Hikâyeleriyle en sevdiğim 10 Sezen Aksu şarkısı

Geçtiğimiz sabahların birinde mutfağı toparlarken son ses Sen Ağlama albümünü dinliyordum Sezen Aksu’nun. Bir yandan tezgahı köpüklüyorum, fırının içini siliyorum, yıkanmış bulaşıkları kurulayıp dolaba koyuyorum, bir yandan bağıra bağıra şarkı söylüyorum minicik mutfakta. Terastan görebildiğim kadarıyla da masmavi bir gökyüzü, şen olasın bir güneş var Atina’da. Güzel bir uyku ve güzel bir kahvaltı sonrası insanın aklına kimi zaman dahiyane şeyler geliyor ya; onu da yapmalıyım, bugün şunu arayayım, amuda kalkayım, ayak bakımı yapayım… Gibi. Dahiyane kelimesinin de ne anlama geldiğini asla bilmiyormuşum bu arada, bunu da hep beraber öğrenmiş olduk. Benim aklıma gelen şeyse Sezen Aksu’nun en sevdiğim şarkılarını yazmak oldu. Neresinden baksan SAFC üyesiyim. Sezen Aksu Fan Club diye bir şey yok aslında, şimdi ben uydurdum ama üyesiyim, o kısmı doğru. Platinum hem de; 10 şarkı dinleyince 2 şarkı bonus. 100 şarkı dinlersem Sezen Aksu’nun çorabı hediye. Dinledikçe kazanın!

Bu liste tamamen, şu anki ruh halimle, ne düşünüyorsam, ne hissediyorsam onun yansıması olarak oluşturuldu. Şu an böyle bir 10 şarkı belirledim, belki -muhtemelen- iki sene sonra değişir, belki aynı kalır. Yine de benim gibi Sezen Aksu’yu seven, dinleyen biriyseniz dahil olmasını düşündüğünüz şarkılar varsa, ya yazının altına yorum olarak ya da sosyal medya ortamlarında paylaşırsanız çok sevinirim. Bilmek istiyorum çünkü. Herkesin şarkıları kendine tabii ki. Bu arada bu şarkılar, Sezen Aksu’nun kendi albümlerinden ya da teklilerinden seçildi. Yoksa başkalarına da verdiği onlarca şarkı var ama onlara hiç bulaşmadım.

Hadi başlayalım.

10) Hoş Geldin 

Albüm: Deliveren, 2000

Söz: Sezen Aksu / Beste & Düzenleme: Ara Dinkjian

Üniversiteye başladığım sene, Marmara Üniversitesi – Göztepe Kampüsü’nde Almanca hazırlık okuyorum. İyi ve çalışkan bir çocuk olursam Anadolu Hisarı Kampüsü’ne geçip enformatik okuyacak, diplomamı alınca da pek kurumsal bir Alman şirketinde çalışacağım(ı) düşündüğüm zamanlar. Öyle şeyler olmadı. Yani hazırlığı geçtim, mezun da oldum ama Alman şirketinde çalışmadım hiç. Sezen Aksu sevgim 18 yaşında bir üniversiteli olmama rağmen bâki, yine her yaz konserlerine gidiyorum, her sarhoş olduğumda onun sesine sığınıyorum ama ortam(lar) öyle değil. SezenAksuculuk bitmiş, tozlanmış, küflenmiş bir kavram. Kadıköy’deyim. Albüm / kitap satan bir dükkanın önünden geçerken gözüm vitrine asılmış bir afişe takılıyor. Sezen Aksu – Deliveren yazıyor üstünde. Ha-di ba-ka-lııııım! O zamanlar internet var var olmasına da hiçbir şekilde haberim olmamış. Afallamış bir şekilde giriyorum dükkana, alıyorum CD’yi koştur koştur eve gidiyorum minibüsle. Minibüs Caddesi nasıl kalabalık yine, Bostancı’ya gelene kadar sabırsızlıktan ölüyorum.  Rakı sofralarında sürekli dinlediğim(iz) Keskin Bıçak, Gidiyorum Yine Bu Şehirden, Yine mi Çiçek hep bu albümde. Ama benim gönlüm her zaman, ilk dinlediğimde de vurulduğum Hoş Geldin şarkısından yana oluyor. Ara Dinkjian’ın bestesi tüylerimi diken diken ediyor, her seferinde. Sözleri bu kadar umut, mutluluk, aşk barındıran bir şarkının bu kadar beni üzebilmesine de hala çok şaşırıyorum.

9) Seni Kimler Aldı

Albüm: Gülümse, 1991

Söz & Müzik: Sezen Aksu / Düzenleme: Fuat Güner

Adana’dan İstanbul’a taşınalı iki sene olmuş, 9 yaşındayım. Yalova’da bir uzak akrabamızın yazlık evindeyiz. Ölesiye sıkılıyorum. Birtakım büyük ve yaşlı insanlar sıkıcı muhabbetler yapıyor, gündüz denize de girememişiz, zira deniz bok gibi. Kızıl ve kahküllü (böyle yazılıyor umarım) saçlarıyla Gülümse albümünün kapağından bana bakıyor Sezen Aksu. Tüm Türkiye’nin son kez Sezen Aksu’yu sevdiği albüm bu. Sonrasında Deli Kızın Türküsü albümü ile beraber olay bitti çünkü. “Eskisi gibi şarkılar yapmıyor.” dediğimiz dönem başladı. Ben bu albümü zaten 89 kere dinlemişim, Hadi Bakalım falan çılgın atıyor, yaşları 30+ olanlar hatırlarlar. Sıkıntıdan kendime oyun buluyor ve Gülümse albümünün en güzel şarkısı yarışması düzenliyorum. Ev sahibinden bir kağıt ve kalem alıp şarkı isimlerini yazıyorum önce kağıda sırayla, sonra üç sütun; söz, müzik düzenleme. Üç kategoriye 100 üzerinden puan vereceğim, haliyle toplamda en yüksek puanı alan şarkı da bu albümdeki en sevdiğim şarkı olacak. Neden 10 puan üstünden değil diye soranlarınız olursa hemen cevap vereyim, çünkü o zaman berabere kalma ihtimali var şarkıların, böyle bir belirsizliğe 9 yaşında bile tahammülüm yok. Puanları topladığımda şokaşokşok etkisi oluyor bende; çünkü yarışmayı bu şarkı, Seni Kimler Aldı kazanıyor. Abicim albümde Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam var, Güllerim Soldu var, Hadi  Bakalım var. Yani nasıl olup da en sıkıcı şarkı birinci oldu hiç anlamıyorum. Sinirleniyorum da kendime. Ama işte 9 yaşında sıkıcı bulup birinci ilan ettiğim şarkı bu listenin de 27 sene sonra dokuzuncu sırasında buluyor kendini. 

8) Hâlâ Haber Bekliyorum Senden 

Albüm: Deniz Yıldızı, 2008

Söz: Sezen Aksu / Müzik & Düzenleme: Arto Tunçboyacıyan

Kendisinin en canıma okuyan şarkısı bu sanırım. Bu albümün zaten, Sezen Aksu’nun müzik kariyerinde yaptığı en depresif albümü olduğuna inanıyorum. Tüm üzüntüler, tüm kayıplar, tüm memleket halleri böyle birbirine çarpmış, bir toz bulutu olarak göğe yükselmiş ve onun üstüne yağmış gibi. Bilekleri kesmelik bir albüm. Ben bu albümü ilk dinlediğimde hayatından oldukça memnun, geleceğe umutla bakan 26 yaşında biriydim. İlk kez dinlediğimde bu kadar üzgün bir albümü sevebileceğimi düşünmemiştim hiç, ertelemiştim yani günü gelir diye. E o gün geldi tabii ki, 3 sene mi sonra 5 ay mı sonra geldi hiç hatırlamıyorum ama yüreğimin sızısıyla yüzlerce kez dinledim sonra. Bende biraz travmatik bir etkisi olduğu için bu şarkıyı nadiren dinlerim. Aşağıdaki iki satır ise her seferinde ama her seferinde gözümü doldurur.

“Bu yalnızlık aldı yürüdü

Gitgide sen oldu büyürken”

7) Yaz (Akustik Versiyon)

Albüm: Yaz Bitmeden, 2003

Söz: Ali İlyas / Müzik: Sezen Aksu / Düzenleme: Ali Erdem Yörük

Sezen Aksu’nun Cushing Sendromu denen hastalık ile boğuştuğu yılların başlarında çıktı bu albüm. Üniversite konserleri dahil, sürekli konser verdiği bir dönemde basının asla görüntü almasına izin vermediği, o arasının çok iyi olduğu düşünülen medyanın bile ona yüz vermediği zamanlar. Rahmetli Yaşar Gaga, iki üç flu fotoğrafını çeker, onların üstüne de çiçek böcek koyardı; albümün kapağı da öyledir, basına verilen görseller de. Röportaj falan da vermiyordu asla Sezen Aksu o zamanlar. Yanlış hatırlamıyorsam 3 yeni şarkı, 3 de daha önce başkaları tarafından söylenmiş şarkı var bu albümde. 3 tane de remix. Yaz, aslında ilk olarak Işın Karaca’nın söylediği bir şarkı ama benim için, özellikle Sezen Aksu’nun seslendirdiği akustik versiyonu bana hep Caddebostan’ı hatırlatır; güneşin tepemde durduğu, tatlı tatlı esen rüzgarların deniz kokusunu burnuma getirdiği zamanları. 20 yaşından sonra ergenliğe girmiş biri olarak beni o kötü hallerimdem çıkarmayı başarabilen tek şarkı olduğu için yüzümde tatlı bir gülümsemeyle dinlerim her seferinde. Introsunu her duyduğumda yüzüme bir gülümse gelir konar, yeşil eriğin beyaz örtüye konduğu anları hayal ederim.

6) Değer mi?

Albüm: Git, 1986

Söz: Aysel Gürel / Müzik & Düzenleme: Onno Tunç

Çünkü çocukken en sevdiğim ve sadece çocukken değil hâlâ deliler gibi sevdiğim Sezen Aksu şarkısı bu. Ne Şinanay, ne Hadi Bakalım ne de Sarışın beni bu kadar mutlu eder. Bazıları çok erken yaştaki hallerini hatırlar, 2 yaşını mesela. Ben zar zor da olsa 6 yaşından itibaren hatırlıyorum; hem kendimi, hem çocuklukta iz bırakan konuşmaları, görüntüleri. Bir tek istisna var: o da bu albüm ve bu şarkı. Adana’da 4 yaşındayım çünkü bu albüm çıktığı zaman. Benden 7 yaş büyük ablamın albümü deliler gibi dinlediğini anımsıyorum, Sezen Aksu’nun kaset (o zamanlar kaset vardı) kapağındaki inek yalamış ve arkaya yatırılmış saçlarını ve yanaklarındaki o pastel makyajı. Aynı zamanda plakçalar da olan müzik setimize bu kasetin konduğu anı, sonrasındaki play tuşunun “çık” sesini ve 3-5 saniye sonra başlayan bu mükemmel şarkıyı çok iyi hatırlıyorum. Kendimi, evi, ablamın annemin o zamanlarki tipini, ne yaptığımı asla hatırlamıyorum. Dört yaşındaki bir çocuk ne yapabilir onu da pek bilmiyorum. Şarkı ve bana hissettirdikleri dün gibi aklımda sadece. 32 sene sonra ise bıkmadan usanmadan dinliyorum hâlâ. 1991 senesinde Gülümse albümünde -yine- Onno Tunç düzenlemesi ile seslendirmişti Sezen Aksu bu şarkıyı, ama gönlüm her zaman 1986 versiyonundan yana.

5) Vay

Albüm: Öptüm, 2011

 Söz & Müzik: Sezen Aksu / Düzenleme: Mithat Can Özer

Eindhoven’daki şahane, (bence) dünyanın en güzel evi(m) aklıma geliyor bu şarkıyı her dinlediğimde. Özenle raflarının tozunu aldığım, yerleri çiçek kokulu solüsyonlarla sildiğim, duvarlarını okşadığım, hep havalandırdığım, terasında dünyanın en mutlu insanı olduğumu düşündüğüm, hâlâ çok özlediğim canım evim. Bu albüm 2011 Mayıs ayının sonunda çıktı, ben o dönemler ilk defa, kazandığım para ile muhteşem bir okyanus ötesi seyahatten dönmüş çok sağlıklı bir hayata adamıştım kendimi. İşime gücüme bakıyor, kendimi şımartıyordum hep. Küçük şehrimde düzenimi kurmuş, arkadaşlar edinmiştim, sohbet muhabbet geçiyordu hayatım. Vay benim -yine- o zamanlar anlamadığım ama dinlemekten asla vazgeçemediğim bir şarkı oldu. Sezen Aksu’nun neden böyle bir şarkı yazdığını, şarkıdaki o şefkatli efkarı, onun bana neden dokunduğunu anladım anlamasına ama yine de zamanı değildi bu şarkıyı sevmemin. Bu şarkının video klibine de bayılırım bu arada. Klibin yönetmeni Sinan Tuncay ve sanat yönetmeni Sevil Kaynak bu masal gibi çalışma için şunları söylemişler*:

“Vay’daki kederi, Sezen Aksu’nun kendi iç dünyasına tanıklık eden evindeki mobilyalar ve aksesuarlar üzerinden anlatmak istedik. Video ve stop motion tekniklerini bir arada kullanarak, zamanın evin içinde bıraktığı etkiyi yansıtmaya çalıştık. Sonuçta Sezen Aksu’nun görüntüsünün mümkün olduğunca az kullanıldığı, belki de hiç olmadığı kadar kişisel bir Sezen Aksu klibi ortaya çıktı.”

4) Canımsın Sen

Albüm: Biraz Pop Biraz Sezen, 2017

Söz & Müzik: Sezen Aksu / Düzenleme: Ozan Bayraşa

2017 yazında, Atina’da, bizim evde Mayıs ayından Eylül’e kadar hep birileri vardı. Gece gündüz. Hiç abartmıyorum, terasımızın o küçük masasında sürekli sevdiklerim oldu, sürekli kahkaha attık, yedik içtik, durmadan konuştuk, tatlı tatlı sarhoş olduk. O kadar çok kişi geldi gitti ki şimdi saymamı isteseniz iki üç kişiyi kesin unuturum. O yaz bitip, herkes evine döndüğünde çok yorgundum, canıma okunmuştu. Gelenler ne kadar hayatı hafifleten insanlar olursa olsun, insanın kafası çiziliyor bir süre sonra çünkü. Ama o yaz bittiğinde ve herkes evine döndüğünde terasta tek başıma otururken 2017 yazının hayatımın en güzel yazı olduğunu ve o yazı asla unutmayacağımı itiraf etmiştim kendime. Rober geliyordu Atina’ya, ne istediğimi sorunca Sezen Aksu’nun son albümünü istemiştim ondan, arabada da dinleriz diye. Acaba Ayşe Hatun Önal’ı mı istedim yaa? O zaman Sezen Aksu’nun bu albümünü kim getirdi ki? Sibel mi acaba? Ay bilemiyorum, geldi işte bu albüm. Biz o yaz, sürekli kıkır kıkır, gözümüzün içi gülerek arabayla plajlara gittik, başka semtlere gittik, sonunda yine döndük bizim terasta takıldık ve bu albümden 3-5 şarkı her zaman bize eşlik etti. Ama en çok Canımsın Sen. Bilmediğim, uzakta birine deli gibi aşık oldum ben bu şarkıyı dinlerken adeta. En güzel yazımın şarkısı ve arabada yüksek sesle dinleyip camları açtığım tek şarkı aynı zamanda. Yes, insan böyle şeyler yapabiliyormuş. Pişman değilim.

3) Bu Gece 

Albüm: Sen Ağlama, 1984

Söz: Sezen Aksu / Müzik & Düzenleme: Onno Tunç

 

İşte ne ara bu kadar sevdiğimi anlamadığım şarkılardan biri. Hiç dinlemezdim, bana pek de bir şey ifade etmezdi bu şarkı daha genç olduğum zamanlarda. Efsane Sen Ağlama albümünü tabii ki milyonlarca kez hiçbir şarkısını atlamadan dinledim, rahmetli Onno Tunç’un zamanın ötesindeki aranjeleri, Sezen Aksu’nun o zamanlarki şıkır şıkır sesi hiç unutulacak gibi değil ama Bu Gece benim 30’lu yaşlar sonrası gönlüme dokunmaya başladı. Pırıl pırıl bir şarkı bu, insanın içini açıyor, yüzünü güldürüyor, kalbini hızlandırıyor. Geçmişten kalan net bir hatıram yok bu şarkıya dair, sadece zaman geçtikçe, ben yaşlandıkça, biraz daha kendime geldikçe yavaş yavaş en sevdiğim şarkılardan biri oldu. Beş sene önce böyle bir liste yapsaydım belki sadece 19. olurdu, 10 sene sonra yaparsam belki de 1. olur, hiç bilmiyorum. Eşlik etmeyi en sevdiğim şarkıdır bu arada, söylemesi çok zor bir şarkı ve güzel eşlik edebilirsem, kimi zaman sesimizin güzel çıktığını zannederiz ya, işte o anlara denk gelirsem dünyanın en mutlu insanı olurum.

 

2) Davet

Albüm: Işık Doğudan Yükselir, 1995

Söz: Sezen Aksu, Yelda Karataş / Müzik & Düzenleme: Attila Özdemiroğlu

1995 yazında Viyana’dayım. Bir önceki sene olduğu gibi yine bir ay sürecek Almanca kursu için gelmişim. İdealist ebeveynlerim İngilizce’nin yeterli olmayacağını, ikinci bir dil öğrenmem gerektiğini düşünüyor. Teyzem ve çok sevdiğim kuzenlerim de Viyana’da yaşadığı için buraya postalanıyorum her yaz. Hayatımdan memnunum bu arada, bir şikayetim yok, kuzen Yavuz benim ne kadar sivilceli ve ergen biri olduğuma bakmadan beni kendi ve arkadaşları nereye giderse oraya götürüyor. Benden 4 yaş büyük sonuçta; 17 yaşında genç bir delikanlı. Hayatta başka şeyler olduğunu görüyorum, ilk Guinness’imi içiyorum falan, ay havalar bin beş yüz. Hayatımdan ne kadar mutlu olsam da yine de İstanbul’u, ailemi, arkadaşlarımı özlüyorum. Teyzemler Hürriyet alıyor her gün, Avrupa baskısı tabii ki. Sezen Aksu’nun yeni albümünün çıkacağı, isminin Işık Doğudan Yükselir olduğu falan yazıyor, bayılacak gibi oluyorum heyecandan. İmkanı yok alamam albümü çıktığı gün, Viyana’dayım çünkü, o zamanlar öyle Spotify Youtube hiçbir şey yok. Neyse ki (hatırlamıyorum) ya annem ya ablam geliyor Viyana’ya albüm çıktıktan bir ya da iki hafta sonra ve kaseti getiriyor. Yemin ediyorum günde 78 kere falan dinliyorum bu albümü. Bilen bilir, bu albüm oldukça farklı tarzda şarkıları barındıran -bence- mükemmel bir albümdür ama hazmetmesi ya da zınk diye beğenmesi zor olan çalışmalardan biridir aynı zamanda. 13 yaşımın ergenliği ve ateşi (yani bu kelimeyi kullanmak zorunda kaldım kusura bakmayın) beni ilk çarpan şarkı Davet oluyor. Rahmetli (amma yazdım bu kelimeyi bu yazıda ulan) Attila Özdemiroğlu’nun inanılmaz güzel düzenlemesi bir yana, bu şarkı benim için o ana kadar duyduğum en içimi gıcıklayan şarkı oluyor. İnanılmaz erotik sözleri var çünkü. Kartoneti açıp açıp bu şarkının sözlerini durmadan okuyor ve neden bu kadar etkilendiğimi düşünüyorum, biraz da utanarak. Tutuşan tene, zülüfler neden sürülüyor? “Kaynağından dökül gürül gürül, çoğalt ki kendini.” derken ne anlatılmaya çalışılıyor? Aslında çok iyi anlıyor ama alt dudağımı ısırarak kendimi tutuyorum.

1) Son Bakış

Albüm: Sezen Aksu Söylüyor, 1989

Söz: Aysel Gürel / Müzik & Düzenleme: Onno Tunç

2007 senesinin Temmuz ayı, İsveç’e yüksek lisansa gitmeme haftalar kalmış. Son İstanbul anlarında hem şaşkın, hem aşırı mutluyum. Hayal ettiğim İskandinavya’da yaşayacağım çünkü, sonunda gidiyorum, sonunda başarmışım. Her yaz olduğu gibi Sezen Aksu yaz konserleri veriyor, Harbiye’de. Organizasyon konusunda o zamanlar da bir ruh hastası olduğum için yine tüm arkadaşlarıma haber veriyorum. Konser şu gün, bilet fiyatları şu kadar, gelmek istiyorsanız bana yarın akşam 6’ya kadar haber verin, ona göre Caddebostan Migros Biletix gişesinden bileti alacağım. Deadline bizim işimiz. Sanırım gideceğim diye, aslında birbirleriyle pek de alakası olmayan birçok arkadaşım evet diyor. Hadi bakalım! 11 mi 12 mi, o kadar çok kişi gidiyoruz konsere. Ben Sezen Aksu’yu İstanbul’da her yaz Harbiye’de izledim. Herrrr yaz. Bazı yazlar 3 kere falan izledim. Sezen Aksu hiçbir zaman Son Bakış’ı söylemedi. Kendimi bildim bileli en sevdiğim şarkısıdır, ölesiye severim bu şarkıyı. Misal sevdiğim bi arkadaşımın evindeyim, bana kazara “Hadi sen de çal ne istiyorsan.” demişler ve bilgisayarı elime vermişler ya, hep çalardım bu şarkıyı. Hep ama.

İnsanlara sürekli bu şarkının Sezen Aksu’nun en sevdiğim şarkısı olduğunu, yüzlerce kez söyledim. Bir insanın her zaman EN sevdiği şarkısı, EN sevdiği filmi, EN sevdiği şehri, EN sevdiği arkadaşı olduğuna inanıyordum çünkü. Belki de hatırlasınlar diye. Sonuçta ne bileyim ölsem gitsem bu kadar EN EN EN EN demesem belki de hatırlamazlar; hangi şarkıyı sevdiğimi de, hangi filme bayıldığımı da. Böyle kendi kendimi hatırlatmaya çalışıyordum onlara belli ki.

Temmuz ayının bir günü, hangi gün hatırlamıyorum. Harbiye’deyiz, öncesinde biralar yuvarlanmış, heyecanla bekliyoruz Sezen Aksu’yu sahnede. Yine geç çıkıyor tabii ki ama alkış kıyamet başlıyor ilk şarkısına bir şekilde. İkinci yarının ortalarında ilk defa ama ilk defa Son Bakış’ı söylüyor Sezen Aksu. Nasıl tüylerimin diken diken olduğunu, nasıl gözümün dolduğunu size anlatamam. Ağzımı kapatmadan bakıyorum sahneye, sigara bile içmiyorum. Hani aklıma ilk gelen şeyin o olması lazım çünkü.

2007 yazındaki bu anlattığım konser Sezen Aksu’nun Türkiye’de izlediğim son konseri. Sonra Hollanda’da üç kere izledim. Hiçbir Hollanda konserinde de Son Bakış’ı söylemedi zaten. 2007’de ben İstanbul’a veda ettim, Sezenciğim de bana bir jest yaptı işte.

*http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/klip-icin-kuklalarini-yaptirdi-18780663

2 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s