Seveceğinize Eminim: Medtner

Yazıyı içinde geçen eserleri dinleyerek okumak isterseniz spotify listesine buyrun.

Klasik müziği sevdiğimi bilen arkadaşlarım arada beni sinirlendirmek için çok bilinen eserleri övüyorlar, Beethoven Neşeye Övgü, Marc reklamının müziği ya da Bugs Bunny’nin söylediği arya gibi. Ne yazık ki bu numaralar bana sökmüyor, bir eser onlarca defa margarin, benzin ve kedi kumu reklamında kullanılmış olsa da güzelliğinden hiçbir şey yitirmiyor, popüler ve bilinen olması canımı sıkmıyor. Yine de klasik müziğin az bilinen bestecileri ve eserleri daha çok bilinsin istiyorum, fırsatını bulduğumda köşeye sıkıştırdığım kişiye Glick’in İbrani ezgileriyle süslenmiş klarinetli oda müziklerini, Walton’ın viyola konçertolarını zorla dinletiyorum. Bunların arasında daha çok bilinmesini kalpten istediğim bir besteci var, o da Medtner, o yüzden şimdi bütün bir yazıyı kendisine ayıracağım.

Nikolay Medtner aslında artık eskisi kadar az bilinen biri değil, son dönemin popüler piyanistleri tarafından konserlerde ve kayıtlarda daha fazla tercih edilmeye başlandı ama fikrimce hâlâ hakettiği kadar değil. Klasik müzik dinleyicisinin Rahmaninov’a olan sevgisi düşünülürse çok da sevileceğine eminim, çünkü romantikliği ve gelenekselliği başarılı bir şekilde götürmesi açısından birbirlerine çok benziyorlar. Rus klasik müziğinin de en büyük derdi hep buradan çıkıyor zaten, kim daha geleneksel, kim yeni metodlar deniyor, kim Avrupa özentisi, kim bizden, kim onlardan soruları sürekli havada uçuşuyor. Bu çok da şaşırtıcı değil, geleneksel Rus müziğinin kökenlerinin son derece eski ve dışarıdan etkilenmemiş olması kendisini diğer ülkelerin halk ezgilerine karşı biraz daha değerli kılıyor. Bini aşkın yıl öncesine kadar izlenebilen Rus halk müziğinde sonraları eklenen Bizans etkisi kolayca fark edilebildiğinden saf hali kolayca ortaya koyulabiliyor. Tabii bunda 20. yüz yılın başlarından beri kendini bu konuya adayan müzik tarihçilerine sahip olmalarının da faydası var. Kültürel miraslarını koruma sevdası o çok ünlü Rus Beşlisi’nin oluşmasına yardımcı oldu, ki bu ismi pek çokları yanıltıcı buluyor. Çünkü beşlinin pek de işe yaramayan ( fakat nedense kurucusu kabul edilen) Cui’si ve Islamey’den başka doğru dürüst eseri olmayan Balakirev etkisiz elemanlar olarak görülüyor; geriye kalan Mazorski, Borodin ve Rimski-Korsakov için pasif agresifçe Rus Üçlüsü diyenler bile oluyor.

medtner2

Neyse, dedikoduyu geçelim. Rus Beşlisi’nin emelleri Rus müziğini dış etkiden korumak, Avrupalı bestecileri çalmayı reddetmek, “Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı.” anlayışını olabildiğince yaymaktı. Çağdaşları olan Çaykovski ise bütün bunlara burun kıvırır, Paris’te, Kuzey Amerika’da konserler verir, kimsenin dediğine aldırış etmezdi. Bu nedenle müziği de son derece kişisel ve içedönük, çılgıncasına da romantik oldu. Yaygın olan düşüncenin aksine Çaykovski tamamen Avrupai değildi, müziği Rus ezgilerinin ciddi bir şekilde etkisi altındaydı. Rus Beşlisi kendilerini takmadığı ve batıya olan yakınlığı nedeniyle Çaykovski’ye karşı hırs beslese de aynı zamanda gizliden de ona hayrandı. Hâl böyle olunca ilerleyen yıllarda ortaya çıkan Rus besteciler hep bir doğu-batı, biz-onlar çatışmalarının arasında kaldı. Bu işten alnı ak çıkanlar çok fazla politik düşünmeden müziğine yoğunlaşanlar oldu. İşte bu noktada Medtner’e gelmiş bulunuyoruz. Medtner Rahmaninov’un temsilcisi olduğu Moskova Okulu’ndan bir besteci. Çaykovski’nin yolundan giden, Rus müziğini daha geliştirmek için uğraşan, Çaykovski gibi romantik, şiirsel ve lirik eserler besteleyen, çoğunlukla piyano için yazan bestecilerin ait olduğu bu grupta yine çok sevdiğim ve maalesef az bilinen Arenski ve Taneyev de bulunuyordu. Taneyev’in öğrencisi, Rahmaninov’un koruması altında olan Medtner başlarda kendini aslında geleneksel biri olarak görüyordu fakat müzik hayatı boyunca kuralları esneterek pek çok yenilikçi besteye imza attı.

Çağdaşları olan Ruslar gibi piyanoya ağırlık veren Medtner belki sadece solo piyano için yazmadı ama bestelerinin hepsinde mutlaka piyano partisyonu vardı. Eleştirmenler kendisini Brahms’a benzetiyordu, Medtner bu benzetmeden hoşnut kalmasa da Brahms’ın büyük hayranıydı, şımarık bir çocuk gibi Brahms’tan daha iyi olduğunu da söylemişliği vardı. Kimileri tarafından Chopin’den ilham aldığı da söyleniyor ki Chopin’in çokseslilikte beyin yakan baladlarını ve scherzolarını düşünürsek bunun doğru olduğunu görebiliriz. Çaykovski ve Rahmaninov’un şiirselliği, romantizmi, Taneyev’in masalsılığını da taşıyan Medtner’in bir de çok kendine özgü ve kişisel olan bir tarafı vardı. Bestelerinde Wagner gibi leitmotifler kullanırdı, formül kullanmazdı. Sonatlarında ve konçertolarında kimi zaman kırk dakilalık bölümler bulabilirsiniz, kimi zamansa 2 dakikalık adagiolar karşınıza çıkabilir. Piyanonun kendisi için tek enstrüman olduğunu ilan etmiş olsa da piyano konçertolarından orkestra için de ne kadar enfes şeyler yazabileceğini fark edeceksiniz.

Medtner ilk bakışta çelişkilerle dolu bir besteci. Beste yapma sürecinde öncelikli hedefinin sadelik olduğunu söylüyor fakat eserleri içinden zor çıkılacak derecede yoğun ve kompleks; sembolizm kullanımını seviyor, naif ve spontane bir şekilde ortaya çıkması gerektiğini iddia ediyor, üzerinde düşünülmüş ve uğraşılmış sembolizme değer vermiyor fakat en son dönem eserlerine bile 19 gibi erken bir yaşta başlamış ve yıllarca üzerinde uğraşmış. Buna rağmen müziğinin içinde ilerledikçe bu çelişkilerin aslında çelişki olmadıklarını keşfediyoruz, sadelikten kastı kesinlikle minimalizm değil, gereksiz süslerden ve klişelerden hoşlanmıyor. Spontanlıktan bahsederken bestenin temelinin doğalca ortaya çıkması ve yıllar içinde yavaş yavaş kusursuz hale getirilmesi gerektiğini söylüyor. Bu insanlığın geri kalanının yaptığının tam tersi işleyen bir süreç Medtner için, başkalarının önce temellerini atıp sonra geliştirdiği yapıtları Medtner sıkça bahsettiği ilham perisi sayesinde olabilecek en kompleks fikri ortaya atıp uzun süre boyunca sadeleştirmeye çalışarak sergilenir hale getiriyor.

Medtner’in konçertoları masalsı, gizemli ve Rus romantizminin gerektirdiği üzere agresif bir havaya sahip. Piyano sonatlarında ise gerçekten parlıyor, enstrümanının sınırlarını zorluyor; şaşırtıcı değil çünkü kendini Beethoven’ın (dünyanın en iyi piyano sonatlarının bestecisi) öğrencisi olarak tanımlayan birinden bahsediyoruz. Benim favorilerim ise Medtner’in kendi mucidi olduğu skazkalar. Aslında Rusça’da masal ya da efsane anlamına gelse de Medtner bunu karısının önerisiyle İngilizce’ye peri masalı olarak çevirmiş, çok da güzel olmuş çünkü bu 38 parçanın hepsi de birer Rus peri masalı havası taşıyor, çocuksu oyunculuklarıyla bambaşka bir form olduğunu belli ediyor.

(Vatanımızı, milletimizi eleştirmek için biraz alakasız bir parentez açıyorum, sadece müzik okumak isteyenler ya da bu konuda hassaslıkları olanlar mürdüm renkli kısmı atlayabilir, bir şey kaçırmayacaklardır. Klasik müzik bestecilerinin biyografilerini okuduğum zaman sık sık karşıma çıkan şeylerden biri de eşlerinden sanatları ve yaratıcılıkları konusundan ne kadar çok yardım aldıkları ve fikirlerine değer verdikleri. Robert Schumann’ın bestelerini ilk konserlerinde Clara’ya çaldırması, Bernstein’ın operalarına söz yazarken eşinin fikirlerini kullanması ve bunu her yerde mutlaka söylemesi gibi. Ve tabii ki de ardından aklıma entelektüel kadınları camdan atmak isteyen şairlerimiz geldi. Birlikte hayatımızın sonuna kadar yaşayacağımız insanı dahi seçerken kendimizi onaylayacak ve bizimle yarışamayacak insanları beğendiğimiz bir kültürümüz olduğu için belki de bizden bir Medtner ya da Bernstein çıkmıyor olabilir, ne dersiniz? Mesele sadece evlilik değil, insan sosyal bir varlık ve son dönemdeki içedönüklük güzellemeleri içedönük insanların yaratıcılıkta bambaşka olduğunu iddia etse de tek başına başarılabilen güzel işler çok az. Yazının başında Rus Beşlisi’nden ve Moskova Okulu’ndan bahsettik. Sosyallik, arkadaşlık ve destek müzisyenlerin bulundukları yere gelmelerini sağlıyor. Birbirlerini sevmeyen rakipler dahi muhataplarının yeteneklerini farkediyorlar, övgülerini kendilerine saklamıyorlar. Dağdaki tek odalı evine kendini hapseden yazar düşüncesi kulağa romantik gelse de işin aslı fikir alışverişi, paylaşım ve sosyalliğin sanatı çok daha zengin yaptığı gerçeği. Örnek olarak çağdaşlarına sırtını dönmüş, yapmayı en çok sevdiği şey otel odasına gidip katılarak ağlamak olan Çaykovski’yi verebilirsiniz ama kendisinin olağanüstü bir yetenek olduğunu bilmeniz gerekir. Eğer yaratıcılık gerektiren bir mesleğiniz varsa Çaykovski olma olasılığınız çok düşük, fakat kendinizi izole ederek ya da sadece birbirini pohpohlayan grupların içinde varolarak yaratmaya devam ederseniz Medtner olma şansını da kaçırabilirsiniz. İbretlik kısmımız burada bitiyor.)

Peri masallarına dönelim, edebiyatta olduğu gibi müzikte de ilkel ve akılalmaz bir his bırakıyor insanda. Kendi iki favorim opus 8 ve opus 20’dekiler bence Medtner’in müziğinin üç numaralı piyano konçertosuyla birlikte doruk noktası. Kimileri için başlangıçta çok kompleks ve takip etmesi zor gelebilir, o vakit piyano beşlilerine yönelebilirsiniz ama hemen vazgeçmeyin, koyun arka plana çalsın. Bir süre sonra tarzına alışıp Medtner’i çok sevmeye başlayacağınıza eminim. Özellikle de Rahmaninov’u da takdir eden bir espri anlayışınız varsa.

Yazıyı bitirmeden iki isimden daha bahsetmem gerekiyor, bunlar Medtner’in bilinirliğini arttıran icracılar. İlki Boris Berezovski. Hayır, o Boris Berezovski değil bu başka bir Berezovski. Maskülen, eforsuz, umursamaz ve agresif tarzıyla Rus romantikleri ve Chopin etüdleriyle bütün dünyayı kendine hayran bırakmış bu havalı piyanist Medtner ve Liyadov gibi az bilinen bestecileri çalmayı da çok seviyor. Berezovski ters bir adam, konserlerde piyano çalarken ellerini göremiyoruz diye şikayet eden seyircilere kızıyor, konser sadece müzikle alakalıdır diyor (katılmıyorum ama saygı duyuyorum). Aynı zamanda güzel, yakışıklı, genç ya da tuhaf olduğu için ünlü olan müzisyenlerden de hoşlanmıyor, pek çok muhteşem yeteneğin büyük plak şirketleriyle anlaşma imzalamadıkları için hakettikleri üne sahip olmadığını söylüyor (yukarıdaki sosyallik savımı kanıtlıyor). İşte burada ikinci isim olan Hamish Milne’a geliyoruz. Bir röportajında soruları soran adama Medtner’den bahsedilirken Milne’ı bilip bilmediğini soruyor, adam hayır diyor, bu sırada röportajı okuyan ben “ben biliyorum, bana on puan öğretmenim!” diye neşeleniyorum, Milne’ın bilinmemesine bozulan Berezovski bir CD çıkarıp röportajcıya veriyor ve bunu iyi dinle diyor.

berezovksy
Boris Berezovsky. Hayran olmak serbest.

Sinirinde çok haklı elbette, çünkü Berezovski’nin Medtner yorumlarına övgüler yağdıran eleştirmenlerin Medtner’in müziği hakkında azıcık bilgi sahibi olsalar Hamish Milne’dan haberdar olacaklarını biliyor. Klasik müzik deyip geçmeyin, özellikle eleştirmenleri bilgisizlikleriyle birbiriyle yarışıyor. Neyse, Milne. Hayatını Medtner’in hakettiği saygıyı ve ilgiyi kazanması için harcamış bu İskoç piyanist gerçekten de elleri öpülesi biri. Medtner’in bütün piyano eserlerini inceleyip kaydetmiş olan Milne Medtner’i tanımak isteyenler için ilk adım olmalı. Yorumları Berezovski kadar romantik değil, Avrupalılığı ağır basmış. Rafal Blechacz’a röportajlarında sık sorulan bir soru Polonyalı olmanın Chopin’i daha iyi çalmak anlamına gelip gelmediği hakkında. Blechacz diplomatik olarak hayır diyor, ama mazurkalarda ve polonezlerdeki Polonya ezgilerini ve ritmini daha iyi anlıyoruz diyor. Aynı durum burada da geçerli, Berezovski’de Medtner’in Rus özellikleri daha parlıyor ama Milne’ın akademik yorumları da modern temaları göze çarpan bir hale getiriyor. Zaten sanattan bahsediyoruz, daha iyi-kötü tartışmaları çok çocukça olmaya başladı.

İsterdim ki sizinle şu anda yan yana olalım, size sırayla Medtner’in en sevdiğim parçalarını tek tek dinleteyim, arada durdurup burası en sevdiğim yer diye başa alayım ama ne yazık ki dünya o kadar da acımasız bir yer değil. Bu nedenle sizi Medtner’in en harika eserlerinden oluşan playlist’imizle başbaşa bırakıyorum. Umarım kendisini seversiniz.

3 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s