Karl Lagerfeld

karl-lagerfeld-with-gitta-schilling-at-jean-patous-in-paris-photo-by-regina-relang-1959

Geçenlerde yeni telefon aldığım mağazanın teknik destek görevlisini anlamakta zorlandım. Yapmamı söylediği bazı komutlar, teknik terimler yüzüne boş boş bakmama sebep oldu. Öyleki bazı anlarda yavaşlığıma tahammül edemeyen görevli -en fazla 25 yaşında- telefonu elimden alıp kendisi devam etti. Tuşlara basma hızını şaşkınlıkla seyrettim. Yaşlanmış hissettim. Gençler böyle şeylerden daha iyi anlar.

Twitter’da da görüyorum bunu, “30’dan büyükler twitter’ı bıraksın”, “40’tan büyükler mezar yeri baksın” gibi yapıcı öneriler var. “65 yaş üstü oy vermesin” diyenler mesela. Peki ama bunu anneme nasıl açıklayacaksınız?

Yıllar geçiyor, emekli oluyoruz, üretime “yazlık bahçesinde menemene koyacak domates yetiştirecek kadar” katkıda bulunma vaktimiz geliyor. Fazlasına gerek yok, zaten çok mümkün de değil, bedenimiz de beynimiz de artık emekli olmuş. Daha ne yapacağız, zaten torunlarımız var, her biri mini mini einsteinlar… Arada bir en basit şeyi geç idrak etmemizle dalga da geçiyor afacanlar. 

Sizi bilmem ama bu benim senaryom değil. Yaratıcılığın, verimliliğin sadece gençliğe atfedilmesi bayağı karamsar çünkü. Çünkü hepimiz yaşlanıyoruz. Öyle olmamalı sanki, bu bir kader değildir herhalde? Öğrenilmiş çaresizlik? “Yaş yetmiş iş bitmiş” dediğimiz için iş bitiyor olmasın? Böyle düşünürken aklıma hep Karl Lagerfeld geliyor işte. 85 yaşında, aktif olarak çalışıyor, üretiyor. Beyni hiç de köhne değil. İşleyen demir ışıldıyor. En iyi koleksiyonlar, işler hep onun. En çok onun defileleri konuşuluyor. Ne zaman biri yetersizliğini ileri yaşıyla açıklayacak olsa önüne kapı gibi Lagerfeld kartımı koyuyorum. Kaç kitap okuyor hangi müzikleri dinliyor, nelerden besleniyor da bu kadar güncel ve hatta zamanın ilerisinde kalıyor? Bu salt yetenek mi yoksa disiplin mi? Hangisi daha fazla? Böyle şeyler düşünüp duruyorum. Telefoncudaki genç görevli aynı anda verdiği beş komutla bana kendimi yetersiz ve hatta yaşlı hissettirmişken de Karl Lagerfeld’i düşünüp teselli buluyorum.  

Ara sıra Café de Flore’da görüyordum kendisini, hatta ilk karşılaşmamızda içeri aynı anda girerken geride durup zarifçe yol vermişti, teşekkür etmek için döndüğümde kim olduğunu fark etmiştim. Masası hep kalabalıktı ve inanmayacaksınız ama çevresinde hep gençler vardı. Siyah camlı gözlüklerinin arkasında saklı kalan ifadesi hakkında bir fikrim yok ama konuşurken, dinlerken mutlu görünüyordu. 

Bugün kendisini kaybettik.Hani çok yaşlı insanlar öldüğünde çok da üzülmeyiz, toprağa karışmayı vakti çoktan gelmiş bir aşama gibi görürüz ya, bunu Karl Lagerfeld’de hiç hissetmedim. Çünkü ne kadar yaşasa o kadar üretirdi, yeni şeyler yaratırdı. Nefes aldığı her dakika değerliydi. Umarım biz de onun gibi yaşlanabiliriz, planlarımız arasında bahçede domates yetiştirmek yoksa tabii ki…

IMG_6583

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s