Kim olm bu Edis?!

Tam üç sene önce, Mart ayının bu günlerinde Ceren’le (@silgihanim) Kaş’tayız. Ben yine hevesle beklediğim bir tatilde tabii ki hasta olmuşum, dakikada 68 kere sildiğim için burnum soyuluyor, sesim yerin 6 kat altından geliyor, ateşim var gibi yok gibi, saçmalık işte. Hakkındaki güzel yorumları duyup duyup bir türlü adım atamadığım bu şahane kasabada en sevdiğim insanlardan biriyleyim. Bir de araba kiralamışız ama araba denemez pek, utanmasa bizim onu itmemizi isteyecek kadar haysiyetsiz davranışlarda bulunan bir mekanik düzen. Yazıklar olsun sizin mühendisliğinize!

IMG_6633.JPG
silgi ve ben sizlere bacak şov yapmaktan mutluluk duyuyoruz.

Airbnb’den kiraladığımız ev de bir yokuşun tepesinde, yokuşu çıkarken araba garip garip sesler çıkarıyor, bir tatlı tatlı titremeye başlıyor böyle. Ceren bana kaygılı gözlerle bakıyor, ben kesin geri yuvarlanacağız diye düşünüyor ama rengimi belli etmiyorum. Gerekirse Kaş’ta ölürüz, n’olcak. Neyse araba çıkabiliyor yokuşu. Biz eve varıyor ve şahane manzaramıza uzun uzun bakmak için atıyoruz kendimizi balkona.

Şimdi esasen size uzun uzun o kısacık Kaş tatilini yazardım ama konumuz bu değil. Konumuz Edis. Biz o Kaş günlerinde pek tabii Edis denen affedersiniz yumurta gibi çocuğu keşfetmişiz. Kaldığımız evde Spotify olsun, Youtube olsun açıyor açıyor dinliyoruz ama arabadayken tek şansımız radyo, zira arabamız yokuşu çıkamadığı gibi bluetooth ya da CD çalar gibi seçeneklere de izin vermiyor. Radyoda duyuyoruz “Hadi yine gel benim oooool!” diyor Edis, hop biz de Ceren’le bağır bağır eşlik ediyoruz bu yakışıklı gencoya. Beyaz arabımızın camları sonuna kadar açık, havamız binbeşyüz. Şarkının “Kime veriririiiiim?” dediği kısımda ise kıkır kıkır gülmeye başlıyoruz, çünkü 14 yaşındayız. Kendi çocukluğumuza bakmadan, Edis 90 doğumlu bir bebe olduğu için haliyle çocuk diye bahsediyoruz kendisinden.

Olm çok iyi bu çocuk.

Sesi de güzel çocuğun.

Yalnız çocuğun şarkısı çok iyi.

Çocuk yakışıklı ama ha…

Çocuk parantezinde onlarca cümle çıkıyor ağzımızdan. Kaş tatilimiz bitiyor, Ceren dönüyor Nüyork’a, ben o zamanlar Hollanda’da yaşıyorum hala, ben de dönüyorum oraya. Bir daha ne zaman görüşeceğiz acaba diyerek geçen günlerin, ayların sonunda Edis oğlumuz 2015’in Temmuz ayında bu sefer “Olmamış mı?” şarkısıyla çıkıyor karşımıza. Hadi bir  önceki tesadüf eseri güzel bir şarkıydı, hadi sevmiştik… Ama ulan bu şarkı da çok güzel! Edissu yine tatlı tatlı dans ediyor, yine çapkın çapkın bakıyor. Tövbeler olsun: janti takım elbiseler, hülyalı bakışlar, ayfonla çekilmemiş izlenesi bir klip, neler oluyor? Camiada bir Edis dedikodusudur gidiyor: dinlediniz mi, ay bir önceki şarkı da çok güzeldi, albümü yok hep tekli çıkarıyor derken en son”KİM OLM BU EDİS!” kıvamına geliyoruz.

Bir sene sonra, Ağustos 2016’da, İstanbul’daki  şanlı üçüncü köprümüzün üstünde çektiği kliple çıkıyor karşımıza kendisi, “Hadi bi dudak bi yanak yolla.” diyor ve hepimiz ne istiyorsa yollamaya hazır hissediyoruz kendimizi. O dore işlemelerin olduğu yelek, o köprü rüzgarıyla uçan saçlar, o mükemmel ayakkabılar. Yıllardır özlediğimiz, beklediğimiz popstar tam karşımızda. Düşük kaşlı, kısa boylu, ince sesli, akustik gitar eşliğinde vıyvıyvıy şarkı söyleyen tiplerden fenalık gelmiş. Edis bir başka.

Tekli yayınlamaktan asla vazgeçmeyen oğlumuz Haziran 2017’de bu sefer “Çok Çok” ile çıkıyor karşımıza. Havalar ısınıp gönül tellerimiz titrerken her seferinde bizimle anlaşılan. Şarkının video klibinde dünyanın en çirkin kısa kollu gömleklerini giyiyor ama kendine çok yakıştırıyor. Giyerse Edis giyer, Edis ne ederse iyi eder. Artık düpedüz hayranı, köpeği olmuşuz.


Edis kardeşimiz (abi deme işin düşer Edisçim) 1990 senesinde Londra’da doğmuş. Insan Londra’da doğar mı öncelikle? Misal ben Adana’da doğdum, farkımsın – şansımsın Edis oğlan. Sonra da İzmir’de büyümüş. Aranan taze kan “Beyaz Türk” bulunmuş oldu böylece. Wikipedia’da onlarca şey yazılmış, Özel Tevfik Fikret Lisesi’nde okumuş, bir takım dizilerde rol almış falan, VPN kullanıp (Siz Türkler Wikipedia’ya giremiyor, ay lav şiş kebap) bakabilirsiniz hepsine. Ben biraz, elimden geldiğince neden bizim gibilerin Edis’i çok sevdiğinden bahsetmek istiyorum bu yazıda.

Starlık müessesi bizim olmadığımız, hissetmediğimiz şeyleri bize fark ettirdiğinde önemli bir kavram. Ne zaman biri bizim gibi davranıyor, o zaman o insanı bir star olarak görmüyoruz. Yıllarca Tarkan’a star dedik, adam ağzına soktuğu cep telefonu ile “Baba oluyorumğğğğ!” dedi ve bizi kendinden soğuttu. Ayrıca o kadar botoks yaptıracağına göbeğini erit sevgili Tarkocan. Senin sarı slip mayolu fotoğraflarını biliyoruz. Edis bu konuda – şimdilik – mükemmel bir örnek. Güzel şarkılar söylüyor, çok yakışıklı, stil sahibi, sosyal medya platformlarında gerek sarkastik gerek geyik takılıyor ama mesafesini hep koruyor. Salak biri olmadığı da belli, 15 yaşında ergenlerin de bizim gibi kocamışların da ilgisini çekiyor. Güzel konuşuyor, güzel giyiniyor, abuk sabuk davranmıyor.

Bir hafta önce İstanbul’daydım. Perşembe gecesi çok sevdiğim arkadaşım Melda’nın evindeyiz: mezeler hazırlanmış, rakılar alınmış, Meri teyze topik yapmış Vartan amca ile gelmiş, biz şahane haldeyiz, dost meclisi, büyük bir masa, kahkahalar, tüm güzel şeyler orada…  Kim bilmiyorum, biri “Edis’in albüm fotoğrafını gördünüz mü, her yerde afişi var.” dedi. Hah yine Edis konuşuyoruz iyi mi? Sonra neden bilmiyorum, saçmasapan bir cümle kurdum: ” Ya bana o çocuğun cildi yağlı geliyor, bazen tiksiniyorum.” dedim. Sağımda Melda vardı, bana öyle acınası gözlerle baktı ki kurduğum cümlenin saçmalığını o zaman anladım. Çünkü şiarımda bok atmak var, Tarkan albümü hakkındaki  yazımdan sonra, onu kıskandığımı belirten yorumlar almıştım, belki de haklılar.

İki gün geçmiş, Cumartesi günü annemlerden kahvaltıdan çıktıktan sonra Minibüs Caddesi’nde (Karşı’lıyız karşim) Edis’in albümünün fotoğraflarını gördüm. Bostancı’dan Kadıköy’e gidemiyoruz, çünkü hayvan gibi yağmur bastırmış ve trafik kilit. Koca koca afişler böyle caddenin sağında solunda: dudakları aralık, mükemmel bir fotoğraf, beklediğimiz popstarımız bize göz kırpıyor. Sağımda yine Melda vardı, “Aaaa dedim, çok güzel çıkmış gerçekten.” Melda yine bana acınası gözlerle baktı, iki gün önce yağlı cildi var diye bok atmışım adama.

Yeni ve çok tatlı bir popstarımız var çocuklar, güle güle kullanalım. Edis teklileri bırakıp bu sefer bir albümle karşımıza çıkmaya karar verdi. “An” belki Türkiye’de yayımlanmış en şahane albüm değildir ama bizim gibilerin şu ara en severek dinleyebileceği albümlerden biri olmuş. Öncelikle zaten bir albüm dinlemeyi özlemişiz, ayrıca içinde kanundur, klarnettir, sinir  bozucu ezik sözlere sahip olmayan bir albüm dinlemek de çok iyi geldi bana. Konuk şarkıcı olarak Merve Özbey, yok efenim Derya Uluğ yerine bir Yasemin Mori tercih etmiş ayrıca Edis kardeşimiz. Yeni Türkiye’ye direnen ve istediklerini olabildiğince yapan bir adam var karşımızda. Aşağıya bu albümün çıkış parçası Roman’ın video klibini bırakıyor ve hepinize esenlikler diliyorum.

Edis beni ara!

3 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s