Piyano Konçertoları 101

Minimalizm akımının popülerliği azalacak gibi değil, diyorum ki biz gösterişten hoşlananlar haftada bir gün buluşalım, dirseklerimize kadar burma altın bileziklerimizi takalım, göz kapaklarımıza bol simli farlarımızı sürelim ve Phillip Glass CD’lerimizi yakalım. Yok o çok zor derseniz herkes kendi evinde gösterişli, majestik bir şeyler dinlesin diyelim. Klasik müzikte süs püs arandı mı insanın kulağı Handel’in de capo aryaları filan geliyor ama dönem değil de form olarak baktık mı en güzeli piyano konçertoları oluyor. Bugün de burada onlardan bahsedeceğiz.

Önce bir konçerto ne onu inceleyelim, normalde terim açıklamaktan hiç hoşlanmıyorum, arama motorları bir tık uzakta ama mesele sanat sepet oldu mu terimler biraz oynak olabiliyor. Şimdi elime mikrofon alıp sokağa çıksam, insanların önüne “Merhaba, Star TV, konçerto nedir sizce? Konçerto. Hıhım.” desem, evet, dayak da yiyebilirim ama alacağım cevap aşağı yukarı şöyle olur: Önde bir soloist, arkada – eşlikte orkestra ile yapılan müzik. Gayet de doğru olur, ama dedik ya sanat-sepet işleri, esnetebilecekleri her sınırı tanınmaz hale getirmeden duramazlar. İlk olarak barok dönemde çıkan bu form solo enstrümanla orkestranın (ya da ufak bir topluluk da olabilir oda müziği kıvamında) atışması üzerine kuruluydu. O zamanlar bir de ayrı bir sevilen form concerto grosso idi. Concerto grosso’da bir grup enstrüman karşılıklı olarak atışıyordu. Keman bir yerden, nefesli başka yerden, harpsikord onlara karşı… kulağa gürültü gibi geliyor ama değil. Yine de insan doğası assolist seviyor. Phoebe ve Chandler ne kadar komik olurlarsa olsunlar Rachel’ın şovun yıldızı olduğunu bilmek istiyorlar. Bu nedenle barok dönemden bu zamanlara konçerto formu gelebildi, concerto grossolar ise ilginçlik olsun diye bestelenebiliyorlar.

Yine de bir eserin konçerto olabilmesi için ille de tek soloist olması şart değil, iki piyano, iki viyolonsel, bir keman ve bir viyolonsel için konçertolar yazılabiliyor. Son bölümden önce araya kadans koyulabiliyor. Konçerto çalabilmek büyük yetenek, ustalık ve hassaslık gerektiriyor. Enstrümanında tekniği çok iyi bir sanatçı olmak yetmiyor, orkestrayla birlikte hem nefis bir uyum yakalayacaksın hem de gerektiği yerde kendin parlayacaksın. Bu durumda dinleyiciye de büyük iş düşüyor, sürekli bir takip halinde olmak gerek. Soloist ile orkestra önce aynı temada ilerliyorlar, sonra solo enstrüman başka yola gidiyor, orkestra kimi zaman suyuna gitmeye çalışıyor, “Bak evladım öyle olmaz, yanımıza gel.” diyor, soloist gelmezse kızabiliyor, Türk sanat müziği korolu Olacak O Kadar skeçindeki Levent Kırca gibi Düriyemin Güğümleri’ni söylemeye çalışıyor, soloist belki “Tamam saçmalama geldim, kendini rezil etme.” diyor, belki de umrunda olmuyor. Bestecinin keyfine göre Seren Serengil ve Gülben Ergen kavgasına dahi dönüşebiliyor. Eğer konçerto formunu tam olarak tecrübe etmek istiyorsanız mutlaka piyano konçertolarını tercih etmelisiniz. Orkestra içinde piyano olmaması en eğitimsiz kulakların bile soloist ve orkestra arasındaki farkı görmenize yardımcı oluyor. Şimdi bu aşırı uzun girişten sonra sizlerle en sevdiğim piyano konçertolarını paylaşacağım.

Mozart Piyano Konçertosu No.14

Bu yazıyı yazmaya başlamadan önce en sevdiğim Mozart piyano konçertosu hangisi diye ciddi ciddi düşünmek zorunda kaldım, öyle çok var ki. Mozart meselesi birazcık sorunlu, klasik müzik snobları tarafından küçük görüldüğü oluyor. Snob kelimesini kalın, italik ve altı çizili yapalım, açık fikirli bir dinleyicinin böyle şeyler yapacağına inanmıyorum. Mozart’tan hoşlanmamalarının nedeni sorulduğu zaman fazla ticari bulduklarını, çocuksu bir neşeye sahip olduğunu söylüyorlar. Ticari olması, yani eserlerinin dinleyicisinin beğenisine göre şekillenmesi elbette ki normal, Mozart kraliyet ve aristokratlar için beste yapıyordu, parasını, hayatını bununla kazanıyordu ama bunun nitelikli eser vermeye engel olan hiçbir yanı yok. Ki işverenleri çocukluktan beri her türlü eğitimi almış elit bir kesimdi, halkın kasaba dansları için minuetler bestelemedi ya. Ayrıca çok sevdikleri Bach da kilise için yapıyordu bestelerini, kimse bedavaya odasında gizli gizli yazmıyor ki. Neyse.

14 numaralı, mi bemol major konçerto Mozart’ın olgunluk döneminin ilk eserlerinden. Tam olarak melankolik diyemem ama ilk eserlerindeki neşeden pek de bir şeyler taşımayan bir parça. Hatta bence Mozart’ın yazdığı hiçbir şeye benzemiyor diyeceğim ama aslında Mozart’ın kendi tarzına ve dönemine son derece yabancı, karanlık ve modern sesli pek çok bestesi var. Bu da yukarıda bahsettiğimiz snoblara kapak olsun, Mozart’ın bestelerinin onda birini dinleyip bize Ravel övemezsiniz.

En çok beğendiğim Mozart yorumcusu Mitsuko Uchida olsa dahi bu konçerto için Alfred Brendel’i seçtim. Brendel performans konusunda biraz filozof bir adam, Mozart hakkında da çok güzel fikirleri var, döneminin anlayışına tamamen zıt bir şekilde, neredeyse romantik bir şekilde icra edilmesi gerektiğini söylüyor. Beğenmezseniz Uchida’yı deneyin. Orkestrayı kendi yönettiği yorumları da var.

 

Schumann Piyano Konçertosu

Bu sanırım bütün piyano konçertoları arasında en sevdiğim, La minor’de yazılmış ama bilmeniz şart değil çünkü Schumann’ın tek piyano konçertosu. İlk bölümü zarafetten uzak bir romantizm bulutu içinde yazılmış. Diğer iki bölümü biraz daha elegan ama yani deli Schumann’ın olabileceği kadar. Dinlerken analiz etmeye uğraşmayın, arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın. Bunu en güzel Martha Argerich çalıyor ama benim favorim biraz daha az bilinen, daha akademik çalan Klara Würtz. Daha çok bilinmesi adına onu paylaşıyorum. Hem ilk performansta da Schumann’ın eşi Clara çalmış, Clara’lara saygı duruşu olsun.

 

Prokofiev Piyano Konçerto No.2

İşte bu gerçekten nefis bir eser. Prokofiev’in hem çocuksu ve masalsı hem de şehvetli romantizmi, hafif geleneksel Rus ezgileri taşıması ama anlarsınız ya, fazla da taşımaması… Piyanonun gerçek yıldız olması ama orkestranın eşlikçilikte kalmayıp kendi yoluna gitmesi bütün dikkatinizi isteyen bir tecrübeye dönüştürüyor bu konçertoyu dinlemeyi. Hâl böyle olunca bunu en iyi çalanlardan biri de Yuja Wang oluyor. Klasik müziğin havalı yıldızlarından sayılan Yuja Wang’in agresif ve maskülen bir tarzı var ve Rus romantikleriyle buluştuğunda bu stil harikalar yaratıyor. Mini elbiseler ve yüksek pumplar giyen çekici bir kadın olması kimilerinin onu ciddiye almamasına sebep oluyor, ama bu onların kaybı diyelim. Piyanonun parlamasını gerektiren her eserde Wang’i gönül rahatlığıyla tercih ederek, snoblara kulaklarınızı tıkayın.

Bach – İtalyan Konçerto

Bach İtalyan değil. Bu eser bir konçerto değil. Dahası bu eser piyano için yazılmamış. Ama yine de listeye giriyor çünkü benim listem, kimseyi ilgilendirmez. Şaka yapıyorum, konçerto olmasa da konçerto formunu anlamak için kulaklarınıza iyi gelecek. Şimdi niye İtalyan deniyor ona gelelim. Bach hayatında hiç İtalya’ya gitmemiş, parça da İtalyan ezgileri filan taşımıyor şükürler olsun ki. Fakat İtalyan formuna göre yazılmış, üç hareketten oluşuyor: ilki hızlı, ikinci yavaş ve üçüncü yine hızlı. Peki Bach buna neden konçerto demiş derseniz Bach’ın ünlü çoksesli tarzını bu eserinde özellikle göstermesi yüzünden. Klavyeli enstrümanlarda (harpsikord, org ve piyano gibi) sağ ele ana melodi, sol ele eşlik verilmesi adettendir ya, Bach bunları hiç takmaz. İtalyan konçertoda iki ya da üç ayrı melodi birbirlerine karışıyor, hangi el neyi çalıyor hiç belli değil. Ha, piyano için yazılmamış olması da Bach yaşarken piyano diye bir şeyin olmamasından. Bu nedenle bu parçayı çok sevdiğim Rafal Blechacz’dan dinleyeceğiz çünkü kendisi eski orgcu ve barok eserleri piyanoya nasıl yedireceğini iyi biliyor.

Brahms Piyano Konçerto No.1

Ateşli bir şeyler dinlemek istiyorsanız Brahms’ın Re Minor piyano konçertosuna alalım sizi. Bu eser, özellikle de ilk bölümü ağzına kadar muhteşem fikirler, dalgalanan hislerle doldurulmuş. Orkestranın piyano için gizemli ve ürkütücü bir arka plan hazırladığı ilk bölümde piyano da sizi yerinizde rahat ettirmiyor, orkestranın size verdiği ipuçlarını hiç takmadan tam da beklemediğiniz yerde jump scareler sunuyor. Bunun Zimerman ile Sir Simon Rattle kaydı çok güzeldir, ben pek Zimermancı biri değilim aslında ama Simon Rattle Alman romantikleri konusunda çok iyi bir orkestra şefi (başka bestecilerde de öyle de o konumuz değil). Yine de favorim Brahms kayıtlarını çok beğendiğim Helene Grimaud. Grimaud özellikle bu konçertoda piyanoyu orkestrayla bütünleştiriyor, içine gömülüyor ama piyanonun etkisini eşit parlaklıkta tutuyor diğer kayıtlara göre.

Beethoven Piyano Konçerto No.5

Halk arasında İmparator olarak da bilinen bu nefis konçerto baştan aşağı Beethoven’ın enstrümanına ve konçerto formuna ekleyebileceği her yeniliği, farklılığı ve ilgi çekici detayı doldurmasıyla ünlü. Beethoven hakkında en sevdiğim şeylerden biri suyun sıcaklığını ayak parmaklarını daldırarak ölçmene izin vermemesi; balıklama atlayacaksın ya da arkanı dönüp gideceksin. Fakat bu sorun değil çünkü su çok güzel. Ashkenazy de Beethoven gibi yenilikçiliği ile bilinen harika bir yorumcu, modern icracıların çoğuna Rubinstein gibi bol ilham vermiş biri. Besteciyi anlayan, saygı suyan ama kendi kalbinden geçeni de dinleyen şahane bir adam olan Ashkenazy hakkında bu videoyu izlerken saçının da nefis olduğu gerçeğini gördüm. Saç deyip geçmeyin, konser piyanistliğinde aşırı önemli.

 

Ravel Sol El Piyano Konçertosu

Wittgenstein’ın konser piyanisti erkek kardeşi savaştan sağ kolu eksik bir şekilde döndükten sonra sağdaki soldaki bestecilere haber etmiş kendisi için sadece sol elin kullanılacağı piyano konçertoları yazsınlar diye. Bestecilikteki yeteneklerinin sınırlarını zorlamak isteyen pek çok dönem müzisyeni de yazıp yollamış, aralarında kimler var hala hepsi bilinmiyor. En son 2002’de Hindemith’in (en sevdiğim bestecilerden biri) de bir tane yazdığı ortaya çıktı ama en ünlüsü ve en beğenileni Ravel’inki. Bu eser piyanonun ne kadar olağanüstü bir enstrüman olduğunun tek başına kanıtı olabilir, tek elle bile zengin ve dolgun bir ses, tatmin edici armoniler sunuyor. Elbette piyanistinden kusursuz bir teknik isteyen bu konçertoyu yine Yuja Wang’den dinleyelim çünkü Youtube’da daha beğendiğim bir kayıt bulamadım, onu Spotify listesine saklarım artık.

Bloch – Concerto Grosso

İsviçreli, Yahudi besteci Bloch sonraları yerleştiği Portland’da akademisyenlik yapmış, bestecilik hayatını Yahudi ezgileri üzerine şahane eserler yaratarak geçirmiş. Hocalık yaptığı zamanlarda atonal müzik revaçta olduğu için öğrencileri eski moda beste yapma yöntemlerini küçümsemişler, o yöntemler kullanılarak yenilikçi bir ses bulmanın imkansız olduğunu iddia etmişler. Vay siz misiniz bunu diyen, Bloch görürsünüz siz demiş ve barok döneme has concerto grosso formunda, klasik ve hatta az da olsa romantik dönem özellikleri taşıyan ama çok da modern bir havaya sahip olan bu eseri yazmış, öğrencilerinden de orkestra oluşturup konser vermiş. Öğrenciler ceketlerini ilikleyip Bloch’ten özür dilemişler, eski öğrencileri hastane bahçesinde Bloch Hoca diye chant eylemişler. Grosso olduğu için bütün enstrümanların parladığı bu eserin maalesef çok da fazla kaydı yok.

Daha fazla uzatmamak adına burada bırakıyorum ama piyano konçertoları bunlarla kalmıyor elbette. Mozart’ın bütün piyano konçertoları birbirinden güzel ve farklı, Çaykovski piyano konçertosu canlı olarak dinlenebilecek en iyi müzik eserlerinden biri, Rahmaninov ve Prokofiev’in öteki piyano konçertoları ve bu kadar çok Rus’tan bahsetmişken asla atlanmayacak Medtner piyano konçertoları kesinlikle dinlenmeli. Bartok ve Greig’in piyano konçertolarının yanında Saint Saens’ın inanılmaz neşeli bir piyano konçertosu var, onu İdil Biret’ten dinlerseniz bana teşekkür edeceksiniz. Neyi dinlemeyelim derseniz Chopin piyano konçertoları demek zorundayım. Chopin’in Polonya’da, ailesiyle, inanılmaz mutlu ve aşıkken yazdığı bu eserler iyi niyetle bestelenmiş olsa da Chopin’in orkestradan anlamaması ya da piyanoya olan aşırı düşkünlüğü insanda biraz yarım kalmış hissi bırakıyor. Şimdiye kadar tek keyifle dinlediklerim Blechhacz’ınkiler oldu, o da Chopin’in tekrar ete bürünmüş varisi gibi olduğundandır.

Yazıda geçen parçaları dinlemek için buraya buyrun.

2 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s