#neizlesek – Şubat ’19

Ocak – Şubat, sinema vizyonunun şenlendiği zamanlar, malumunuz. Gerçi bu sene sinema dağıtımı adına enteresan bir münakaşanın fitilinin ateşlendiği, seyirciden yapımcıya zincirdeki her halkanın aşırı haklı olduklarına bizi inandırmaya çabaladığı bir döneme denk geldi. Her zamanki gibi çözümün yine seyirciye pek de bir şey kazandırmadığı, ama mesela Yılmaz Erdoğan’ın TRT’de program yapmaya başladığı süreç herkesin öpüşüp barışması ile sonuçlandı. 2004 yapımı Organize İşler’in dile kolay 15 sene sonra gelen devam filmi, bir ay gecikmeyle bu hafta vizyona girdi, meraklısı zaten kaçırmayacaktır. Sinema salonlarının iç ezici leş komedi filmlerine emanet olduklarını düşünürsek kalburüstü bir iş olacağından neredeyse eminiz. Yine de, keşke 20 yıldır bir şekilde mizah anlayışımıza şekil veren bu komedyenler bu kadar göstere göstere sisteme teslim olmasaydı, mısır fiyatından alacakları 3 kuruşluk pay için büyük sanatçı pozlarına girmeselerdi, sinema salonu zincirlerinin ne izleyeceğimize karar verdiği, kanalın içeriği yönettiği bu düzene doğru sebeplerle karşı çıkmayı becerebilselerdi diye düşünmeden edemiyor insan. Neyse, önümüze bakalım.

Fragmanını gördüğümden beri çılgınca merak ettiğim “Velvet Buzzsaw”, Netflix marifetiyle bizim buralarda da seyircisiyle buluştu. Nightcrawler‘ı izleyip Jake Gyllenhaal’un ne kadar iyi bir aktör olduğunu hatırlayanlar buraya. Nightcrawler’daki rol arkadaşı Rene Russo ve filmin yönetmeni Dan Gilroy ile bu sefer modern sanat dünyası üzerieden bir kapitalizm eleştirisine soyunuyor. Çok taze Sundance’de görücüye çıkan Velvet Buzzsaw, izledikten sonra bir süre sizinle kalan filmlerden. Eskiden olsa 1,5 yıl kadar beklerdik, Netflix sağ olsun, şıp diye biz de izleyebildik ki, sanatın ulaşılabilirliğinin değerini nasıl etkilediğini tartışan bir film için dağıtım ile alakalı birtakım sohbetleri de açması mümkün. Eleştirisini yersiz, filmin kendisini eleştirdiği kişiler ve kurumlar kadar yüzeysel ve ukala bulanlar olacaktır elbet, yine de durduğu yeri ve sordurduğu soruları epey sevdim.

Jake Gyllenhaal’a doyamayanlar için bir de vizyon filmi önerimiz var; Jacques Audiard imzalı The Sister Brothers, hem yönetmeni, hem Joaquin Phoenix, John C. Reilly ve Riz Ahmed’den oluşan nefis oyuncu kadrosu ve pek tabii klasik Western gramerini perdeye taşımasıyla ilginizi hakediyor.

Oscar’a en çok dalda aday olan filmlerden biri “the Favourite – Sarayın Gözdesi”, sonunda sinema salonlarımızı şereflendiriyor. 18. yüzyılın İngilteresinde, kraliçe ve gözdeleri arasında geçiyor olmasından dolayı bu senenin en kostümlü filmi kendisi. Kadınlar arasında, kadınlar adına anlatılmış bir rekabet hikayesini anlatıyor. Kameranın arkasında Yunan Tuhaf Dalgasının baş kahramanı Yorgos Lanthimos, kameranın önünde her biri birbirinden nefis, herbiri Oscar adayı 3 kadın var, Olivia Colman, Rachael Weisz ve Emma Stone. Festivalde kaçıran talihsizlerdenseniz, internette dolaşan DVD versiyonuna yüz vermediyseniz, sabrınızın meyvesini toplamak üzere sinema salonlarına bekleriz.

Van Gogh filmi “At Eternity’s Gate”, herşeyden önce Willem Dafoe’nun dördüncü Oscar adaylığının müsebbibi. Van Gogh’un son günlerine bir detektif titizliğinde eğilen “Loving Vincent“ın ardından, zat-ı şahanelerinin son günlerine odaklanan, yakın tarihli ikinci iş kendisi. Bu kez yönetmen koltuğunda Diving Bell & Butterfly’dan hatırladığımız, ressam – yönetmen Julian Schnabel var. Yepyeni bir hikaye değil, ancak hikayenin bu versiyonu hem taze bir bakış açısı, hem de Van Gogh’un yabani doğasıyla ve İsa sendromu ile yüzleşme, dehasıyla göz teması kurma çabası içeriyor. Willem Dafoe çok ekonomik bir ton tutturmuş, delilik ile dahilik arasındaki çizgide gidip geliyor, tek itirazım biraz fazla bakımlı dişlerine, izlerken dikkatinizi dağıtacak kadar bakımlı ağzı şartlara pek uymuyor. Kötü aksanlı İngilizce’nin yabancı bir dilin yerini tuttuğu dönem filmlerine alerjiniz yoksa ve resim sanatına, özellikle Van Gogh ve post-emprosyenist ressamlara ilginiz varsa 15 Şubat Cuma vizyonda.

Werk ohne Autor – Never Look Away: Almanya’nın Oscar adayı, Never Look Away, belli ki Akademi adaylarının en sevdiği yabancı dildeki filmlerden biri olmuş, en iyi yabancı film adaylığının yanında gelen en iyi görüntü yönetimi adaylığının yalancısıyım. Yönetmen Florian Henckel von Donnersmarck’ın bundan önceki en önemli işi, kendisinin uluslararası arenada adının duyulmasının ve ilk Oscar’ının müsebibi “The Lives of Others” da benzer konuların etrafında dolaşmış, Nazi Almanyasının dinamiklerinin sıradan insanların hayatlarını nasıl etkilediğini perdeye taşımıştı. Bizde “Asla Gözlerini Kaçırma” adıyla vizyona giren
Werk ohne Autor – Never Look Away’in genç ve hırslı bir ressam olan baş kahramanının ardından faşizmin satır aralarına sızdığı bir toplumun resmini çiziyor bize. 188 dakikalık süresi göz korkutucu da olsa epik bir aşk, savaş ve sanat mücadelesinin filmi sık sık sinemalara uğramıyor, fırsatı değerlendirmek isteyen sabırlı sinemaseverler buraya.

Gelelim dizilere…

Evde oturalım, tatlı tatlı bir diziyle vakit geçirelim derdindeyseniz, Netflix’te onun da çaresi var. 8 bölümlük, pek sevimli Sex Education‘ın başrolünde el kadarken Scorsese’nin Hugo’sunun başrolünde izlediğimiz Asa Butterfield var. Ergenliğin dikenli yolları ve terapist bir ebeveynin zorlukları üstüne pek renkli bir romantik komedi kendisi, ergenlik ve cinsel farkındalık ile alakalı pek söylenmemiş şeyler söylüyor. Finaliyle ve ergenlik çağı zorbalığıyla ilgili duruşu (ya da duruşsuzluğu diyelim) alakalı itirazlarım olsa da gidişattan yüksek not veriyor, ikinci sezonu merakla bekliyorum.

Henüz izleyemediğim ama pek merak ettiğim, henüz hakkında kötü bir şey duymadığım, fragmanından yola çıkıp iyi bir kara-komedi beklentisine girdiğim Russian Doll merak ettiklerimden. Seyredip de fikrini paylaşmak isteyenleri yorumlara beklerim.

2 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s