Stres dostunuz değildir

Frayed Rope about to Break

Kısa bir tatil sonrası, güneşi denizi arkamda bırakarak ofise geldim. Masalara minik kartlar bırakılmış: Ruh Sağlığı Farkındalık Haftası etkinlik planı.

İngilizlerin hemen her kutlu gün için bir de kendi versiyonlarını uydurması beni artık şaşırmıyor. Anneler Günü gibi, Ruh Sağlığı Haftası da farklı tarihte. Dünyanın geri kalanı için bu bir hafta değil, bir gün: 10 Ekim. Ne güzeldir İngilizlik, bizde bir de 14-18 Mayıs haftası var. Eh, bu vesileyle, ben de Mahmutlayayım dedim. Uzmanı olduğum için değil, böyle haftaların görünürlüğünü önemsediğim için, anladığım kadarını anlatıyorum… veya Mahmuting for Mahmutters.

Bu haftanın bizim şirketteki en temel mesajları kabaca şöyle: 1) görünmeyen rahatsızlıklar da vardır 2) bunlardan muzdarip kişilerin, bu rahatsızlıkları  görünür kılmak gibi ulvi bir görevi yoktur 3) bu kişilerden biri siz de olabilirsiniz. Özetle, şirketlerin, müdürlerin, iş arkadaşlarının, herkesin hayatı yaşanır kılmak için birbirine az biraz destek olması, ruh sağlığını da kapsıyor.

stres
Hep bir ağızdan cevap verelim: pek de idare edemiyoruz.

2018 Ruh Sağlığı Farkındalık Haftası’nın ana teması stres. Şirketcağızım yoga, masaj, yok efendim mindfulness vb birsürü ufak tefek etkinlik düzenlemiş. Kısıtlı katılım imkanı sebebiyle kapanın elinde kalsa da, önemli değil. Daha iyisi, aslında varlığını bildiğimiz; ama nerden nasıl ulaşacağımızı pek de düşünmediğimiz birçok İK destek sistemini tanıttılar. İK ekibimizi ilk kez bu kadar hevesle çalışırken gördüm ki sanırım biz de ilk kez bu kadar ilgilendik. Tüm çalışanların katılmaya istekli olacağı ortak bir konu arayıp duran İK ekibine, bu konunun STRES olması şoku…

Neyse, maksat sohbet ve ilham olsun: “Eposta yükü nasıl yönetilir?”, “stres kaynaklı özgüven eksikliği ve dikkat bozukluğu”, “doğru oturuş, postür düzeltme ve masabaşı egzersizler” gibi insanlık için ufak, bireyler için önemli birçok konuda tavsiyeler derlemişler. Outlookla ilgili teknik tavsiyelerden, özellikle üst yönetimden gelen taleplere nasıl hayır deneceğine uzanan konuşmalar var. Ofisinize lazım olduğunu düşünürseniz, İK ekibinize konuyu çıtlatabilirsiniz.

Konuya gelelim.

***

Stres dostumuz elbette değil, hiç istemiyoruz. Bir yandan da herkes sürekli stresli elbet. Bunun pek de normal olmaması gerekiyordu hani? Her ne kadar dostumuz olmasa da, stresle ilişkimiz biraz karmaşık. Çok stresli günler geçirmek başarının kanıtı, iş hayatının onay mührü, bordronun devamı sayılır oldu. Biz bu kalabalık şehirlerde, bunca işleri becerirken, elbette streslenebiliriz canım, nedir ki? Maksat rahatlayabilelim. Onu da yine gereğince yaparız. Elbette. Bir gün. Birkaç saatliğine.

Çok yoğun veya stresli değilseniz, bu müdürünüzden saklanacak bir durum olabilir: eh, demek ki başarı derdiniz yok, gerekeni yapmıyorsunuz. Çevrenizden de özür dilemeniz gerekebilir: stresli değilseniz, demek ki yattığınız yerden para kazanıyorsunuz. İstediğiniz kadar aksini izah etmeye çalışın, “iş hayatım stresli değil” demek, “tatildeyim ama maaşım yatıyor” kadar ulaşılmaz. Bu ne rahatlıktır canım.

Özetle: stres bizim can dostumuz değil; ama yokluğuna da alışamıyoruz. Herkesin sırayla evinde misafir etmek zorunda olduğu huysuz akraba diyebiliriz.

destress-college
Boş vaatler çiçeğim, bunlara kanma iki gözüm…

Stresle ilgili ana konulardan biri de aslında ne kadar da muğlak, kişiden kişiye değişen bir dert olduğu. Yani senin stresin mide kanamasına kadar gidebilir, ben stres altında en fazla söyleniyorumdur, falan filan. Bize bu hafta bunu anlattılar. Bu sebeple, önce birtakım testler ve kendimizi tanımalar: ne kadar streslisiniz?

Bir diğer mesele de kendi stres sınırlarınızı ve işaretlerinizi bilmek. Bununla ilgili pek basit bir benzetme okudum, umarım aktarabilirim:

Stres skalasında 1=rahatlıktan mayışma, 10=stresten kaşınma diyelim. Genelgeçer bir “normal şartlar altında” 5’e denk geliyor diyebiliriz; ama özellikle iş hayatında, bu bazıları için 6-7 olabiliyor. Yani, kimi mesleğin doğası bu. Haliyle, kişinin normali kayınca, “stresli hissediyorum” eşiği de yükseliyor. Tehlikeli olan burası.

Öncelikle mesele, kendimizi skalada doğru yere koymak. Belki de hassas çiçekler olarak normalde 4 civarındayız, rahatımıza düşkünüz, 5-6 oldu mu eserekleniyoruz. Olabilir. Sonraki mesele de, bizi bu skalada bir birim yukarıya çıkaran şeylerin ne olduğu, neye ne kadar tepki verdiğimiz ve stres alttan alta gelirken, işaretleri nasıl okuyabileceğimiz. Kendi adıma, 8-9lara çıkana kadar rahatlamak için pek de bir şey yapmadığımı, bıçak kemiğe dayanınca da tam bir sinir topuna dönüştüğümü biliyorum, mesela. Eh, pek faydası olmuyor tabii.

62c87a74c2cc7b4e8a88154fe67c69b6
Bizi bu ekran koruyucular, bu tatil vaatleri bitirdi esas.

Stres yönetimiyle ilgili onlarca uzman, yüzlerce kitap ve binlerce video filan var. Çoğu da benzer tavsiyeler aslında. Özetin de özeti bir liste yaptım ki dar vakitte okuyanlar belki sonra merak edip devamını getirir. Stresi yönetmenin 3 yolu:

  1. Ana sebepleri saptamak ve önceliklendirmek (şipşak çözülebilenler, zamana ihtiyacı olanlar, sizi aşanlar); çözülebilenlere odaklanıp diğerleri için tatlı canınızı sıkmamak
  2. Özellikle iş hayatında kendinize “bunu benim yerime başkası yapabilir mi?” ve “bu iş bekleyebilir mi?” sorularını HABİRE sormak. Bazen sorumluluğu paylaşmak zor gelebiliyor (beceremezler, ben daha hızlı hallederim, müşteri kaprisli, hata payımız yok, zaten geciktik); ama bunun altında gücü paylaşamama (bu benim projem / müşterim, buraya gelmek için çok uğraştım, aylardır uğraşıyorum, son anda kaymağını başkası yiyecek) yatması da muhtemel. Yani, tatlı canımızı sıkmamızın tek sebebi bizzat biz de olabiliriz.
  3. Klişe tavsiye ama sağlam kafa sağlam vücutta oluyor:  iyi beslenme, düzenli egzersiz ve kaliteli uyku herkese lazım. Bunlardan vazgeçmek her zaman mümkün; ama kısa süreli bir lüks bu. Eğer birinden biri çok uzun zamandır iyi gitmiyorsa, üstelik bunu okurken bile söylenerek burun kıvırıyorsanız, bence müdahale zamanı gelmiş.
  4. Bonus: Yoga ve meditasyon harika destek mekanizmaları; ama nedense çok fazla önyargı var. Merak etse de denemeyene utanan, “laf ederler” diye çekinen bile gördüm. Gizli gizli okuyup bilgilenmek isteyenler için, Mahmutunuz bunları da yazdı.

***

Bence stres, birçok klinik rahatsızlığın yanında hafife alınan, “tedavilik” görülmeyen, normal sayılan bir dert. Depresyonda değiliz ya canım, şehirde yaşamak zaten stres sebebi. Yine de, tam da bu sebeple, belki de ruh sağlığı gibi bir derdimiz olması gerektiğini de anca stresle hatırlıyoruz. Onca koşturma arasında, günlük rutinleri, ordan oraya yetişmeleri, vitaminleri moralleri, arkadaşları akrabaları aksatmamış muhteşem bireyler olarak, devreleri yakmaya adım adım yaklaşıyoruz. Motor soğutmak, soğuması gerektiğini hatırlamak da bir başlangıç.

Elbette ruh sağlığı stresten ibaret değil; ama stres, bu çetrefilli konuyu konuşmak için güzel bir başlangıç noktası. Belki de kendi stresimizle barışmak, görünmez bir dert olduğunu kabul etmek, çevremizde daha ciddi sorunları olan kişileri de fark etmemizi sağlar. Belki de bir kere hapşırdığını bile görmediğiniz halde habire hastalık izni alan o turp gibi iş arkadaşınız, daha farklı dertlerle uğraşıyordur. Belki de, enayi olmadığımızı ispatlama aşkıyla kurcaladığımız, sağlık raporları talep edercesine sorguladığımız hayatların tek ihtiyacı olan şey, biraz daha anlayış, biraz daha şefkattir. Belki de bu şefkat kötüye kullanıldığında dahi bizi enayi yapmıyordur. Konu biz değilizdir yani.

Geri kalan her şey ve daha fazlası için klasik kapanış: ertelemeden araştırın, ufak da olsa adımlar adın ve tabii ki bir uzmana danışıp profesyonel yardım alın. Nerden başlayacağınızı bilmiyorsanız, okulunuz, iş yeriniz de yardımcı olabilir, muhtemelen sadece iletişimini iyi yapamıyorlardır. Konuyu yazının başına bağlamış olmanın rahatlığıyla, esenlikler dilerim Mahmutters. Papatya çayınız eksik olmasın.

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s