Büyük şehirde araba kullanan kadın olmak

Merhaba, ben büyük şehirde araba kullanan bir kadınım. 2009 Nisan’ında ilk şirket aracının anahtarını teslim alışımdan bu yana İstanbul’un ve büyüklü küçüklü pek çok şehrin sokaklarında dolaşma fırsatı bulmuş biri olarak bazı genellemelere karşı çıkmak ve bazılarına da -üzülerek de olsa- katılmak için birkaç şey karalamak istedim. Hemen söyleyeyim, bu yazı bilhassa bir cinsiyeti trafikten men etme tutkusu taşımadığı gibi, kadınların trafikte mağdur olduklarını savunan bir yazı da olmayacak. Sonra “aaa, üüü” olmasın.

Ailemde araba, hatta ehliyet sahibi biri olmadığından araba kullanmak biraz çekindiğim bir konuydu. Yapamayacağımdan değil de, birilerinin trafikte üstüme çıkacağından filan endişeleniyordum. Kavşaklardan basbayağı korkuyordum, çünkü burası Türkiye’ydi ve geçiş önceliği öğretilirken dersin acemi şoförlerin bir kulağından girip diğerinden çıkacağına emindim. Hem yokuş yukarı giderken fren yapmak zorunda kaldığımda, arabayı kaydırmadan kaldırmayı nasıl başaracaktım?

İşte bu yüzden, sürücü kursunun zorunlu direksiyon eğitimiyle yetinmeyip 16 saat özel direksiyon dersi aldım. Dürüst olayım, tek neden kendi farkındalığım değildi. O yıllarda şirketler aracı kullanabileceğinize emin olmadan size anahtar teslim de etmiyordu zaten, hele de benim gibi ehliyeti ancak üniversiteyi bitirdikten sonra, bir şirket aracı ihtimali baş gösterince almış çiçeği burnunda trafik canavarları için hiç umut yoktu. Bu yüzden derslerimi alıp, hocam Kemal Kır’ın deyimiyle “yokuşta geri geri paralel park ederken aracı kaydırmamayı başarma” seviyesine en azından yaklaşınca, müdürlerden birini Ortaköy’den Eminönü’ne götürüp getirmek suretiyle rüştümü ispatladım ve anahtarı kaptım. (Bu arada Kemal Kır’ı da tekrar takdir etmeden geçmeyeyim; ben iyi bir öğrenci olabilirim ama şu an iyi bir sürücü sayılıyorsam bunda emeği büyük. Kendisine şuradan ulaşılabilir.)

Kendimi içinde bulduğum her konu gibi trafikte de pozitif ayrımcılığa inanmadığımdan, gerçekten iyi olmak istedim. İyiden kastım bir Maslak Drift çekebilmek değil, insanları çileden çıkarmayan, genellemelerin aksi bir kadın şoför olmaktı. Çünkü kadınlar kötü şofördü! Evet bu genellemeye üzülerek, beni töhmet altında bırakacak da olsa katılıyorum. Trafikte saçmasapan davranan birini gördüğümde “bu kesin kadındır” diyorsam ve bu tahminim yüzde 90 doğru çıkıyorsa, sırf ben de kadınım diye inanmadığım bir şeyi savunacak değilim.

Fakat kötü tanımında anlaşmamız lazım. Kadınlar kontağını çevirdikleri aracı sorumsuzca kullanıyor, trafik işaretlerine dikkat etmiyor, gereksiz hız yapıyor falan değiller. Arabayı kötü kullanmıyorlar yani. En azından, erkeklere beş on bastıkları konu beceriksizlikleri değil. Kadınların şoförlüğü kötü, çünkü ya kendi araçları dışında akan trafiği önemsemiyor, ya da yolun hep kendi hakları olduğunu düşünüyorlar.

asphalt-auto-autobahn-133826
Pexels’ten aldığım konuyla biraz alakalı görsel

Bu sonuncusu için iki örnek geliyor aklıma. Biri eski müdürüm, o da aracı son derece seri ve güvenli şekilde kullanabilen bir kadındı. Gelin görün ki, tek şeride düşen iki yolda önceliğin hep kendisinde olduğu gibi bir yanılgıya sahipti. Bilirsiniz, yol daralınca genelde sol şeritten bir, sağ şeritten bir, sonra tekrar sol şeritten bir araç hareket eder. Bu adı konmamış centilmenlik anlaşması, aniden daralan yolların tepesinde asılı durur. Oysa müdürüm kendisinden önce giden aracın peşine takılıverip, bu örgüyü bir ilmek atlatmaya meyilliydi. Çünkü dedim ya, yol onundu. Centilmenlik anlaşmasını hiç fark etmemişti, çünkü kadın olduğu için kendisine yol verilmesi gerektiğine emindi.

İkinci örnek ise başıma gelen bir olaydan. Ara bir sokaktan ana caddeye çıkmak için burnumu çıkarmış uygun bir ara beklerken, bana göre nispeten uzakta olan ama şoförünün kadın olduğunu seçebildiğim araç aniden hızlandı. Amacı birden yola atlayıp önüne geçmemi engellemekti. İyi peki, ben de acele etmiyordum zaten (arkamda bir araç olsaydı muhtemelen “amanın bekletiyorum” diye acele ederdim). Kadın hızla önümden geçti, geçerken de kafasını sola çevirip sevimsiz bir sırıtış eşliğinde bana hareket çekti. Bugün hala anlam veremediğim bu olay hala aklımda, çünkü kadınların yolun sahibi olmaktan ötürü duydukları özgüvenin nereye varabileceğini göstermesi açısından ilginç bir vaka.

Gelelim diğer bir kadın şoför türüne… Umursamamaları ile bilinen bu grup genelde yolda sadece kendileri varmış gibi davranırlar. Bakkaldan bir şey alacaklarsa dörtlüleri yakmak için kaldırıma iyice yanaşmaz, aracı şeridin ortasında bırakıverirler. Çünkü kendi işlerini halletmemeleri başkalarının geçişini engellememekten daha önemlidir. Bir başkası çevre yollarında sol şeridi sever, oraya yerleşir ve onu geçmek isteyen -ve buna hakkı olan- diğer sürücüleri düşünmeyebilir. Bir diğeri ardında oluşturduğu uzun kuyruğa bakmaksızın ve asla paralel park edemediği halde anahtarını valeye teslim etmeyi reddedebilir. Tıkalı bir dört yol ağzında ortayı boş bırakıp en azından onu dik kesen yolun akmasını sağlayabilecekken, gidip öndeki aracın götüne yapışanlar da genelde kadınlardır. Tüm bu gerçek olaylar, daha çok çeşitlenerek çoğalabilir.

Sezar’ın hakkını da Sezar’a teslim edeyim şimdi: Kadınlar trafikte, dikkat etmeleri gerektiğini öğrendikleri şeylere karşı daha dikkatliler. Trafik işaretleri, ışıkları, hız kuralları gibi pek çok direksiyon dersi konusunu hatmettikleri belli. Ayrıca kadın sürücülerin emniyet kemeri takma konusunda daha titiz oldukları da yapılan bir çalışmayla gösterilmiş. Bunları kabul ederek şöyle bir sonuca vardım yıllar içinde: Kadınların dikkat etmediği şey gerçek trafik. Gerçek hayat. Hız sınırlarının değil, önlerindeki ve arkalarındaki sürücünün acelesinin belirlediği trafik akışı. Dört yol ağızlarındaki geometri. Pratik zekanın kullanımı.

Erkeklerin aracı kadınların özellikle üstüne üstüne kırdığı iddiasına inanmıyorum. Çünkü ne benim, ne de iyi sürücü olduğunu düşündüğüm arkadaşlarımın başına böyle bir şey gelmedi. Ancak şuna katılabilirim: Erkekler trafikte çok sabırsızlar ve kendilerini bekletenin cinsiyetinden bağımsız olarak üstüne çıkabiliyorlar. Yine erkekler böyle durumlarda birbirleriyle daha sık dalaştığından, o yolu vermemeyi başarabiliyorlar. Böylece onların değil, kadınların üstüne çıkılmış oluyor. Ha, magandalık en çok erkekliğe dahil tabii: Sırf Mercedes’i var diye yolu kendininmişçesine kapattığı için yanından geçerken kendisine geri zekalı dediğim şoför, işi gücü bırakıp peşime takılıyor ve araçtan inip kapalı camın üzerinden bana “yüzüme söyle yüzüme, o küçücük beyninle…” diyorsa bu işsiz güçsüzün erkek olduğu muhakkaktır. En sağ şeritten en sola neredeyse dikine geçmeye çalışırken bana çarpıp kaçan şoför de kendisini polise şikayet ettikten sonra beni arayıp tehditvari bir sesle “siz de Tabzonlusunuz ben de, bu işi aramızda halledelim” diyorsa, bu da erkektir. Zaten ben belirtmesem de bu hikayeleri anlatırken aklınızda bir erkek belirir, aksini iddia edene inanmakta güçlük çekerim kusura bakmayın.

İnsanların araba kullanmayı aniden unuttuğunu düşündüğüm Ümraniye’den evime dönmeye çalışırken yazı haline getirdim bunları. Yanlış anlaşılmaya mahal vermeyecek kadar iyi açıklayabildiğimi umuyorum. Yazıyı daha fazla uzatmamak adına, başta bahsettiğim küçüklü büyüklü şehirlerle ilgili genellemelerimi bir sonraki yazıya saklıyorum.

Bu arada unutmayın: Emniyet kemeri hayat kurtarır ve bu hususta kadınları örnek almanız lehinize olur.

(Kapak görseli: Photo by antas singh from Pexels)

 

Yazar: bellatrixbegins

twitter, instagram: @bellatrixbegins kişisel blog: www.bellatrixbegins.blogspot.com Daha ne diyem, Mahmut mu diyem? (DEDİ)

One thought

  1. Maalesef oldukca cinsiyetci bir yazi olmus. Yazar, yazinin basinda ve sonunda aslinda cinsiyetci bir yazi yazma niyeti olmadigini vurgulasa da, son derece cinsiyetci bir yazi ortaya koymus. Belirtilen orneklerdeki kadin soforlerin davranislarini genellemeyi dogru bulmuyorum, tamamen kisisel tecrubelere dayanan genellemelerle, zaten varolan “kadinlar kotu sofordur” algisi desteklenmis. Ozellikle su cumle cok carpici: “Kadınların şoförlüğü kötü, çünkü ya kendi araçları dışında akan trafiği önemsemiyor, ya da yolun hep kendi hakları olduğunu düşünüyorlar.” Bu davranislari cinsiyetten bagimsiz bir cok sofor sergiliyor. Yazinin basligini gorunce bambaska beklentiler icinde girmistim ama kismet degilmis.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s