Havada kar sesi mi var?

Zeyyat’tan bana miras kalan kitaplardan, Erdal Öz’ün Havada Kar Sesi Var’ını okudum geçen 1-2 günde. Son zamanlarda okuduğum, seyrettiğim, dinlediğim, baktığım her şeyde “ay aynı ben” olan pek çok ize rastlıyorum. Bunların bir işaret olduğunu düşünüyorum sıklıkla, ama mantığım bunu yüksek sesle kabullenmeyi genelde reddettiğinden “algıda seçicilik” diye adlandıracağım bu durumu. Yaşasın psikoloji, tanımlanayamayan hissiyat bilimi.

0000000064045-1

Bu kitabı yıllardır durduğu raftan alıp okumaya başlamamın tek sebebi geçen gün aniden başlayan kardı. Gerçi benim için kar hep aniden başlar, çünkü hava durumu kontrol etme gibi bir alışkanlığım yok. Ne tok sesli hava durumu sunucuları ilgimi cezbetti şimdiye dek, ne de havanın sıcaklığından nem oranına gerekli gereksiz bilgileri vermekten sorumlu şekil şukul telefon uygulamaları. Benim hava durumu kontrol etmekten anladığım, sabah kalkınca odamdan balkona çıkan kapıyı açıp dışarı adım atmak ve havanın ne üstüne ne giyilecek kadar soğuk olduğunu tespit etmek.

Neyse, bu öykü kitabını okudum. İki yerin altını çizdim sadece. Ayıla bayıla okuduğum ve fazlaca özdeşleştiğim paragrafları olan, üstünde daha çok düşünmek istediğim yerlerin altını satır satır çizdiğim kitaplardan çok daha az aslında. Ama bunlardan biri bana o kadar şaşırtıcı şekilde yakın geldi ki, kitabın bu bölümüyle birlikte bana hatırlattığı o inanılmaz anıyı yazmak istedim. Bana yazma isteği aşılayan ama neredeyse hiçbir zaman eyleme geçirmeyen o altı çok çizili kitaplarımın aksine.

Erdal Öz’ün 1957 tarihli Kuklacı öyküsündeki şu bölümden bahsediyorum:

“Doğrulup oturdum. Bundan sonra olacakları biliyor gibiydim. Gizli bir güçle, bundan sonra olacakları düzenleyen bendim sanki. Her şey, bundan sonra olacak her şey bana bağlı gibiydi. Bu insanlar, sanki birer kuklaydılar ve ipleri benim ellerimdeydi. Bu durumu sanki ben düzenlemiştim. Deri ceketli adam, açık ağzından incecik salyasını akıtarak uyuyordu işte. Böyle yapması gerekliydi, göreviydi bu onun. Yanımdaki adam, yeni bir sigara yakmıştı. Gözlerini bavulların arasında yuvarlanan portakala dikmişti. Kadınsa karşımdaydı. Ellerini mantosunun ceplerinden çıkarmayacak, başını arkasına dayayıp işte böyle uyur gibi yapacaktı. Az sonra bu düzeni bozacaktım. Bir yarıtanrı gibiydim. Ama bir yarıtanrı da olsam, olacakları biliyor gibiydim ama düşünemiyordum.”

Öykünün bu noktasında ben İstanbul’da, 2018 yılının son günlerinde elimde kitabım otururken aklım kendini 2013’te, güneşli bir Temmuz gününde Amsterdam’daki mis gibi Vondelpark’ta çimlere yayılırken buldu. Çimler, hatta çimler de değil, altımızdaki gezegen nefes alıp veriyordu o uzun, upuzun öğleden sonra. Bu nefes alıp verişi kuzenim de ben de hissediyorduk. Onun bir de gökkuşağı vardı göletin üzerinde, benim göremediğim. Renkler bakımından daha şanslıydı bana göre. Benimse içimden neler geçiyordu neler…

hp
Sunbathing in Holland Park by Rosie Brooks

Ben habire yazıyordum. Arkada Gevende’nin Sen Balık Değilsin Ki albümü Akvaryum’dan başlamıştı çalmaya, sanki beş kez tekrar etmişti ama aslında hala ilk seferdeydik, ben aklımın hızına yetişmeye çalışıyordum, sonradan nesine güldüğümü hatırlamadığım bir gösteri olsun istemiyordum bu anı, bir yerlerde dursundu. Yazı kalır.

İstediğin kadar başka şeyler çal, hepsi Gevende’ye gelene, Gevende’yi bulana kadar.

Peki bu şarkıları, hani şimdi çimlere doğru, parka doğru çaldığımız bu şarkıları, tekrar aynı şekilde dinleyebilecek miyiz? (Çünkü sanki ben notaların çimlere yayıldığını gördüm az önce)

Bi sigara yaktım.

Yıllardır elimde.

Sigaranın düşmeye yüz tutan külü, bir de Gevende şarkısı gerçeklikle ve gerçek zaman dilimiyle tek bağlantımız.

Gevende 50 saatlik şarkı yapsa,

                                                                 yemin ediyorum,

                                                                                                      sıçmışız.

Virgülleri koyan el benim, az önceki cümle virgüllü daha iyi olur diyen beynim. Sanıyorum ki edebiyatım beş numara on yıldız (oysa ki daha on numara beş yıldız diyememekteyim.)

 

Bir süre böyle o an bana çok dolu gelen (itiraf etmeliyim ki şimdi de bomboş gelmeyen) şeyleri karalamıştım minik defterime, berbat bir el yazısıyla. Güneş sırtımı ısıtıyordu, o sıcaklık bana o kadar iyi geliyordu ki o an. Şu an havada hala kar sesi ve kokusu varken o güneşi hatırlıyorum işte. Üstüme tam anlamıyla gereken miktarda güneş, ısıtan ama yakmayan bir şekilde düşüyordu. Çünkü güneş benim içindi, bana ayarlıydı. Şu yakınımızda oturup gitar çalan çocuklar, müzikleri hafifçe bizimkine karışıyor ama rahatsız etmiyordu. Beni rahatsız edecek bir şey zaten olamazdı o an. Çünkü her şey benim için ve benimle ilgiliydi…

vondelpark 3

Her şey benim içindi bir an.

Güneş.

Az ötedeki kadın. Bana göre yerleştirdi battaniyesini.

Bankta oturan adamlar. İstesem gelecekler.

Dünyanın tüm şişelenmiş suları.

“Su” yazamayan kalem ve dünyanın tüm kalemleri.

Tüm taşınabilir, plastik tuvaletler ve klozet kapaklarında smiley face’ler.

(Bi sigara daha yakayım)

ve tüm sigaralar!

(ve sigara paketinin boşalması – bir zaman tutacı olarak.

“zaman tutacı”

at fav’a :))

Kadının saçındaki dalgalar ve her bir katmanın başka ton sarısı

(başka renk demek isterdim, ama hepsi sarı)

Ambulans sireni!

(tüm hastaneler de benim için)

havada uçuşan şeyler.

onlar artık neyse.

şu muazzam ağaç kümesi. doğan, yere dalıp tekrar çıkan, üstünde 5-10 kişi olan.

#direnağaç

#direnpark

#dünyanınbütünparklarınıdiyorum

muhteşem renkler.

pembe şortum, simli lacivert atletim, sarı tişörtüm, “whatever” küpem.

Ben alayım ve bir araya getireyim diye üretilmiş tekstil ürünleri.

Kadının elindeki kitap mesela (kadın kalktı, ben kalkarken gördüm saçındaki sarı tonlarını  renklerini değil!-)

kitap benim değil, ben başka kitaplar okuyayım diye onun eline tutuşturulmuş bir şey sadece.

ot! otdergi!

Dünyanın tüm otları!

Gevende’nin akvaryumu

Az önce yeniden uyandığım ve gerindiğim doğa.

                                                 (siz napıyosunuz abi feysbukta?)

Kirli gibi esmerleşen ellerim.

Serçe parmağıma taktığım kurukafa yüzük.

(bazı yüzükler benim serçe parmağıma uysun diye yapılmış)

Az ilerimdeki çirkin, iki gözlü (insan gözü) çanta.

Ben almayayım diye yapılmış.

“Your own personal gökkuşağı”

(Ben görmedim.)

Kendimi dünyanın en karşı konulmaz kadını, hayır, insanı zannederken gördüğüm patates suratım

(ayfonlar benim değil.)

Çimlerin üstünde beliriveren, babaannemin genç sureti

(hani şu fotoğraftakiler gibi)

rüzgar ve güneş ışınlarının oyunuyla çimlerin yer değiştirişi, kaymalar.

yeryüzü kaymaları!

 

vondelpark 1

İnsanın kendini tanrı ya da Erdal Öz’ün deyimiyle yarıtanrı gibi hissetmesi ne acayipti! O an aslında pek de düşük olduğunu sanmadığım egom (normal şartlardaki egom) bana minicik göründü. Asıl şimdi gelsinlerdi de görsünlerdi yüksek ego neymiş. Hahayt, fahrenayt. Bendim herkesin ve her şeyin etrafında döndüğü. Onları farkında olarak ya da olmayarak düzenleyen bendim, daha doğrusu onlar farkında olarak ya da olmayarak bana uyuyorlardı. Büyük güç büyük sorumluluk da getirecekti şüphesiz ama şimdilik bu anın tadını çıkarmak gerekliydi, sürdüğü süreceği birkaç saatti zaten…

Bir süre gözlerim kapalı koltukta oturup o birkaç saati andıktan sonra açtım gözlerimi. Kitap hala kucağımdaydı. Bir kurşunkalem bulup, kitaptan yukarı kopyaladığım satırların altını çizdikten sonra sayfanın kenarına minik bir mantar işareti yaptım ve kitabı okumaya devam ettim. Fena kitap değil, tavsiye ederim.

 

(Fotoğraflar yazara aittir.)

Gevende – Sen Balık Değilsin Ki: https://open.spotify.com/embed/album/0f4FVeg1xqZAnr00cJoosn

Yazar: bellatrixbegins

twitter, instagram: @bellatrixbegins kişisel blog: www.bellatrixbegins.blogspot.com Daha ne diyem, Mahmut mu diyem? (DEDİ)

One thought

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s