“In my mind I’m free”

Yazı: Kerem R. Bürman

Stephen Hawking öleli birkaç gün oldu. Gerçekte tanımadığımız, hayatımızın içinde olmayan insanların ölümüne ne kadar üzülüyoruz bilmiyorum; üzerinde çok düşündüğüm bir konu değil bu ve bence bir önemi de yok. Ben daha çok ölümüne üzülmektense yaşamına, yaşarken yaptıklarına, yaşarken oldukları insanın varlığına sevinme tarafındayım. Konu Bay Hawking olduğunda ise yaşamına sevinme konusunda o kadar rahat olamıyoruz değil mi ilk bakışta?

Stephen Hawking’in bilimadamı vasfıyla yaptığı pek çok önemli şey, açtığı yeni ufuklar var. Popüler bilim çerçevesiyle sınırlı kozmoloji bilgim bunların çoğunu anlamama da, anlatmama da manidir -bilmediğim şeyin nesini anlatacağım zaten, değil mi. Bilimadamı kimliği ile ilgili bir tek notum var sadece: Bay Hawking öğrenciliğinden itibaren mevcutu sorgulamayı, yeni ve zorlu yolları denemeyi seçmiş biri. Öğrenciliğinden kalan çok anekdot var; kürek takımında dümenciyken sıra dışı rotaları deneyerek takımını çok kereler riske etmiş olmaktan tutun da, okuldaki ‘rakibi’ Narlikar’ın bir çalışmasını açıkça ve söylendiğine göre biraz da arsızca bir çıkıntılıkla eleştirmesine varana kadar. Bunlar bize genç Stephen’ın nal gibi bir ego sahibi olduğunun işaretlerini de veriyor aslında.

Bilimadamı vasfıyla mevcudu zorladığı en büyük konu bence kara deliklerin içi ve dışı arasındaki ilişkiyi açıklayan kuramların birbiriyle uyumsuzluğu üzerine kafa yorması. Özetle, “kendi içlerinde gayet tutarlılıkla kara deliklerin içini ve dışını ayrı ayrı açıklayabilen iki kuram nasıl olur da birbiriyle uyumsuz kalabilir, ikisi de aynı evrenin parçasıyken” sorusuyla başlayan bir düşünsel macerayı Hawking Işıması’nı kozmolojiye kazandırarak çözmüş Bay Hawking. Bu niye önemli derseniz anlatayım: bilim dünyasında olaylar epey pragmatik şekilde ilerler. O yüzden kendi içinde tutarlı iki kuram iş görüyorsa eğer, şimdilik he deyip geçer herkes. Bunun en klasik örneği Newton fiziği ve kuantum fiziğinin hâlâ gül gibi geçinip gitmesidir, farklı boyutlardaki olayları kendi içlerinde tutarlılıkla açıklayabildikleri için. İşte Stephen’cığım gibiler arada çıkıp bu normları sorgular ve bunları birbirine bağlamakta bazen de muvaffak olurlar. Muvaffakiyetin en önemli bileşeni onların o güzel zihinleri olmakla birlikte bir kısmı da, evet tesadüftür. Bilim dünyası, hayatını çözümsüz gibi görünen soruların peşinde koşarak geçirmiş, onların çözülmesine giden yolda arkalarından gelenler kaybolmasın diye kırıntılar bırakmış, ama o soruların cevabına adını yazdıramamış niceleriyle dolu. Bu konuda, bilimin olabildiğine bireysel ama bir o kadar da kolektif bir eser oluşu konusunda, bir gün bir şeyler söylemek üzere sözleşip, Profesör Hawking’e geri dönelim.

Profesör Hawking’i tarif edin desem şimdi size, ilk cümleniz ne olurdu? Cevabınızı bekliyorum, resmin altında buluşalım.

hawking-simpsons_trans_NvBQzQNjv4BqAdw0VrjqLWSqJHfZ45Ae0ZZleb6bWx1d7hBxM3Lz0SM
Bay Hawking, Simpsons sahnesinde de yer almış önemli bir yetenek de aynı zamanda.

Yukarıdaki soruya pek çok insanın cevabı “engelli bilimadamı” oluyor. Dr. Hawking’in popüler bilime meyli ve popüler kültürün de ona karşı boş olmadığı malumunuz. Ben bunu halka kozmoloji öğretmekten ziyade göz önünde başarılı bir hayat örneği olarak daha değerli buluyorum. Halka kozmoloji öğretmenin faydası halkına göre değişir ama başarılı bir hayatın gözümüzdeki yeri evrenseldir. Stephen özelinde ise bu başarılı hayat imgesinin faydası engelsiz insanlar için değil, engelli insanlar icin bilhassa önemli.

Anlatayım.

Geçtiğimiz gün BBC’de Ellis Palmer’in bir yazısını okudum, “How I saw Stephen Hawking’s death as a disabled person” başlıklı. Ellis, toplumda göz önünde bulunan ve topluma örnek olabilecek engelli insan sayısının azlığından yakındığı yazısında, toplumun engelli insanlara acıdığı ve hatta onları topluma yük olarak gördüğünü söylemiş. “Bu, engelli bir insanın ruh sağlığına ve kendileri hakkındaki algılarına son derece zararlı” diye de eklemiş.

Bay Stephen Hawking’in popüler kültürle yakın ilişkisini bu yüzden çok sağlıklı buluyordum. Başarılı bir hayatın ‘engelsiz’ bir bedenle ilişkisini ayırmamıza yardımcı olduğu ve bencileyin ‘engelsizlere’ değil, toplumun kendilerine biçtiği ve hatta biçmeyi bile beceremediği sıfatlarla yaşarken kendilerini neredeyse utançla kısıtlayan tüm engelli insanlara güzel bir hayatın, kusursuz bir vücuttan bağımsız olabileceğini gösterebildiği için. Çevirmeye cesaret edemeyeceğim kadar güzel bir sözüyle kapatayım:

Remember to look up at the stars and not down at your feet. Try to make sense of what you see and wonder about what makes the universe exist. Be curious. And however difficult life may seem, there is always something you can do and succeed at. It matters that you don’t just give up.”

Bay Hawking, sizi tanımak güzeldi. Teşekkür ederim.

 

 

Photo Credit:

https://www.telegraph.co.uk/tv/2018/03/15/stephen-hawking-would-just-turn-simpsons-script-readings/

https://www.pri.org/stories/2018-03-14/physicist-stephen-hawking-who-unlocked-secrets-space-and-time-has-died-76

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s