Dylan romantizmi ve Asmalımescit’teki yakışıklı abi…

Kısacık bir şey anlatacağım Luke Perry’e, daha doğrusu Dylan’a dair. Çok mühim olmayan bir şey, çok özel de olmayan bir şey, ama işte hatırası var.

Evet, ben de 90’ları yaşamış bir genç kızken aşıktım bu adama. O zamanlar benim için de dünyanın en yakışıklısıydı. Hoş, ilerleyen yaşlarda da bu pek değişmedi; uzun yıllar çok da kabarık olmayan listemde Jeff Buckley’le birlikte bana güzel güzel bakmaya devam etti Dylan. Sonra hiç de ona benzemeyen adamlardan hoşlandım, hatta aşık oldum. Sokaklarda o kadar yakışıklısına rastlamak zormuş, ondan emin oldum. Gerçek hayatta aşk da hiç kolay iş değil zaten. Dünyanın en çirkininden bir çöl prensi yaratmak gibi sihirli güçleri var mesela, tuhaf.

beverly_hills_90210

Neyse. Beverly Hills, 90210’un hemen her bölümünü izlediğim, Dylan’ın Brenda’ya mı yoksa Kelly’e mi daha fazla aşık olduğunu o yaşlarda kendime mesele ettiğim, bir küçücük fotoğrafını defterlerimin arasında saklamak için şehrin ücra bir noktasına düşen kurak semtimizin her yerinde Blue Jean ve Hey Girl dergilerini aradığım, o dergilerden edindiğim İzmirli mektup arkadaşıma kıymetli Dylan sticker’larını yolladığım günler, bazı ilk gençlik hoşlukları olarak anılarımı süsler.

Ne vakit onları anımsasam, açar fotoğraflara bakarım hâlâ. Google galeride karşıma çıkan onlarca Luke Perry fotoğrafı arasından sıyrılıp hızla Dylan’a ulaşacağım bir yöntem bile geliştirmiş olabilirim. Zamanla ne kadar değiştiğini, yaşlandığını gösteren fotoğraflara ise asla bakmıyorum. Bizim Sevmek Zamanı’mız da böyle bir şey demek.

Artık büyüyüp bana arkadaş olan fıstığım Lizge, “Halaaa, hoşlandığın erkekler nasıl tiplerrr” diye sorduğunda ya da kendi tip’lerini gururla önüme koyduğunda da aynı şeyi yapıp hemen arşivden bir Dylan fotoğrafıyla cevabımı veriyorum. Çünkü onun yakışıklılarıyla ancak ve ancak Dylan yarışabiliyor.

Bir de şöyle bir anısı var ki bu Dylan romantizminin, hatırlaması ayrı, anlatması ayrı keyifli benim için. 10 seneyi geçmiştir herhalde. Sene 2007 olmalı… Asmalımescit’te yakışıklı bir abi keşfetmişiz. Öğlen yemeğe çıkınca gittiğimiz restoranda görüyoruz; manava, pastahaneye uğrayınca sokakta karşılaşıyoruz, akşam lafladığımız çaycının, biracının önünden geçiyor falan… Dylan’ı o kadar andırıyor ki kendisi, benle aynı hayranlığı paylaşan arkadaşımla adama bakmaktan alamıyoruz kendimizi. Bir süre sonra bu bakmalar tatlı bir oyun halini alıyor, adamın peşindeki iki heyecanlı genç kıza dönüşüyoruz biz de. Öyle ki yanında bir kadın varmış, belki sevgilisiymiş, belki bakışlarımız onu rahatsız ediyormuş, hatta belki bu iki salak kızdan nefret ediyormuş gibi detayları hiç sorgulamıyoruz. Sadece hayran hayran adama bakıyoruz. Baktığımızı da fark ettiriyoruz. Ergence bir serserilik hali…

Günlerden bir gün Ada’nın önünden geçerken gözüme vitrinde bir kitap ilişiyor. İçeri geçip biraz inceliyorum. Ajansa dönünce de yayınevinin info’lu mail adresine yazıp bülten istiyorum kitabı tanıtmak için. Gecikmeden geliyor yanıt, “Kitabı da iletebilirim ya da siz gelip alabilirsiniz, komşu sayılırız…” diyor maildeki adam. Mail imzasında yer alan  adrese bakıyorum, aaa Tünel, hakikaten de komşuymuşuz… “Tamam, size zahmet olmasın, ben uğrar alırım,” diyorum. Öğlen yemeği sonrası yola düşüyoruz arkadaşımla, beş dakikada kendimizi yayın evinin kapısında buluyoruz.

Kapı açılıyor, görevli arkadaşın yönlendirdiği odaya doğru ilerliyoruz ve bilin bakalım  içeride bizi kim bekliyor? Evet, bildiniz, bizim yakışıklı abi. Kaderin cilvesine bakar mısınız? Tabii kimsenin beklemediği bu ani sürpriz, hepimizi sersemletiyor bir güzel. Bakışlarımız odadaki diğer kişiye yönelince de yüksek gerilim hattına dönüyor ortalık. Evet, yanındaki erkeğe gözlerimizi dikmemizden hiç hoşlanmayan kadın da burada… Tam bu anlarda yaşadığımız duygu geçişlerinin tarifi zor. Sesler kısılıyor, yanaklar al al oluyor, kekeme cümleler sarf ediliyor karşılıklı… İçimizden hem gülmek hem de bir an evvel ortadan kaybolmak geliyor. Tamamen tesadüf olan bu karşılaşmayı sanki hesaplayıp planlamışız pozisyonuna düşmemek için hiç olmadığımız kadar aklı başında ve ciddi görünmeye zorluyoruz kendimizi. Neyse ki karşımızdakilerin de şaşkınlıkta bizden geri kalır durumları yok. Bizim yakışıklı kitabı raftan almaya çalışırken düşürüyor, kadınsa misafirperver olmak adına sohbet etmeye çalışıyor; biz de adamı hiç iplemiyor gibi yapıp tümüyle kadına odaklanıyor, kitabı vitrinde görüp ne kadar da merak ettiğimizi sevgi dolu bakışlarla anlatmaya çalışıyor, arada da yayınevine övgüler düzüyoruz manasız gülücükler eşliğinde. Kitabı aldıktan sonra hızla kendi mahallemize kaçarak bir temiz gülüyoruz olup bitene. Bu olayın ardından da bir daha tövbe ediyoruz yakışıklı abiye bakmaya; asla, kata, haşa!

Sonraki günlerdeki karşılaşmalarımızı, uzaktan başlarımızı eğip karşılıklı selamlaşarak geçiştiriyoruz. Ve kadını adamdan daha çok severek suçumuzu telafi etmeye çalışıyoruz kendimizce. O da bize kızgın bakışlarla bakmıyor artık…

Yıllar sonra biz Beyoğlu’ndan ayrılıyoruz. Ben Balmumcu’daki yeni ajansıma gidip gelirken ara ara metroda, bazen de Beşiktaş’ta rastlıyorum yakışıklıya, hepsi o. Sonra da pek çok şey gibi onu da unutuyorum. Geçen yıl yeniden Beyoğlu günleri başlayınca mahalleyi teftişe çıkıyorum ilk iş. Her şey, herkes yerli yerinde mi acaba diye etraflarda dolanıyorum boş zamanlarda. 

Bir akşamüstü Tünel’deki çaycıda otururken geçiyorlar önümden. Aaaa, demek aynı yerde, aynı işleri yapıyorlar, demek hâlâ birlikteler… Buna bir seviniyorum ki içimden, sormayın. Aradan geçen beş yılda değişen şeyler düşüyor aklıma bir anlığına. Boşver be diyorum sonra kendime; boşver, bak değişmeyen güzel şeyler de var…

Güle güle sevgili Dylan. Fotoğrafın, yeni nesil yakışıklılarla kapışmak için galerimde olmaya devam edecek.

a7d4c52f0e345e13d77a0b4e89f44cff

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s