ne yapayım, sonuçta ne kadar güneşli de olsa mevsimlerden kış ve montumun içindeki kıyafetimi gösterebilmek için iç mekan çekimleriyle sınırlandırmak istemiyorum Instagram profilimi. Zaten buralara gelmeme sebep, biricik totemim de çıkmasın mı fotoğraflarda?

Ev sahiplerinden erken uyanıyorum sabahları. Kafam hâlâ Türkiye saatinde, sabahın 6 buçuğunda zınk diye uyanıyorum. Parmaklarımın ucuna basa basa mutfağa gidiyor, kendime bir kahve yapıyorum. Gelsin BBC’nin naif TV programları, gitsin How I Met Your Mother tekrarları. Onlardan biriymişim gibi mahallemizin gazetesini okuyorum. Vegan restoran ve de inşaat reklamları revaçta, ilgiyle takip ediyorum. Gündüzleri uzun yürüyüşler, birilerine bir şey anlatırken dolan gözler, en sevdiğim mağazalara Hac ziyaretleri, iş çıkışına denk getirilen pub buluşmaları. Yanımda özlediklerim, aklımda özlediklerim. Bir taneciksin Londra.

Gittiğim her yere pembe kaşkolumun tüylerini bırakıyorum ki dönüşüm daha hızlı ve de kolay olsun. Pembe tüyler beni yeniden çağırsın buraya. N’olacak canım, nihayetinde hayal kurması bedava!

Çok merak edene de kaşkolun fotoğrafı burada.

Hayal kuralım, sahip olduklarımızın farkında olalım sevgilim Mahmutterlar.

53981318-7a22-4b54-8f69-18ee49585e8c
British Museum merdivenleri ve “Ayy bu muymuş anlata anlata bitiremediği atkısı?”

6 thoughts

  1. Çok güzel! Hayallerime bir kez daha sıkı sıkı sarıldım, yanaklarına da birer öpücük kondurdum yazını okuyunca. Daha sık yaz lütfen :)

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s