Online dating çukuruna nasıl düşemedim?

Herzfanger
Tomi Ungerer – Herzfänger

Online dating çukuruna düştüm diye esprisini yapıyordum ama erken konuşmuşum. Düzeltiyorum: Online dating çukuruna atladım. Düşmedim. Havada durdum, şahitlerim de (yazıyı sonuna dek okursanız eğer) sizsiniz.

Önce bir not, bir de girizgah gerek yalnız.

Not: Online datingi çevrimiçi çiftleştirme olarak çevirecek ve yazının devamında böyle kullanacağım. Burada çiftleştirme sözcüğüne cinsel bir anlamdan ziyade, yeni yıkanmış bir çorap tomarının içinde iki eş, ya da eşe en çok benzeyen, eşin yokluğunda “gideri olan” çorap çiftini bulmak gibi gayet saf bir anlam yükleyeceğim, yerseniz. Yemezseniz, o da olur. Tüm bunlara şimdi karar verdiğim için yazarın notunu buraya yazıyorum.

Girizgah ya da epigraf, her neyse işte (Murat Menteş bunu sevdi) :

Gözü açılmış birisi bana dedi ki, “Bu yeni insanlar tanışırken neredeler? Maskeler giymiş eski insanlar onlar. Yeni hiçbir şeyleri yok. İnsanlar işte.”

(Philip Roth – Ölen Hayvan)

Her şey tamamsa konuya girebilirim.

Çok çocuklu evli arkadaşlarımı, sonra da hiç çocuksuz bekar arkadaşlarımı gördüğüm uzunca bir Mezunlar Günü akşamüstüsü sonunda, bahsi geçen bekar arkadaşlarımdan birinin ittirmesiyle bir süredir kafamda dönüp duran çevrimiçi çiftleştirme kervanına katılmaya karar verdim. Buradaki psikoloji tahmin edilebilir olduğu kadar önemli de: Her şeyden ve herkesten sıkılabildiğimi ve belki, aman tanrım belki, kendim de sıkıcı birine dönüşüp dönüşmediğimi merak ettiğim bir akşamdı bu. Hala “leşleşmemiş” olduğu iddia edilen Bumble ‘ı telefonuma indirdim. Ertesi güne bıraksam kesin kayıt olmazdım, o yüzden hemen üç beş fotoğraf yükleyip birkaç şey yazdım profile. Her yeri doldurmadım ama özellikle gizemli duracak şeyler de bırakmadım, yaşımı ya da okuduğum okulu saklamak gibi saçmalıklara ise hiç girişmedim.

Sonradan gördüm ve işin birkaç gediklisinden öğrendim ki daha buradan oyuna bir sıfır yenik başlamışım. Profilime neredeyse hiçbir şey yazmamam gerekiyormuş. Gizemli olmalıymışım. Sanki nerede okuduğumu soran olsa Boğaziçi demeyecekmişim gibi, oraya da yazmamam daha iyi olurmuş mesela. Gerçi bu son dediğim iki bakımdan yerinde bir öneri olabilir:

  1. Boğaziçi mezunu bir kadının herhangi bir sosyal mecrada duyacağı veya okuyacağı mesajlardan ilk birkaçı arasında mutlaka bir “Ben Boğaziçiliden çekinirim yalnız” vardır. Bu adamları aslında çekinecek bir şey olmadığına ikna etmemiz bekleniyor olacak… Şunu rahatça söyleyebilirim ki aslında çekinecek bir şey yok. Yani normalde yok. Karşısındaki insana söylediği ilk şey “bir okuldan ya da onun mezunlarının hayatta geldiği / gelebileceği yerden çekindiği” olan adamları bilemiyorum. Belki onlar için gerçekten çekinecek bir şey olabilir.
  2. Zaten kimsenin size nereden mezun olduğunuzu soracak kadar konuşası yoktur.

Bu ikinci madde Bumble’a dair iki haftada (bıkmadan hemen öncesine kadar) edindiğim izlenimin toplamı: Kimsenin konuşası yok. Selam diyorsunuz, selam diyor. Naber diyorsunuz, iyidir diyor. Napıyorsun iş güç diyorsunuz, hiç ya boş boş oturuyorum ben, babadan zenginim diyor. Ne derse desin, asla soru işaretli bir cümle kurmuyor. Konuşma ilerlemiyor. Bu noktada

“aman ben de meraklı değilim senin işine gücüne be, şurda iki satır laflamaya çalışıyoruz ki bir kahve içmeye gitsek mel mel birbirimizin suratına bakıp bakmayacağımızı anlayalım”

diyesim geliyor. Ama demiyorum. Çünkü zaman kaybı. Demek ki kahve içmeye gitsek de mel mel birbirimizin suratına bakacakmışız.

bumble yooo.jpeg
Nope.

Ha, bu mecrayı “çatır çatır” kullanan ve konuşmanın gereksiz olduğunu düşünen kişiye saygım sonsuz bu arada. Yani biri bana hiç soru sormayacağına “haftasonu ne yapıyorsun?” desin, razıyım. Bu da bir soru işaretidir nihayetinde. İlgilenirim ilgilenmem o benim bileceğim iş; en azından karşımdaki insan niyetini belli etmektedir. Ama siz oraya ilişki arıyorum, takılmakla işim yok, zeka beni etkiler falan yazıp da sonra selamımı counter strike oynayan internet cafe bebelerinin umursamazlığıyla alıyorsanız, orada sıkıntı var knk.

Tüm bunları çevrimiçi çiftleştirme servislerinde ya da insanlarda mantık ve tutarlılık varmış gibi sormak, sorgulamak, anlamlandırmaya çalışmak yanlış muhtemelen. Yani kesin öyledir. Benim kafam başka türlü çalışmadığı için yapacak bir şey yok. Sizinki çalışıyorsa ne mutlu, çok imreniyorum ve çok ciddiyim, kesinlikle şaka yapmıyorum. İnsanların hareketlerini mantığa oturtmaya çalışmak nafile olduğu kadar yorucu bir iş. Bundan kurtulmayı gerçekten isterdim. Şimdilik öyle bir ihtimal olmadığından geldim burada çemkiriyorum işte.

Garip gurup Twitter hesaplarının önerdiği üzere bi acayip sorular sormayı da denedim, denemedim değil. Selam verince almıyorlar ya da selam yazan çok, sen aradan sıyrıl, farklı ol falan dediler bana. Ben de değişik sorular denedim.

garip gurup twitter
Garip gurup Twitter hesaplarının önerdiği bi acayip sorular (link) ya da bulşit sözcüğünü güzel Türkçemize katsak fena olmaz gibi sanki

Mesela Fenerbahçe Spor Kulübü’nde çalışan bir çocuğa, Fenerli olmanın oraya girmek için artı puan olup olmadığını sordum. Cevap geldi:

_ Olabilir

Pes etmedim. “Yani mesela BAT’de çalışan arkadaşım Marlboro içemez, içtiğini düşünsene, rezalet” dedim. Sekiz gün sustu adam. Dokuzuncu gün gelip böyle buyurdu:

_ Sigara içmek başlı başına rezalet zaten

Sakin ol şampiyon. “Sakin ol şampiyon” dedim. Güldü. O kadar. Tanıdığımız insanların muhabbet bitiren gülücük göndermesine -sinir olsak da- tanışlığımız adına katlanıyor ve dahi kendileriyle ilişkiyi kesmiyor olabiliriz. Tanımadığımız insanlar için gülücük tahammül eşiği daha düşük. Yani tekrar uğraşmıyoruz. Zaten yeterince uğraşmışız bile bu ağzından kerpetenle laf alınan adamla konuşmak için. Ba-baaay!

Bunun “aman burda mesajlar kaçıyor” diye instagrama gelip sonra susanı da var. Şey herhalde, tanımadığın biriyle buluşmaya gidip, kapıdan kendisini görünce tırıs tırıs uzaklaşmak. Olabilir, belki beğenmemiştir diyeceğim ama fotoğraflar aynı? Zaten fazla filtreli bir insan sayılmam. Neyse, bir şeye takılmıştır. Sevmediği bir kitabı okuyup fotoğrafını koymuş ya da nefret ettiği bir ülkeye övgüler düzmüşümdür belki. Ya da o arada manita yapmıştır. Olur öyle şeyler. Yine aralarında en normal olanı bu. Bana hiçbir şey sormama konusunda diğerleri kadar kararlı. Neyse öğreneceğini Instagram’dan öğrenmiştir belki, merak ettiyse. Ben etmiştim açıkçası. Ama sorularım bitti.

Velhasıl, ben bu mecranın manasını anlamadım. “Bakalım bizi kaç kişi sağa ya da sola fıyttırıyor” merakı mı? Hala cazibe merkezi olup olmadığının ölçümü mü? İlk mesajı kızların attığı bir yer bulmanın kıvancını kovalamak mı? Aldığı selamları saymak mı?

Bumble’a ya da benzer çevrimiçi çiftleştirme servislerine yeni giriş yapacak ve yukarıdaki sorulara he diye kafa sallama motivasyonunda olanlara öneri: Google’a “kız” “karı kız” “kadın” “dişi insan birey” yazın, çıkan fotoğraflara bakarak keyifli zaman geçirin. Böylece halihazırda beğenip eşleştiğiniz insanlarla konuşmak zorunda da kalmazsınız. Nasıl fikir? Bence düşünün bunu. Artırdığınız zamanda da Boğaziçililerden gönlünüzce çekinebilirsiniz o/

Uygulamayı indirdiğimde, itiraf etmeliyim ki, en kötü olasılıkla buradan yazacak bir şey çıkar diye düşünüyordum. Çıkacağını düşündüğüm “şey” bu değildi ama haksız çıktım da sayılmaz.

Bu da bir şey.

Yazar: bellatrixbegins

twitter, instagram: @bellatrixbegins kişisel blog: www.bellatrixbegins.blogspot.com Daha ne diyem, Mahmut mu diyem? (DEDİ)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s