#52Film52KadınSinemacı – Şubat

BTS: Director/Writer Greta Gerwig and DP Yorick LeSaux on the set of Columbia Pictures’ LITTLE WOMEN.”

Şubat ayı, hem sinema salonlarında hem de ev sinemasında bereketiyle geldi. Üstelik bu yıl bir de ekstradan günümüz vardı, kendisini film izlemeye ayırmadıysak, bu bizim hatamız.

Önce güzel haberlere odaklanalım. Geçen ay pek muhabbetle bahsettiğimiz The Farewell, Film Independent Spirit ödüllerinde En İyi Film ödülüne uzandı. Yönetmeni Lulu Wang hanımefendinin tutkulu konuşmasını şuradan izleyebilirsiniz.

Belgesel kategorisinde Oscar’ın galibi American Factory olsa da, – evet, onun da yönetmenlerinden biri kadın, benim için kategorinin en heyecan verici görüntüsü Honeyland’in baş kahramanı Hatidze Muratova’yı geleneksel kıyafetleriyle kırmızı halıda görmekti. İşte burada.

Gelelim Şubat filmlerine. İlk filmimiz sinema salonlarında kısacık görünüp kaybolan, bağımsız sinemanın yüz akı bir iş.

#8 – Alma Har’el – Honey Boy: Shia Le Beuf’ün fena halde kişisel büyüme hikayesi uzun süre radarıma girmedi yalan değil, kendisi çok da bayıldığım bir aktör değil. Derken, uzun metraj işlerinden çok müzik videoları ve reklam işleriyle bilinen Har’el hanımefendinin sosyal medya ve ödül çevrelerinde sesini duymaya başladık. Her söylediğine katılmasam da özgün sesleri duymanın güzelliğini hatırladık. FilmEkimi’nde gösterildiği 3 seanstan birinde izleyen azınlıktan değilseniz, benim gibi, kendisiyle ilk buluşma ilk fırsatımız 2020 yılının ilk haftalarında geldi, film Şubat ayının ilk haftası vizyona girdi. İsrail asıllı yönetmen Alma Har’el, bu ilk uzun metrajlı kurgusal işinde, tertemiz bir işçilik çıkarıyor. Minicik bir film Honey Boy, biraz doksanlı yıllarda bolca izlediğimiz Amerika menşeli bağımsızları andırıyor. Öte yandan, ebeveynlik meselesine, ergenliğe ve erkekliğe öyle şık bir mesafeden bakıyor ki, adeta karakterlerine nefes alacak alan açıyor. Yargısız ve zamansız hikayesi bana çok dokundu, hepimiz birilerinin evladıyız sonuçta. Ben Har’el’i takibe alıyorum, fırsat buldukça eski işlerine de göz atacağım. Tavsiye ederim.

#9 – Elizabeth Banks – Charlie’s Angels: Erkek kahramanlarla onlarcası yapılmış, eğlenerek geçirilecek 2 saat dışında pek de bir şey vaat etmeyen, hafif bir seyirlik Charlie’s Angels. Baş rollerindeki herkesi pek yerli yerinde kullanıyor. Başyapıt değil elbet, ama yeni nesil kızlar için, yeni nesil bir aksiyon vaadi, o kadar da bomboş bir vaat değil, bence film seyircisini bulmayı hak ediyor. Kadın arkadaşlığıyla alakalı pek çok varsayımla dalga geçen senaryosu da cabası. Biz yerli seyirci için İstanbul sahnelerini de unutmamak lazım. Anaakım sinemada kendine bir yer açmak için büyük adımlar açan Elizabent Banks’in yolunun açık olmasını isterim ben. Bugün sipariş işi yeniden çevirim ve devam filmleriyle mesleğe ısınıp yarın Bigelow ölçeğinde bir aksiyon yönetmeni olmaması için bence hiç bir sebep yok.

#10 – Greta Gerwig – Lady Bird & Little Women: Greta Gerwig’in Lady Bird‘ü 2018’de #52Film52KadınSinemacı için izlediğim ilk filmdi, pek beğenmiş, şurada devamını dilemiştim. Yeni filmi Little Women‘in Türkiye’de vizyona girmesini beklerken oturup Lady Bird’ü bir daha izledim. Samimiyeti ile bir kere daha kalbimi kazandı, ikinci filmi için umutlarımı arttırdı. Lakin yine de Little Women denen güdümlü füzeye beni hazırlayamadı. Neredeyse her dönemecini ezbere bildiğimiz bir hikayeden bu denli yenilikçi ve samimi bir film çıkarmak, sinema ve sanat tarihi referanslarını gözümüze sokmadan inci gibi dizmek gibi usta işi becerileri ile bunun sadece ikinci filmi olduğuna inanması zor. Neredeyse kusursuz bir iş Little Women, mendillerinizi hazırlayıp March kardeşlerin büyümeyle, kendini bulmayla, yaşamla ve ölümle başa çıkma çabalarına kendinizi bırakmanızı öneriyorum. 1994 tarihli nefis uyarlamanın yönetmeni Gillian Armstrong’un da icazetini almış olması tesadüf değil. Benim için tekrar tekrar izleyeceğim, nadide bir iş olmuş. Tüm oyuncu kadrosunu ve yapımda ve yayında emeği geçen bütün zanaat erbabını gül yanaklarından öpüyorum.

Bu arada, Suicide Squad hezimetinin kuzeni, Harley Quinn’in ve kadın çetesinin hikayesi, Cathy Yan’ın yönettiği Birds of Prey (and the Fantabulous Emancipation of One Harley Quinn IMAX salonlarda aksiyon seven seyircisini bekliyor. Suicide Squad’a emeği geçen büyük ve ünlü erkekler filmin başarısızlığı karşısında üç maymunu oynarken Harley Quinn olarak izlediğimiz Margot Robbie, yapımcı kimliğiyle liderliği ele almış, hikayenin devamı için hem filmde hem de kamera arkasında kadınlardan oluşan bir ordu kurup saldırıya geçmeyi seçmiş. Ben filmi muhtemelen ev sinemasına saklayacağım, türe mesafemden dolayı. Ama film hiç de fena sayılmayacak eleştiriler aldı, “Türü seviyorsanız, bir deneyin bence” diyerek bu aylık listeyi siz değerli Mahmutter’larla paylaşıyorum.

Bitirirken, Natalie Portman’ın Oscar’a aday olmayan Kadın Yönetmenlere dikkat çekmek için giydiği nefis pelerine de değinmek istiyorum. Her ne kadar yaptığı, niyet olarak benim yapmaya çalıştığımdan farklı olmasa da, yani sahip olduğu platformu kendisi için önemli bir mesele için kullanıyor, tebrikler. Öte yandan, kendisi benden farklı olarak, yönetmenlerin işlerini sıralamaktan öteye gidebilir, daha çok kadınla iş birliği yapabilir, platformunu kadın yönetmenlerle paylaşabilir. 20 yılı aşan kariyerinde biri kendisi olmak üzere, sadece 3 kadın yönetmenle uzun metrajlı ortaklığını nihayete erdirebilen Portman’ın niyetini öteye taşıyıp aksiyona çevirdiğini daha sık görmek dileğiyle…

Hafta Sayısı: 9

Film sayısı: 11

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s