Geç kalanlar için bilim (ve kariyer)

Fen bilimleriyle ilişkim, ÖSS’den sonra meraba meraba seviyesinde kalmıştı. Hâl böyle olunca son birkaç senedir bilimle ilgili hayatıma giren her yeni bilgi bünyemde coşkuyla karşılanıyor ve katlanan bir merak uyandırıyor. Durmadan notlar alıyorum, konu konuyu açıyor, kitap alışveriş sepetim dolup dolup taşıyor, kütüphanemin çehresi değişiyor. Kendimi bilimle ilişiği kesilmemiş arkadaşlarımın yakasına yapışıp ‘bana termodinamik anlatsanaağ’ diye gözlerinin içine bakarken buluyorum. Bir yandan eğlenceli bir yandan da hüzünlü bir durum çünkü oldukça yavaş anlıyorum, anladığımla da uygulamada bir şey yapamıyorum. Garip bir aşk hikayesine döndü bizimkisi.

zUtNumV9ayuixD1KKw1sAa06b3TUXDOg3k5VjG-31b8

Derken geçenlerde organic intelligence eğitimi alan birinin fraktallere referans verdiğini okudum. Şöyle diyordu: Doğası fraktal yineleme ve doğrusalsızlık olan insanda doğrusal bir terapi modeli işe yarar mı? Organic Intelligence Terapisi, fraktal yinelemelerden oluşan insan fizyolojisini anlamak için Benoit Mandelbrot’un fraktal geometri kuramını temel alıyor.  

Fraktal geometriyi az buçuk hatırlıyordum. Açıp okudum ve fizik ile psikolojinin ilişkilendirildiği her vakada olduğu gibi bu açılıma da bayıldım. Ben de o aralar içten içe termodinamiğe yükseliyordum. Öğrendiğim her bir yasasını sindirebilmek için aklıma hayatımdan gayet sosyolojik örnekler geliyordu ama olayın ağırlığını bozmamak için sesli söyleyemiyordum. Artık konuşabilirim.

Bilimciler arasındaki favorim hâlâ o tatlı dili, güler yüzüyle ünlü astrobiyolog ve gökbilimci Carl Sagan. Kendisinin naif bir isyanına kulak vermemizi isterim: “Bilimin tek istediği, kullanılmamış otomobil alırken ya da televizyon reklamında gördüğümüz yeni bir ürünün kalitesini denerken gösterdiğimiz kuşkuculuğu diğer konularda da kullanmak.” Ve ekliyor: “Bilimi açıklamamak bana ahlâksızlık gibi geliyor; halbuki aşık olunca bunu tüm dünyaya duyurmak istersiniz!” Sagan’ın çağrısını dikkate alıp, içimizdeki yaratma enerjisi, kariyer ve iş ortamımızla ilgili keyifsizlik durumlarını termodinamiğin perspektifinden ele almaya çalışalım. Benim madde, enerji, kütle derken karışan kafamın, sosyal bir örnek üzerinden anlatıldığında hizaya girdiği modeldeki gibi.

‘Mecbur olmasam bir dakika durmam’ diye tariflenen iş hayatı ve mesleki tatminsizlik geniş bir kitle için ortak bir problem. Problem kadar bunu yaşayanlardaki çöl hissi ve olumsuzlamalar da oldukça benzer. Daha iyi ve daha farklı olsun istenip de oldurulamayan, olduramama süresi uzadıkça umutsuzluktan kendini bir türlü kurtaramayıp zamanı keyifsiz ve demotive bir ruh haliyle tüketiyor olmak da yine çok yaygın bir durum. Bu konuya kişisel deneyimlerden çok farklı açılardan yaklaşılabilir, yaklaşılıyor da. Peki eğer termodinamik dili ve edebiyatının bu konuda bize bir çift söz söylemesi istense acaba neler söylerdi?

Termodinamiğin birinci kuramı: Kapalı sistemde enerji her zaman korunur

Enerjinin yönü aslında bellidir. Bir sıcak bir soğuk küreyi birbirine değdirdiğimizde bir süre sonra iki kürenin ısıları eşitlenecektir. (Türkçe meali körle yatan şaşı kalkar diyebiliriz) Bu kuramı iş yerine uyarlayın. Etkileşim içinde olduğunuz insanlar sizi zaman içinde nasıl şekillendiriyor, neye dönüştürüyor? Çok yönlü, iş dışında da bir şeyler üreten, söylediği şeyin içeriği kadar üslubuna da dikkat eden birileriyle çalıştığınızı düşünün. Ya da işten kaytardığını çaktırmama ustası, sorunlardan kaçan, bitse de gitsekçi, enerjisini kendine saklama taraftarı, yaptığı işten fazlasına bulaşmayı pek iyi bir fikir olarak görmeyenlerden oluşan bir ekiple. Hangi kümenin içindeyseniz enerji alışverişiniz de o kümeyle oluyor ve zamanla ya dönüşüyor ya dönüştürüyorsunuz. Enerji zamanı  iyi kullanıyor, bir süre sonra kimliklere yakınsıyor. Bu kuramın dili olsa kimlerle çalıştığınızı iyi gözlemleyin, veriyor olmak alamamayı dengeleyebilir belki ama yine de ısıyı kaybeden taraf mı kazanan taraf mısınız, gözünüz derecede olsun, derdi sanırım. Bunun farkındalığı aynı zamanda iş ve özel hayatımızdaki zorlayıcı konularla, paradokslarla ve başarısızlıkla baş etmede bir çıkar yol bulmak için de ufuk açıcı olacaktır.

İkinci kuram: Düzensizlik hep artar

Büyük patlama, gezegenler, dünya, medeniyet kurucuları ve yıkıcıları, başkentler, işyerleri, dünyevi olaylar. Kaosumuz gittikçe artıyor ve çeşitleniyor. Bu doğanın ve enerjinin bir parçası. Değişimin gerisinde kalmamak, değişime direnmemek, düzensizliğe isyan etmektense düzensizlikte bir denge tutturmak işleri çok daha ritimli bir hale getiriyor. Kai: değişim, zen: iyi. Kaizen! Herhangi bir ilerleme kaydetmeden günü geçirmemek. Kendi üretkenliğiniz, çabanız, azminizle geliştirdiğiniz dünya görüşünüz ve kendi başarınızla edindiğiniz kazancınızla hayat koşullarınızı iyileştirmek. Ve elbette buradaki ‘iyi’ yi kendine göre tanımlamak.entropi

Üçüncü kuram:  Mutlak sıfır sıcaklığına yaklaşıldığında, madde minimum enerjili kendine has durum sergiler

Bu kuram bize bizim dünyamızla ilgili bir öğretide bulunacak olsaydı eğer şöyle diyebilirdi: “Motivasyonunuz ve üretme şevkiniz ciddi bir şekilde düşer ve mutlak sıfıra yakınsarsanız, sahip olduğunuz asıl enerjiye saygısızlık etmeyin. İdeal enerjinize erişmenizi sağlayacak koşulları elde etmek için gereken değişimi göze alın.” Belli işlerin doğası, şirketlerin yapısı gereği işler bir süre sonra tekrara girebilir, iş tatmini düşebilir. İşteki iş dışı sosyal etmenler insanı minimum enerjiye çekebilir. O zaman konfor alanından çıkmak, kendi enerji bileşenlerini kendine hatırlatmak ve gereken hareketi başlatma zamanıdır. Bu bazen sizden çok bağımsız gibi görünen bir faktörden dolayı zor olabilir veya uzun sürebilir: Şans. Burada tıkanmamamız için Einstein güzel bir ekleme yapmış: “Her şey enerjidir ve her şey yalnızca bundan ibarettir. Sahip olmayı istediğiniz gerçekliğin frekansına uyumlandığınızda artık yapacak bir şey yoktur, o gerçeklik size ait olur, bundan başka bir yol yoktur. Bu felsefe değildir. Bu fiziktir.”

Çözümün yöntemleri değişse de varlığı değişmiyor. Doğada, evrende, bilimde, her şeyde olabilir. Yeter ki fark edip yorumlamaya gönlümüz olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s