Fleabag: “Benim bu yaşadığım bir sürekli kaşıntı.”

fleabag-season2
Konuk Mahmut: Gizem Ekin Çelik

Dikkat: Spoiler içerir. Diziyi izleyip bitirmişlere öneririz. Sonra bize kızmak yok.

Hani ne diyordu o laf, seni öldürmeyen şey sana güçlü bir savunma mekanizması ve karanlık bir mizah anlayışı verir.

Fleabag’i izlerken hissettiğim şey tam olarak buydu sanırım. En yakın arkadaşını öldürüp hiçbir şey olmamış gibi devam edemezsin. Annenin ölümünden sonra ne yapacağını ve nereye sığdıracağını bilmediğin sevgini anlatırken, onu bana ver demişse misal bunu hiç yapamazsın. Baş edemediğin sevginin emaneti, kaçtığın travmanla el ele giderken bizi zekice sözler ve şakalarla eğleyemezsin! Ne yazık ki bir boşluğu örtmek, onu doldurmakla aynı şey olmuyor, heyhat! –Psikanalize prim versem burada çılgın atardım, hayır sakinim.-

Dizi boyunca kadından etkileniyoruz, çünkü kadın güzel. Çizgili kıyafetleri ve parizyen havasıyla frankofon zaaflarımıza yürüyor, yollar onun yürüsün. Aptal olmamasını istiyoruz, ama kadın aptal canım insanlar. Zekânın ve mizahın çaresiz kaldığı bir aptallığı var hem de. Buradaki anahtar kelime “içgörü” sanıyorum. Buna cesaret diyeniniz de çıkabilir, çok mümkün. Tabiri caizse şakalarınla aşağıladığın o terapistin iki sorusuyla dağılabilecek bir benliğe sahipsin. İki soru sadece. Bununla yaşamak zorunda kalmak, tüm iğnelemelerin kevgirinin tek adresi olmak değilse ne?

Ve aşkı sana en veremeyecek adreste bulduğunu düşünmek misal? Terapistin papazı mı tanrıyı mı sikmek istiyorsun diye sorması boşuna mı? Konfor alanına yapışarak diklenmenin tadı vallahi hiçbir şeyde yok. Burada bir nefes alalım. Bu mühim. Tane tane anlatmaya çalışmak da mühim. İnkar mekanizmalarımız ve sevilemez olduğumuza inancımız, terapi koltuklarında kanırmalarımız filan bir yana dursun, “farkında olmanın” da bu inkara dahil olduğunu anlamaya çalışalım. Evet, biliyorum, aslında burada böyle şeyler oluyor. Bu elimizi güçlendiriyor, bu zekâmızı pekiştiriyor diye düşünüyor olabiliriz ama esasında aptallığımızın temaşası bu. Böyle savuşturamayız yaşadıklarımızı. Farkında olmaktan puan alamıyoruz, puantajı ben kursam, puan bile kırarım. Aşırıya kaçmak isteyenler diskalifiyeyi müzakereye açabilir mümkün.
En yakın arkadaşının sevgilisiyle yattığı için onun intihar etmesine sebep olmuştu, hatırlayalım. Bunu casual seksi kendine yasaklayarak telafi ediyor. Bunu çok üzücü bulduğumu söylemeliyim. Neden cezalandırıldığını bilmeyen küçük bir çocuk var karşımızda. Çünkü bir yetişkin olmanın tüm klişelerinden kaçmanın zeki el hareketleriyle ötelendiği bir şeyden bahsediyoruz burada. Neden yapıyor bunu, kör olasıca bir narsistin lütfundan başka nedir ki bu? Kendi cezasını kendi kesme kibri. Ama gel gör ki, terazi bozuk, analiz paydos haliyle.

Hani, bir şey anlatmak için, ağlamamaya çalışarak elbette, kendinizi paraladığınız ama bir nebze ulaşamadığınız tüm o diyalogları, monologları anımsayın, nasıl hissettiğinizi, kendinizi kaldırıp duvara vurma isteğinizi, içimiz de mi soğumasın ama soğumuyor evet, düşünün kadın bunu rölantide yaşıyor, üzerinde ahkam kesebileceği “havalı” bir şey olarak hem de!?

Dizi boyunca kadın, elini değdiği her şeyi dağıtıyor, kırıyor, örseliyor. Bunca toksik olduğunun bilincini de kara mizahla örtüyor. Canım, yemedik. Böyle olmaz. Adım attığın her yeri, dokunduğun her insanı kendinle bu denli nefessiz bırakma zorunluluğu nereden geliyor acaba? Kardeşinin söylediği şeyi hatırlayalım, düşüğüne dokunmasına izin vermemesini, şirket toplantısında sıkışınca onun şakasını yaparak alkış toplamasını ama bundan nefret etmesini. Ölü arkadaşını bile ilgi çekici bir hale getirmesi hakkında söylediklerini. Kendini insanların üzerine kusarak neyi saklıyor olabilir ki biri?
Anneyi hiç öğrenemiyoruz, nasıl biridir, ne yapar, çocuklarını nasıl sever? Sadece bedenini heykelin vasıtasıyla cici annenin iğnelemesinden öğreniyoruz? Dizinin sonunda da elimizde bir o kalıyor zaten! Elini değer değmez parçaladığı yılın iş kadını ödülünü, bu antika şeyle değiştiriyor hızlıca ve o şey de annesinin bilmediği bedeniymiş meğer. Kadının en güzel göründüğü ve ne yaparsa yapsın çirkinleşemediği yer de annesinin cenazesi üstelik. –Lacancı arkadaşların burada dişleri kamaşmış olabilir, haklılar-.

Her birimiz tamir edemeyeceğimiz ya da beklenmedik bir anda tepemize düşmeyecek şekilde görece güvene almaya çalıştığımız enkazların üzerinde yükseliyoruz. Buradaki mevzu sanıyorum, kendimizi sadece kendimizi ama iyileştirmek için kullanabileceğimiz zekâmızı, mizahımızı ve manevralarımızı bu enkazı çayır çimen gibi düşünmeye vermekteki yazıklık. Evet, yazıklık, her şeye en başta da kendimize yazık ediyoruz. Bu yazıklık zaten sarsılmış adalet duygumuzu kendi elimizle bir kere daha yerle yeksan ediyor. Yaşayan, kendi yaşattığımız, ölmüş, kendi öldürdüğümüz kız kardeşlerimize rağmen yapamayız bunu.

Üzerinde konuşamadığımız şeyler hakkında susmalıyız der ya hani biri, biz sadece üzülmekle başlayalım buna. Sadece üzülelim olur mu. Koynumuzda, gine domuzlarımız, peşimizden gelen tilkilerimizle sadece üzülelim. Acıyı -sevinerek karşılayalım demeyeceğim elbette yok artık kişisel gelişimde keskin aletlerimizi sessizce bırakalım- meşrebimizle -o bizi bağlar kime neymiş- karşılayacak cesareti bulalım. Bizi iyi feministler yapmak için uğraşan “cici anne” güdümünde babalarımızın terapi kuponlarını karanlık mizahımızla değil, kendimize dair iyi bir şeyle karşılayalım. Hayır, en iyi savunma saldırı değil. Ve bu da bir savaş değil. Geçen gün rüyamda saçlarımla oynayıp, tatlı şarkılar söyleyen bir kız çocuğu vardı. Ben, ona doğru dönmek istiyorum ama yapamıyorum, felç geçirmiş gibiyim, kımıldayamıyorum. Küçük kızın neşesine katılalım, şu donmuşluğu bir atalım üzerimizden. Ölü arkadaşlar, ölü anneler, hırsından ölecek kardeşler, işlevsiz babalar ve konunun kendisiyle hiç alakasının olmadığı aşkı bulduğumuz o imkânsızlıklar olmadan hele. Gerisini her türlü hallederiz. Olmadı beni bulun, nedir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s