Gana#5: Bölük pörçük anılarım

Hiçbir yere bağlanmayan ama hafızamızda da yer etmekten çekinmeyen anıları, film karesi gibi görüntüleri, sesleri, minik videoları nasıl yazmalıyız? Bu aralar, işteki yoğunluğun da etkisiyle tüm yazım serüvenim bu hale geldi. Defteri elime alıp 1-2 paragraf karalıyorum, bunlar yayınlanacak şeyler değil ya da yayınlanacak bir hale sokamadım deyip, sıkılıp bırakıyorum kalemi elimden.

Gana’yı bu aralar sıkça düşünür oldum. Bunun birçok sebebi var. Bütün hayatımın, tekdüzelikten kurtulduğunu en çok hissettiğim, zorlanmaktan dahi keyif aldığım 5,5 ayını oluşturdu Gana, bu en önemlisi. Dolayısıyla sürekli aklımın bir yerinde olması anlaşılır. Kışı sevsem de güneşin bize verdiği enerjiyi yadsıyamam ve Gana, sürekli aynı ılık/sıcak yaz iklimine ve Ekim ayında girilen havuzlara sahip olmasıyla bile (sadece bunun için bile) özlenebilirdi. Aniden bastıran yağmurları severim, bu başka bir sebep. Geçenlerde biri buradaki diğer Gana yazılarımı okuyup, oradaki yaşamla ilgili fikir almak istedi benden, böylece bir hatırladım. Bir de tabii, “Bir Yahudi ile evlenir miydin?” sorusuyla uzun süren sessizliğini bozan Ganalı delikanlı var…

Screen Shot 2019-03-17 at 18.05.38
Foto 1: Ekim ayında girilen havuzlar
Screen Shot 2019-03-17 at 18.06.18
Foto 2: Aniden bastıran yağmurlar

Dikkatli okuyucular, bu delikanlıyı Tavuk Suyuna Çorba yazımdan hatırlar. Bana herhangi bir şekilde mesaj atmasını çok önemsediğim, çünkü böylece hala hayatta olduğuna emin olup rahatladığım bu uzaktan yarimle ilginç bir ilişkimiz var. Karabatak gibi kaybolduğu internetsiz dönemler geçiriyor zaman zaman ve bunu bilerek yaptığını söylüyor. Instagram’a bakma dürtüsüne karşı koyabilen insanı bunun için eleştirecek değilim elbet. Lakin, o internetten koptuğunda ben onun hayattan kopmuş olabileceğinden korkuyorum. Afrika’da yaşayan bir insanın hayatta olup olmadığından korkmak pek zor değil tahmin edeceğiniz üzere.

Bölük pörçük anılara giremeden yazı bitecek gibi sanki? Neyse biz klavyenin bizi götürdüğü yere gidelim ve bir yere varmaya çalışmayalım bakalım, asıl macera yolculuğun kendisi değil miydi zaten? (Aerosmith, selam canım)

Evet. Ganalı yarim din değiştirmeyi düşünüyormuş. Yarı medeni ve çeyrek hoşgörülü bir ülkede azınlık, dünyada ise şu an olduğundan daha azınlık olmak istiyor yani, ama kendisi daha ayrıcalıklı olacağını düşünüyor. Bu bir sosyal statü değişikliği sağlayacak ona göre; ailesi muhtemelen şeytan çıkarmak ayini için rahiplere başvuracak ama o, Gana dışında daha çok sözü geçen bir gruba dahil olmak istiyor. Böyle konularda fikir beyan etmek bana düşmeyeceğinden yorum yapmadım. Yahudi cemaatinin ya da sonradan Yahudi olan zenci bir insanın hangi ülkede ne gibi bir ayrıcalık edinebileceğiyle ilgili de fikrim yok. Aradığını bulamayabileceğini düşünüyorum evet, ama aidiyet ihtiyacını da anlıyorum.

Peki bana ne soruyordu Ganalı yarim? Bir Yahudiyle evlenir miydim… Bir Hristiyanla evlenip evlenmeyeceğimi hiç sormamıştı, yanıttan emindi herhalde. Yoksa bu arada geçen zamandaki bölük pörçük iletişimimizin ona bir ilişkide olduğumuz izlenimi verdiğini pek sanmıyorum. Herhalde böyle düşünmüyordur ve bana sadık filan değildir. Umarım değildir. Umarım diyorum ama itiraf etmeliyim ki bu düşünce, burada fiziksel olarak sürekli beraber olduğumuz, icabında aynı koltukta uyuduğumuz insanların kalbinde ufacık bir yer edinemezken bir adamın yedi bin kilometre ve dört yıl uzaktan bana hala bir sevgi, şefkat, işteöylebirşey beslediği düşüncesi beni mutlu ediyor. Ümit veriyor bana bir şeylerin kalıcı olabileceğine dair. Yoksa bunun ikimizin de hayatının aşkı olmadığı aşikar, ama ne önemi var ki bunun?

(Çok yakışıklı çocuk hem. Bunun da verdiği bir gurur var tabii.)

Gana’yı en son böyle hatırladım. Hatırlamak için iyi bir yol… Sonracıma, dün gece evin yakınındaki bir merdivenden alt sokağa inerken cep telefonumun ışığını yakmak zorunda kaldım. Accra’da kaldığım dönem, akşamları kafa lambamı takıp ışıklarının çoğu yanmayan sokaklardan en yakın burgerciye gitmeye çalıştığım geldi aklıma. Ganalılar için komik bir görüntü oluşturuyordum herhalde, bırak kafa lambasını, el feneri bile yoktu onlarda. Karanlıkta kaldırım kenarlarındaki lağım çukurlarına düşmemeyi çok küçükken öğrenmişlerdi.

Merdivenlerden düşmemekle meşgulken aklıma geldi bu bölük pörçük düşünceleri çok da şeyapmadan yazma düşüncesi. “Bunu bi kenara not alayım” dedim, sonra bi kenara not aldığım şeylerin yüzde 99.7’sini yazıya dönüştürmediğimi hatırladım ve not almamaya karar verdim. Şimdi bilgisayar başındayım. Kendi kendini gerçekleştiren kehanet.

Gana’dan geldiğim ilk günlerde, hatta haftalarda kaldırım kenarından aşağı adım atmak yerine fark etmeden az öteye zıpladığımdan bahsetmiş miydim? Kanalizasyona düşme çekincesi insana kolay yerleşiyor.

Bu pek bir yere gitmeyen yazıyı bu güzel Pazar gününde noktalayıp biraz kitap okuyayım diyorum. Ama önce, geçenlerde yolda yürürken kafasının üzerinde kitaplarını dengelemeye çalışan öğrencilerin bana hatırlattığı başka bir görüntüden bahsedeyim: Ganalıların başının üstünde yerinin olmasından, üstelik mecazi anlamda değil. Ganalıların neredeyse her şeyi başlarının üzerinde muazzam bir dengeye oturtarak taşıyabildiğini gördüm. Çocukluğumuzun “Roma Dondurması” görseli gibi Ganalılar, incecik ve zayıf görünümlü bir külah üzerine gerçekdışı şekilde oturtturulmuş onlarca dondurma topu gibi görünüyorlar bazen. Yok artık diyerek fotoğrafladığım iki kişiyi darmadağın arşivlerimden sadece siz değerli takipçilerim için çıkardım, buyrun:

 

 

Bu güneşli pazar gününden geri kalanı sizlere bırakıyor ve serinin altıncı yazısında, Gana’ya ayak basar basmaz yüzüme çarpan misyonerlik rüzgarlarından ve Gana’nın akciğerlerinde neler döndüğünden bahsetme sözü vererek huzurunuzdan çekiliyorum.

(Fotoğraflar yazara aittir: @bellatrixbegins)

Gana serisinin diğer yazılarına şuradan yürüyebilirsiniz: Gana#1, Gana#2Gana#3, Gana#4

Yazar: bellatrixbegins

twitter, instagram: @bellatrixbegins kişisel blog: www.bellatrixbegins.blogspot.com Daha ne diyem, Mahmut mu diyem? (DEDİ)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s