Ohrwurm!

Ohrwurm!

Biiiiiir numara mutlu akü mutlu akü biiir numara…

Bu… Kulağıma giren ve saatlerce çıkmayan solucan!

“Hani radyoda duyarsın, diline takılır, istemsizce tekrarlayıp durusun” diye tarif ettiğimiz şey var ya, işte onun Almanca tek kelimelik bir karşılığı var; Ohrwurm. Kulak solucanı!

Ural-Altay dil gurubunda olduğu halde Anadolu coğrafyasında yaşayan Türkler, yukarıdan Hint-Avrupa, alttan Hami-Sami dil ailelerinin arasında sıkışıp kalmış durumda. Hem fiziki şartlar, hem de gelenekleri nedeniyle dışarıya dayatma yapan değil, daha çok uyum sağlayan bir dil Türkçe. Bir de buna yenilikleri yapan değil, takip eden durumda oluşumuzu eklerseniz “öz” dilimizin performansı bugün çoğu insanımızı mutlu etmiyor.

Dilimize Fransızcadan geçen OTOBÜS için TDK Oturgaçlı Götürgeç demeyi öneriyor gibi uydurma bir hikâyemizin olma sebebi, kök nedene inmek yerine köken tartışmasına takılmamız. Yani sen otobüsü icat ettin de, adına da OTURGAÇLI GÖTÜRGEÇ dedin de, dünyanın kalanı buna itiraz mı etti? Dil öyle bir şey değil ki! İhtiyacını nasıl olursa öyle kapatıyor. Bu kelimenin Türkiye’den OTURGAÇLI GÖTÜRGEÇ olarak girip İngiltere’den AUTURGECH GOUTHERGECH olarak çıkması, otobüsü senin icat edip sürdürülebilir kılmanla ilgili bir süreç meselesi. Zaten İngilizler buna pek takılmazlar. Zira bazı kaynaklara göre İngilizce kelimelerin yaklaşık %45’i Fransızca orijinli. Mesela, bir İngiliz klasiği kabul ettiğimiz ÇAY… Çay, Çin’in Kuzeyinden (karadan) ayrı, Güneyinden (denizden) ayrı olarak dünyaya yayılmıştır. Kuzey ve güneydeki telaffuz farkından dolayı karadan yayılan dillerde çaya CHAI vb. denizden yayılanlarda ise TEA vb. şeyler denir. Anadolu’ya kara yolu ile geldiği için biz ÇAY derken, deniz yolu ile alan İngilizler TEA diyor. İngilizler bunu alıyor ve neredeyse kendine mal ediyor. Hatta Bay 2. Earl Grey çaya yeni bir boyut katarak tersine kelime ihraç ediyor. Öte yandan bugün Karadeniz bölgesinde doğmuş, büyümüş birisi ile çayın orijinini, bitkinin anavatanını tartışmanız pek mümkün değildir. O kadar Karadenizli görür çayı. Yani etimolojik olarak OTOBÜS ve ÇAY ayrı duygular yaratmaması gereken kelimelerdir. Otobüs için böyle saçmalayıp çayı es geçemeyiz. Onun için de saçmalayalım.

Sözcüklerin kökenini araştıran etimoloji der ki, orijininden bağımsız olarak bir kelime hangi dilden diğerine aktarılmışsa aktaran dilden geçmiş sayılır. Yani, aslında babasının at arabasını çalan Yunan mitoloji karakteri PHAETON’dan esinlenip, at arabasına PHAETON diyen Fransızlardan aldığımız için FAYTON kelimesi teknik olarak Türkçeye Fransızcadan geçmiş sayılır. Fransızlar için ise Yunancadan alınan bir kelimedir. Bu bakış açısıyla dilimizde 5000’e yakın Arapça, 4000’e yakın Fransızca, 1000 civarında Farsça kelime vardır. Bu kelimelerin peşinden koşup zinciri takip edersek Latince, Sanskritçe, Aramice gibi diğer kadim dillere ulaşırız.

Bu uzun girizgâhı “plaza dili sorununu” sorunun köküne inmeden eleştirenlerle yüzleşmek için yaptım. Ayrıca bana bu fırsatı sunduğu için The Mahmut’a teşekkür ederim.

Devam edebilmek için şu örneği vermem gerekiyor. Ülkemizde ilk kez 1930’larda kullanılmaya başlanan ŞOFBEN (chauffe-bain -> banyo ısıtıcısı) kelimesi ilk duyulduğunda “böyle bir şey olabilir mi, BANYO ISITICISINA ne oldu efenim, neden ŞOFBEN diyoruz, kendi dilimiz yok mu bizim!” demişler midir sizce? Derlerse “BANYO da İtalyancadan gelen bir kelime” deyip sustururdunuz herhalde! Zaten BANYO bunun bir 70 – 80 yıl öncesinde kullanılmaya başlandığı için doğrusu HAMAM ISITICISI olmalıydı değil mi? Ancak, o zaman da hamamın “1300’lerden beri kullanılan Arapça kökenli bir kelime” olduğunu söylerdiniz.

Uzatmayayım, varmak istediğim şey KANIKSAMA!

Dil bir kelimeyi kanıksarsa döndürülmesi güç bir noktaya getirir. Bugün ekşi sözlük’te “TROLL kelimesinin Türkçe karşılığını bulalım” başlığı altında tam 59 sayfa “entry” var. Ve fakat çok zor… ENTRY için de çok zor, TROLL için de çok zor. Her ikisi de böyle kanıksandı ve döndürülemez noktaya geldiler. Zaten 20-30 yıl sonra ŞOFBEN’in Türkçesini tartışmak gibi anlamsız bir şey olacak TROLL’ün Türkçesini tartışmak. Aksi de olabilirdi… BİLGİSAYAR mesela! Kanıksandı. Bravo. Peki, GENEL AĞ? O olmadı… İNTERNET olarak yola devam ediyor. Artık yabancı kelime yabancı kelimeyle savaşıyor, sen araya nasıl gireceksin? Mesela, TABLET mi IPAD mi kazanacak onu göreceğiz. Solo marka kâğıt mendile SELPAK, BİC marka tıraş bıçağına JİLET diyecek kadar kanıksadıysan bu kelimeleri, Android tablete de IPAD diyebilirsin bir gün…

Peki, tam olarak ne demeye çalışıyorsun Opikap, plaza dilini sindirelim mi?

Valla sen bilirsin ama bu günlerde sırıtıyormuş gibi duran şeyler yarın ciddi ciddi karşında durabilir. GOOGLING’in karşılığını “Google’da arama yapmak” diye en az 3 kelimede ifade edip, anlamda hala kısa kalıyorsan GOOGLING bir gün bunu devralır. Kanıksadığın kelimeler için de geriye gitme cesaretin yoksa, kök nedene inemiyorsan bugün plaza dilindeki hassasiyet için biraz geç kalmış olabilirsin. Eleştirilen şeyin adı PLAZA dili. İroni yapmak için mi, bu kelimeye ihtiyacın olduğu için mi PLAZA diyorsun? Peki, o zaman nedir PLAZA kelimesinin Türkçesi? TDK’da İŞ MERKEZİ yazar. Hemen yerine koyalım; İŞ MERKEZİ DİLİ… Oldu mu? Sana o hissi verdi mi? Yani bundan, 30 katlı bir binadaki yabancı ortaklıklı şirkette çalışıp Outlook üzerinden gönderdiği Meeting Request ile RACI matrisi belirlemeye çalışan beyaz yakalı kişinin konuştuğu hibrit dili mi anladın? Zor… PLAZA demeden bu eleştiriyi yapacak o ince derinliğe ulaşamıyorsun. Bir eleştiri yapmak için bile görece olarak KANIKSANMIŞ bir sürü yabancı kelimeye ihtiyacımız var.

Bir keresinde, dilimizdeki belirli bir yabancı kelimeyi eleştirmek için yapılan bir konuşma metninin kökünü alıp çarpanlarına ayırmıştım. Dil konusunda hassas bir konuşmacı olmasına rağmen 5 kelimesinden 2’si Türkçe kökenli değildi. Bunlar için ikame kelimeler kullanılabilir mi diye baktım, imkânsıza yakındı. Peki, gerek var mıydı? Biz adamcağızın derdini çok güzel anlamıştık. Zengin bir konuşmaydı. Eleştirdiği yabancı kelimeyi başka yabancı kelimelerle gömüyordu. Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında devasa bir böceğe dönüşmüş olarak buldu…

Plaza dili diye bir şeyin ortaya çıkışındaki kök nedene gelince; bu dile giren kelimelerin çoğu ya MS Office’de geçen kelimelerdir ya da işin jargonuna aittir. Haftada 5 gün ve 40 saat yüzüne baktığın Outlook’ta, PowerPoint’te, Word’de meeting request, accept, align, ignore, copy – paste, format, find, insert, font yazıyorsa ve yaptığın işe Project Management deniyor, bir flow üzerinde senin rolüne PMO deniyorsa, remote access için servera login olman gerekiyorsa, kirlenirsin elbette. Koy PARDUS’u önümüze, bak kalıyor mu plaza dili. Bir iş nasıl standartlaştırılır, dört başı mamur bir akış nasıl olur sen ortaya koy, bak kalıyor mu plaza dili.

Özetle, plaza dili lazım oluyorsa durdurmak zor. Olmadığı gün ölüp gider. Belki de sadece azınlık bir kesim için lazım olmaya devam eder. Bu dili plaza dışına çıkarabilen zaten kendisi gibi insanlarla, anlaşabileceği gibi konuşuyor. Babama meeting request yaparsan senin ağzına kürekle vurur. Şimdilik KANIKSAMA adımına o kadar ulaşmış değiliz. Plazada olan çoğunlukla plazada kalıyor. 10-20 sene sonra bana ya bir meeting request yaparsın, ya da bir toplantı daveti gönderirsin konuşuruz bu konuyu.

Hem ne kadim diller, kelimeler öldü gitti, yerine derdimizi anlatacak yenileri geldi. Güney Afrika N|uu dili ölmek üzere. Çok enteresan bir dil. İnsan ağzını laklatarak konuşur mu? Yapıyorlar vallahi. Karadeniz’deki ıslıkla konuşma gibi (yazı bittikten sonra aşağıdaki linkteki haberi okuyup videoyu izlemenizi tavsiye derim). Beyaz adam oraya çöktü, asimile etti ve dil gitti gidiyor. Ama beyaz adamın kelimelerinin ilk çıkış noktası da bu yansıma seslerdi… O daha önce kaybetti dilini.

Bugün akıllı telefon kullanan herkes yazı dilindeki evrimin aktörleri durumunda. Sembol diliyle birlikte konuşuyoruz. İki emojiyi yan yana getiriyorsun, kompozisyon gibi anlam çıkarıyor ergenler. Yani eğer bunu kendini ifadede zenginleşme değil, tehlike olarak görüyorsan bu daha büyük bir tehdit. Öte yandan öpücüklü bir kalp atıyorsun yârine, neler anlatıyor neler… Şu yazıyı yazarken en az 50 emoji kullanırdım ama tuttum kendimi. Kullansam, belki de o cümleyi yazarken hangi duyguyu yaşayarak yazdığım daha net geçecekti size. shrug emoji ile ilgili görsel sonucu Bugün buna benzer bir yazıda emoji kullanmak çok kabul edilebilir bir şey değil ama nasıl ki noktalama işaretlerine ihtiyacımız oldu ve hayatımıza girdiler, çok geçmeden emojiler de böyle bir yazının parçası olacak.

Oku da, baban gibi eşek olma!

Oku da baban gibi, eşek olma!

Anlayacağınız üzere ben biraz özgürlükçüyüm bu konuda. Bazen soruyorlar “en sevdiğin kelime hangisi Opikapcığım?”. Hepsi benim evladım ama SEMPOZYUM’u bir başka seviyorum… Syn (birlikte) + posis (içmek). Sen de sanıyorsun ki sempozyumda akademik bir şeyler, bir olaylar oluyor falan… Aslında yanılmıyorsun. Kelimenin sahibi Yunanlılar. Antik Yunan’da felsefe “birlikte içerek” tartışılıyormuş. Eflatun diye bildiğimiz Platon’un birlikte içtik, aşktan bahsettik diye özetleyebileceğimiz SYMPOSION adında bir kitabı bile var. E, hem felsefenin, hem de aşkın gözüne gözüne vuracaksan birkaç kadeh şarap lazım. Etimoloji en iyi bira ile gidiyor.

Son olarak sade ve temiz bir vatandaşımızın hayatımıza kattığı o zengin kelimeyle bitirmek istiyorum; EYYORLAMAM bu kadar. Bu kelimeyi kınamayın. Aklınızda neler canlandırdı ona odaklanın. Ben “bu konu hakkında düşüncelerim ve söyleyeceklerim” bu kadar diye yorumluyorum. Siz de öyle anladıysanız ne güzel. Müthiş bir kelime…

İş bu yazıda kullanılan 1374 kelimenin istatistiksel olarak en az 500 tanesi yabancı bir dilden Türkçeye geçmiş olmalıdır.

Not: Kulağına bunu düşürdüğüm için özür dilerim; Biiiiiir numara mutlu akü mutlu akü biiir numara…

Faideli linkler 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s