Dayanamazsak Marfa’ya taşınırız

2011, ajansa yeni başlamışım, dergi için konu hazırlıyorum. İlginç bir görsel bulmam lazım ve arama motoruna “gösterişli, mağaza, ıssız, sanat” gibi şeyler yazıyorum. Bir şey çıkacağından pek de umudum yok. Derken çölün ortasında bir Prada mağazası fotoğrafı ekranıma düşüyor. İlk görüşüm. Gerçekliğini sorguluyorum, enstelasyonmuş. Bulutlar da mı enstelasyon? Peki neredeymiş bu? Cevap Marfa. Sonra kasabanın diğer fotoğraflarına bakıyorum, bakıyorum… O günlerde kişisel gerekçelerle boğuluyorum. Sürekli tökezliyor, bir şeylerin altında kalıyorum. Her boğulmamda yeni fark ettiğim bu yeri google’lıyorum, tumblr, pinterest Marfa ile doluyor. Biraz nefes alıyorum. Dayanamazsam Marfa’ya taşınırım boardları yapıyorum. Sonra işler yoluna giriyor, Marfa aklımdan çıkar gibi oluyor. “Gitmesek de görmesek de orda bir yer var uzakta” statüsüne geriliyor.

Ama algıda seçicilik devreye giriyor herhalde çünkü yıllardır sürekli, her yerde karşıma çıkmayı sürdürüyor: Carol’da Rooney Mara Cate Blanchett’e “Birlikte Marfa’ya gidelim.” diyor. Marfa’nın şimdiki ününü borçlu olduğu sanatçı Donald Judd’ın kitabına rastlıyorum bir arkadaşımın sehpasında, Ahmet Hamdi Tanpınar – Huzur ile yan yana. “Ünlülerin çıldırtan kaprisleri” konulu bir programda James Dean’in film çekimi sırasında otel odasına teleskop koydurduğunu anlatıyor sunucu. Film çekimi neredeymiş? Evet, Marfa. Çünkü gökyüzü çok güzelmiş. Bir başka dergide Moğol usulü çadırlar ve mutlu insanlar görüyorum, çöl gibi bir yer ama değil, tabii ki Marfa. En son birkaç ay önce bir moda markasının Palais de Tokyo’da yapacağı “Marfa-Paris” isimli defilenin davetiyesi düşüyor posta kutuma. Sonra başka yerlerde başka hikayeler: Los Angeles’lı bir genç adam Marfa’ya taşınmış ve şarapçılığa başlamış. Demek Marfa’nın şarabı da varmış, bir puan daha. Bir Alman 20 yıl önce gelmiş ve orada kalmış, bir daha ülkesine dönmemiş. Matthew McConaughey her fırsatta gelirmiş ve Marfa Burrito’da öğle yemeğini yemeden asla dönmezmiş. Beyonce özel uçağıyla geliyormuş arada, herhalde ilham almaya. Yıldızlar ve bulutlar çok güzelmiş, Marfa’nın bir de gizemli ışıkları varmış, ne olduğu açıklanamamış, çoğu geceler Chihuahua çölü yönüne bakınca görülürmüş, ilk kez 1800’lerde bir kovboy görmüş, uzakta ateş yakan bir Apache kabilesi sanmış ama ateş gibi değilmiş, zaten öyle bir kabile orada hiç konaklamamamış. Sonra da hakkında çeşitli fikirler yürütülmüş, otoyoldan yansıyan araç farları diyen de çıkmış, İspanyol sömürgecilerinin ruhları diyen de. Bazıları da UFO deyip geçmiş ama bu iddiaların hiçbiri kanıtlanamamış…

Derken bir gün Marfa’dayım, tam Agave festivali zamanı. Agave, tekila yapımında kullanılan bitki. Haliyle o günlerde kasabada herkes tekila içiyor, tüm Marfa tekila kokuyor. Muhteşem bir gece geçiriyorum. Kaldığım El Cosmico festival mekanlarından biri, o akşam da mini bir konser var. Sert margarita ve birkaç şarkıdan sonra Marfa ışıklarını görmek için partiden ayrılıyorum. Gündüz Chinati Vakfı’nda tanıştığım bir yerli herkesin seyrettiği nokta yerine Meksika sınırına yakın bir başka yer öneriyor. “Daha ıssız ve karanlık, daha sakin ve ışıklar da yıldızlar da daha belirgin” diyor. O yüzden önce oraya gidiyorum, korkutacak kadar karanlık gerçekten. Adamın tarif ettiği yere dönüp ışıkları bekliyorum. 10 dakika kadar sonra, göremeyeceğimden hatta bunun bir kasaba uydurması olduğundan eminken uzakta turuncu renkli birkaç ışık zıplıyor, birleşiyor. Tek ışık bölünüyor iki oluyor, sonra yine tek, sonra kayboluyorlar, derken üç…

Otele döndüğümde parti bitmek üzere, kesif bir tekila kokusu var. Karşılaştığım herkese ışıkları gördüğümü söylüyorum, çünkü bu bilgiye ihtiyaçları var. Oysa pek ilgilendiklerini söyleyemem, “Burası Marfa, ne bekliyordun?” bakışı atıyorlar. Peki.

Sessiz bir sabah, daha sıcak olur diye düşünmüştüm ama Teksas’ın geri kalanına nazaran serin. Yağmur yağmış, yerler ıslak. Bembeyaz bulutlar birbirinin üstüne topaklanmış, koca bir gökkuşağı var. Simge’nin şarkısını buluyorum spotify’da. Kaldığım 40 yaşındaki römork-karavanın verandasına çıktım. Bir yandan kahve içip, telefonun sesini hoparlöre vererek Simge’yi dinliyorum. Biz hep aynı. Önümden bir tavşan geçiyor, sonra bir tavşan daha. Tavşanları gözümle takip ederken yandaki çadırda kalan çift ellerinde kahveyle yaklaşıyorlar, şarkıyı soruyorlar. Bir süre birlikte sessizce dinliyoruz. New York’ta yaşıyorlarmış, ikisi de tasarımcıymış ve buraya taşınmayı düşünüyorlarmış. “Marfa biraz Teksas, biraz Brooklyn, biraz da Mars” diyor kadın. “Bir çeşit hac ziyareti gibi, buraya gelip hacı oluyorsun, sonra da ‘burada yaşamalıyım, bir daha asla şehre dönmemeliyim, burada yaşamak için neler yapabilirim?’ diye sorarken buluyorsun kendini” diyor. Doğru, geldiğimden beri restoran işletmeciliğinden şarapçılığa türlü türlü iş düşündüm kendime. Hiçliğin ortasında bir yer. Kimse sizi bulamaz. Dünyanın kalanında olup biten hiçbir şey size dokunamaz. Çok uzakta, kendi halinde sanat yuvası.  Ofisten çalışmanız gerekmiyorsa ve kreatif işler yapıyorsanız zihninizi besler, iyileştirir, ilham verir. Bir sürü efsanesi var, yerliler, Meksikalılar, kovboylar… Böyle düşününce nüfusun neredeyse tamamının neden escapistlerden oluştuğu anlaşılıyor. Tabii ki her şey bu kadar mükemmel değil: Deniz seviyesinden epey yüksekte, gündüzler sıcak geceler oldukça soğuk… En yakın havaalanı El Paso 200 km mesafede, oradan da uçuşlar genellikle aktarmalı. Çocuklu aileler pek tercih etmiyor çünkü sadece devlet okulu var ve yaramazlık yapan çocuğu dayakla terbiye etmek anlayışı hakim. Çünkü Marfa da olsa orası Teksas. Hastane binası minimalist, söylenenlere göre hastanenin hizmetleri de pek minimalist. Yılanlar ve böcekler çok, o yüzden yaz kış bot giymek gerek, sabah botları ayağa geçirmeden önce de ters çevirip şöyle bir silkelemek…

 

Mañanifesto

Screen Shot 2018-06-26 at 12.54.31

Kaldığım El Cosmico girişinde elime birkaç kağıt tutuşturuluyor. İlk sayfada kalın harflerle mañanifesto yazılı. El Cosmico’nun manifestosu buymuş deniyor ama bence tüm Marfa’nın manifestosu. Hatta dünya üzerinde metropol olmayıp sıcak olan, yani hayatı bizimle aynı hızda yaşamayan pek çok yerin manifestosu da mañana olabilir. Hani anlamsız saatlerde kasabanın tek postanesinin sebepsiz yere kapalı olduğu küçük sahil kasabalarını düşünün. Ya da sahiplerinin öğle uykusuna gittiği için kepenkleri çektiği ve ne zaman dönecekleri tam olarak belli olmayan, dönmelerinin tek sebebinin de paşa keyifleri olduğu dükkanları. İşte bunlar mañana. Bugün temizlik yapılmazsa ölünmeyen, çünkü yarın diye bir şey var, neden olmasın, e-postalara zamanında geri dönülmezse n’olur? Hiçbir şey. Tesisatçı gelmemiş, eh belki tesisatçı da tatildeymiş, o zaman komşunun banyosunu kullanırız. Her şeyi kontrol edemeyiz, her şeyi kontrol etmeye gerek de yok zaten. Tesisatçı yok, bankada işimizi halledemedik diye hayatı karartmaya ne gerek var, hamağımıza uzanalım ve içinde bulunduğumuz anı kutlayalım diyor bu mañanifesto. Şu an bu yazıyı okurken sinirlendiğiniz kişileri, olayları düşünüp derin bir nefes alın ve bırakın. Su yolunu bulur. Bugün olmazsa yarın olur.

Bir gün giderim derseniz:

Konaklama: El Cosmico. Ben çadırda, karavanda kalamam diyenler The Hotel Paisano‘yu düşünebilirler. Marfa’da kalacak yer çok kısıtlı olduğu için çok önceden rezervasyon şart.

Yeme-İçme: Marfa Burrito, Akdeniz tatları için (sadece öğle yemeği) Food Shark, akşam yemeği için Stellina. Kahvaltı için Buns N’ Roses ve Squeeze Marfa muhteşem.

Barlar: Hotel Saint George, bira ve şarap içmek isterseniz Planet Marfa, haftasonları canlı müziğin kokteyllere eşlik ettiği Lost Horse Saloon.

Sanat sanat sanat: Chinati Foundation, Greasewood Gallery, Judd Foundation, Ballroom Marfa, Exhibitions 2D (sadece rezervasyonla gidilebiliyor) ve Marfa Contemporary Marfa’nın sanat duraklarından birkaçı.

Alışveriş: Yerel tasarımcı ve zanaatkarlardan el yapımı kıyafetler, takılar için Freda, kitaplar ve hediyelikler için Marfa Book Co.‘ya gidilebilir.

Etrafta neler var?

Marfa’ya iki saat mesafede Big Bend National Park‘ta istediğiniz gibi günlük yürüyüşler, tırmanışlar vs bulabilirsiniz.

Fort Davis’teki McDonald Observatory dünyanın en iyi gözlemevlerinden biriymiş. Marfa ve bölgesinin gece çok karanlık olmasının sebebi de bu gözlemevinin ışık yasağı zaten. Gidemedim, içimde kaldı. Yıldızları seven önceden rezervasyon yaptırsın.

Yarım saat mesafedeki Prada Marfa, Elmgreen ve Dragset imzalı kalıcı bir enstelasyon, Marfa’nın da simgelerinden biri.

Processed with VSCO with a10 presetProcessed with VSCO with l6 presetProcessed with VSCO with av8 preset

Processed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with av8 preset

Processed with VSCO with av8 preset
Processed with VSCO with av8 preset

Processed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with au1 presetProcessed with VSCO with n1 presetProcessed with VSCO with l5 presetProcessed with VSCO with a10 presetProcessed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with av8 presetProcessed with VSCO with 6 presetProcessed with VSCO with kp4 presetProcessed with VSCO with av8 preset

3 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s