Yukarı Bak

Yazı: Emre Ergül

Bir Çadır Şarkısı

En son yıldızı izleyene kadar,

Sevmek ve birbirimize yakın olmak

Her ikimizde ne varsa,

Hepsine sahip olmak.

 

Bir sabah, o yıldızı izlerken

Birimiz uyanık olsun

Diğerinin aşkına,

Kendi başına.

Witter Bynner

Şiirin çevirisini bulamadığım için kendim yaptım, artık katlanacaksınız sevgili Mahmutter’lar.

Astronominin büyülü ve zamansız ihtişamına hoşgeldiniz. Sanırım bu kadar hayatımızla iç içe olup gündelik yaşamda aklımıza gelmeyen bir konu yoktur. Üstelik tek yapmanız gereken de “yukarı bakmak”. “Apartmanlardan, ışıklardan neyi göreyim!” dediğinizi duyar gibiyim, sabır gösteriniz, yazıda çeşitli önerilerim var.

Merak:

Binlerce yıl önce yaşayan atalarımızla pek de ortak yanımız kalmadığını söylerler. Onlar toplayıcı-avcı, ben yemeği eve söylüyorum. Bir mızrağı baltası belki var belki yok, bende ise bu yazıyı yazarken oturduğum sandalyenin yakınında 6 farklı ses çıkaran cihaz var. Ben hayatı karmaşa olarak görürken onlar için belki de çok basitti, avla-topla-koş.

Ancak büyük bir ortak noktamız var. Ben, sen, hepimiz, onlar, gelmiş geçmiş herkes istisnasız gök yüzüne baktı ve merak etti; bu parlayanlar da nedir, geceyi-gündüzü kim yapıyor, Tanrı yukarıdan bize bakıyor mu? Neden bazı şeyler sabit de diğerleri sürekli hareket ediyor? Bunları kim koydu oraya ve bir gün bitecek mi?

Bunlar çok doğru ve halen sorulan sorular. Astronomi, gökyüzü, yukarıda gördüğümüz herşey insandaki en temel ve değişmez dürtüyü tetikler: Merak. Astronomi, insanın odağını kendinden uzağa, sonsuz olana çevirmesidir.

Üstelik sadece merak, laf olsun torba dolsun, bilgili görüneyim beni sevsinler diye yapılmadı bu. İnsanlar var oldukları süre boyunca yukarı bakarak yönlerini buldu, ekinlerini topladı, geleceği tahmin etti ve yanıldı (çoğunlukla). Yukarıdaki ışıklara taptılar, tapınaklar inşa ettiler, yukarıdaki(ler) adına kurbanlar verdiler. Astronomi insanlığın “ne oluyor yahu burada nerden geldik biz bu ne biçim iş?!” sorularına cevap aradıkları alan oldu. Geceleri şarabın verdiği kafa güzelliği ve artan hitabet yeteneği ile şamanlar, filozoflar, bilim insanları gökyüzüne bakıp köy meydanında izleyenlere seslendi: “Bakın gökyüzüne sevgili yurttaşlarım, Venüs tüm güzelliği ile bize parıldıyor, bu sene bereket bizle olacaktır. Yandaki kabileye fahiş fiyatlardan arpa satabiliriz. Davranın!” Venüs sadece sana mı parıldıyor evladım?!

night sky
Çocuk soruyor: Ne ayaksınız siz!?

Bir kavram veya olay tatmin edici bir şekilde açıklanamazsa hikayelerin, efsanelerin, mitlerin ve yalanların kısa sürede türemesi kaçınılmazdır. Dinler, mitler türedi astronomi ile ilgili. İnsanlar yukarıdan gelecek kurtarıcıyı beklediler. Yan yana gözüken ama aralarında akla hayale sığmayacak mesafeler olan yıldızları bir araya getirip çeşitli şekiller uydurdular. Boğa, aslan, oğlak gibi. Şimdilerde bunlara burç deniyor ve gelecek tahminleri yapılıyor.

Dedim ya, şarap güzel şey, kafalar tertemiz! Ancak o merak yok mu o merak. Durmadı insanlar. Gözlemevleri inşa ettiler, yıldızların, gezegenlerin hareketlerini not ettiler. Fark ettiler ki aslında birçok şey tekrar ediyor, günlük/mevsimlik olaylara bağladılar. Sirius’u görünce, ki Ocak’tan Haziran’a hepimiz onu gökyüzündeki en parlak mavi yıldız olarak görüyoruz, hasata başladılar ve yazın geldiğini hissettiler. Bu yüzden bazıları Sirius’a taptı.

Ordular, göçebeler, hareket eden herkes kuzeydeki sabit yıldıza (kutup yıldızı) baktı ve yönünü buldu. Şarkılar, şiirler, nice serenadlar yapıldı çıplak gökyüzü altında. Kesinlikle bizim gökyüzümüzden daha farklı, bizim anlayışımız dışında bir tecrübeydi yukarı bakmak. Şimdilerde ışıksız bir yer bulabilirsek ne ala.

Son 1:

Işık kirliliği kötü birşeydir, kaçabilirsiniz. Alın size ışık kirliliği haritası, bu yazıdan sonra gaza gelip “gözlem yapcam ben!” derseniz karanlık alanlara doğru göçünüz.

https://www.lightpollutionmap.info/

Buradan çıkarılacak ders: Lüzumsuzsa söndürünüz.

Gelişim:

“İnsanlık tarihi durgunluk tarihidir” demişti bir hocam. Yüzyıllarca, binlerce yıl boyunca insanlar çıplak gökyüzü altında dolanıp durdu efsanelere inanarak. Sadece inanmakla kalmadılar, savaştılar, yıktılar, göçtüler efsaneler doğrultusunda.

Ancak merak şüphe ile buluşunca değişmeye başladı işler. Şüphe demek bilim demek, ilerleme demek.

Galileo amca 1610’da sadece 30 kere büyütme gücüne (normalde yüzler, binler konuşulur) sahip bir teleskopu Ay’a çevirdi ve inanılanın aksine orada bir insan bulmadı, Dünya’daki gibi dağlar, vadiler vardı. Tamam dedi, bir de Jüpiter’e bakalım, göklerin hakimi, tanrıların babası ve hükümdarı.

Sıra Jüpiter’deydi, Jüpiter’e baktığı an astronomiyi ve varlık algımızı değiştiren bir keşif yaptı. Jüpiter’in de Dünya gibi uyduları vardı. Dünya’nın biricik ve merkezi olduğu yaklaşım çöküyordu böylece. Bütün gözlemlerini yöntemli biçimde kaydetti ve yayınladı. Artık değişmişti herşey.

Görüyorsunuz sevgili Mahmutter’lar, binlerce yıllık insan tarihine bakınca son 400 senedir anlamaya başladık yukarıdaki ışıkları. Anladık ki tek gezegen değiliz, başka güneşler var, galaksi diye bir şey varmış ve onda bile tek değiliz. Evrenin merkezi yok, Mars’ta kimse yaşamıyor, güzelliğine doyamadığımız Venüs’te sıcaklık en az 400 derece. Ayrıca bildiğimiz kadarıyla uzaylılar bizimle iletişime geçmedi. Güneşimiz bile normal, orta yaşlı, kendi halinde bir yıldızmış.

milky-way-night-sky
Venüs’e laf attınız, Güneş’i gömdünüz, Samanyolu’nu yedirmeyiz! Fotoğraf: Wallpaperlepi

Şimdilerde 13 milyar yıl öncesinden gelen ışıkları görebiliyoruz, bunları Dünya’ya düşürmeden nasıl imha ederiz diye kaşındığımız uydularımız var. Neredeyse her gün bir yıldızın patladığını (bizimki 5 milyar yıl sonra patlayacak) görüyoruz. Dünya’daki mikrobu Mars’a bulaştırmama yöntemleri araştırılıyor. Elon Musk Mars’a gideceğiz 4-5 seneye dedi, Putin de 2019’da oradayız dedi. Ben onların  yalancısıyım.

Ancak gökyüzündeki ışıkların bizde uyandırdığı merak ve romantizm hiçbir zaman bitmedi. Hala yıldızların olduğu besteler, resimler yapılıyor. Kendi teleskopunu yapıp dünya turuna çıkan insanlar var. Dedim ya, merak bitmiyor insanda.

Son 2:

Astronomi nedir ne değildir, kim ne yapıyor diye sorarsanız bakacağınız yerler Wikipedia ve NASA. Ben de astronomi üzerine hiçbir fikrim yokken bu kaynaklardan başladım. Cousera’dan da bir sürü ders alabilirsiniz.

Buradan çıkarılacak ders: Astronomi hem yaşlı hem de genç bir alan! Kesin bilgi.

Tamam iyi de ben ne YAPAYIM?:

Eh şimdi siz de bu astronomi denen merete ilgi duymaya başladınız. Hele bir de Satürn’ün halkalarına bakın, ondan sonra göreceğim sizi 😊

Aşağıdaki fotoğraf 2006’da Hacıbektaş’ta tam Güneş tutulmasından. Herkes güneş tutulmasında güneşin kapandığı anın fotoğrafını bilir ama yeryüzünün ne kadar karanlık olduğunu nedense merak etmez. İşte bu kadar karanlık oluyor. Her yanınızın güneş doğarmış gibi aydınlandığını düşünün.

Kapadokya_27
Hep merak ediyordunuz, öğrendiniz, şimdi dağılabilirsiniz… Fotoğraf: Emre Ergül

Astronomiye başlarken yapacağınız şey kolay. Koşup kendinize 15*70 rakamlarına ya da yakın birşeylere sahip DÜRBÜN alıyorsunuz. Bu dürbünle kolayca Ay’ı, Venüs’ün evrelerini, Jüpiter’in uydularını görüyorsunuz. Teleskop almayın, ilk önce dürbün ile gözlem yapın. Teleskop güçlü, dikkatle taşınması gereken bir cihazdır. Neye ve nasıl bakmak istediğinize göre farklı türleri vardır.

Gözlem yaptıkça ilginiz ve bilginiz gelişecek. Belki Ay ve gezegenler yeterli olacak. Belki de galaksileri, uzak yıldızları görmek isteyeceksiniz. Bulutsulardan yıldızların nasıl oluştuğunu anlamaya çalışacaksınız. Benim gibi uydu gözlemi yapmaya bile meraklı olabilirsiniz. Merağınızın derinliğini ve kapsamını anladıktan sonra teleskop alın.

Çoluğunuzu, çocuğunuzu kaptığınız gibi üniversitelerin rasathanelerinde düzenlenen halk günlerine gideceksiniz. Hem işin profesyonelinden sunum ve bilgi alacaksınız, hem de geniş çaplı teleskoplardan gözlerinize ziyafet çekeceksiniz. Ailenizdeki “genç” üyeleri götürmeyi unutmayın; onların bu dünya dışında farklı yerler olduğunu, Güneş’in sarı yerine aslında beyaz olduğunu, bize Güneş’ten sonraki en yakın yıldızın çok sönük olduğunu ve gözle göremediğimizi, mucizeleri, gariplikleri öğrenmeye ihtiyacı var. Öğrensin ki yaşadığımız koşulların göreceli ve geliştirilebilir olduğunu düşünsün ve iyileştirebilsin.

En önemlisi hayal kurmayı ve yukarı bakmayı unutmayın. Birkaç günlük okuma ve dinleme ile temel bilgileri çok rahat alabilirsiniz. Astronomi ile amatör olarak ilgilenip bir şeyler keşfetmek halen mümkün. Tatilinizde karanlık yerlerden gözlem yapabileceğiniz vakitlerde geçmeyi deneyin. Belki de bir sonraki büyük şair siz olabilirsiniz, yıldızların vereceği ilham ile.

Son: Sevdiğiniz, sevmediğiniz ve bilmediğiniz tüm insanlar sizinle aynı gökyüzü altında. Aynı gökyüzü hepimizi bağlıyor, ne kadar farklı olsak da.

Şiir ile açtık, şiir ile bitirelim.

”…

Ayışığı renginde kar,
keçe çizmelerim ağır.
İçimde çalınan ıslık
beni nereye çağırır?

Memleket mi, yıldızlar mı,
gençliğim mi daha uzak?
Kayınların arasında
bir pencere, sarı, sıcak…

Nazım Hikmet Ran

Konuk Mahmut’umuz Emre Ergül İstanbul’da uluslararası bir şirkette Kıdemli Analist olarak çalışıyor, fırsat buldukça da yollara düşüyor, kendisini Instagram profilinden takip edebilirsiniz.

One thought

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s